

Van Gölü Havzası, 2018-2023 yılları arasında küresel iklim değişikliğinin etkisiyle önemli bir su kaybı yaşadı. 2024 yılı, önceki yıllara kıyasla daha fazla yağış aldı. Ancak son dönemlerde havzada Ekim ve Kasım aylarında beklenen yağışların azalması ve yağışların Mart, Nisan ile Mayıs aylarına kayması, mevsimsel değişimin belirgin göstergeleri arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bu sürecin havzadaki iklim dengesini köklü bir şekilde değiştirdiğini ve bölgenin giderek daha belirgin bir Akdeniz iklimine evrileceğini ifade ediyor. Yaz aylarının her yıl daha da kurak geçtiğine dikkat çeken bilim insanları, artan sıcaklık ile buharlaşmanın su kaynaklarını tehdit ettiğini vurguluyor.

'Yaz Kuraklığı' Uyarısı
Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, uzun yıllara dayanan veri setlerinin, Van Gölü Havzası'nda önümüzdeki 20-25 yıl içinde belirgin bir Akdeniz ikliminin yaşanacağını ortaya koyduğunu belirtti.
Prof. Dr. Alaeddinoğlu, “Şu anda temel karakteri karasal olan düşük yoğunluklu bir Akdeniz ikliminden söz ediyoruz; ancak önümüzdeki 20-25 yıl içerisinde bu bölgede daha belirgin bir Akdeniz ikliminin hüküm sürmesi bekleniyor. Akdeniz ikliminin en temel özelliği ise yaz kuraklığıdır. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda yazlarımız çok daha kurak geçecek. Bu durum, havzanın su kaynaklarını, göllerini, akarsularını ve sulak alanlarını ciddi biçimde etkileyecek. Zira bu bölgede yaşanan buharlaşma kuvvetli ve gerçektir. Bu, sadece göl ve sulak alanların küçülmesiyle kalmayacak; önemli bir kısmın kurumasına ve yeraltı su seviyelerinin giderek düşmesine neden olacak. Bunun sonucunda havzada içme, kullanma ve sulama gibi su kaynaklarında büyük sorunlar yaşanacak. Bu sorunlar halihazırda etkilerini göstermeye başlamış durumda ve gelecekte de artarak devam edecek” dedi.
'Olumsuz Etkileyecek'
İklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından birinin sadece sıcaklık artışı olmadığını vurgulayan Alaeddinoğlu, “Genellikle iklim değişikliğini ‘ısınma' kavramıyla ilişkilendiririz, ancak bu süreç aynı zamanda hava kütlelerinin geçişini de kolaylaştırır. Güneyin sıcak havasıyla kuzeyin soğuk havası arasındaki geçişin artmasıyla, kış aylarında ılınma beklesek de bazen tam tersine soğuk hava kütleleri bölgeyi etkisi altına alabilir. Örneğin, kuzeyden gelen soğuk hava kütleleri ile eksi 30, hatta eksi 40 derecelere varan şiddetli soğuklar bölgeye ulaşabilir ve bu durum günlerce, haftalarca sürebilir. Yani iklim değişikliği sadece sürekli bir ısınma anlamına gelmiyor; aynı zamanda kış aylarında çok daha soğuklarla da karşılaşma ihtimalimiz artıyor. Ayrıca, geçiş mevsimlerinde, özellikle sonbahar ile ilkbaharda, mevsim normallerinin çok üzerinde sıcaklıklar ya da çok altında soğuklar yaşanabilir. Ancak kış aylarında yağışların yeterli olup olmayacağı bugünden kesin olarak bilinmiyor. Bu durum genel atmosferik koşullara ve basınç merkezlerinin etkisine bağlı olarak değişebilir” şeklinde konuştu.
Alaeddinoğlu, önümüzdeki 10 yıl boyunca sıcaklıkların artacağı, buharlaşmanın şiddetleneceği ve yağış miktarında azalma görüleceğini söyleyerek, “Tüm bu gelişmeler havzanın toplam su arzını ciddi şekilde olumsuz etkileyecek. Bu nedenle, bu değişimleri öngörmek ve uygun önlemleri bugünden almak gerekiyor. Çünkü burası kapalı bir havza ve su yönetimi doğru yapılmadığında, burada yaşayan yüz binlerce insan yakın gelecekte ciddi su sıkıntılarıyla karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı.


