

İzmir Dikili'de, İlçe Jandarma Komutanlığı trafik timi tarafından uygulanan kontroller sonucunda, 0,77 promil alkollü oldukları gerekçesiyle bir sürücüye bin 679 TL tutarında idari para cezası verildi ve sürücü belgesine iki yıl süreyle el konuldu.
Sürücü, cezaya itiraz ederek Dikili Sulh Ceza Hâkimliği'ne başvurdu. İtirazında, trafik denetimi sırasında yapılan alkol ölçümünün hatalı olduğunu, tekrar ölçüm yapılmasını istediğini ancak bunun kabul edilmediğini belirtti.
Alkollü olmadığını belirtilmesine rağmen idari para cezası aldığını ifade eden sürücü, kendi imkânlarıyla hastaneye başvurarak ölçüm yaptırmak istediğini, fakat hastanenin “İzmir Valiliği'nin ölçüm tarihindeki yürütmenin durdurulmasına dair genelgesini” gerekçe göstererek ölçüm yapmadığını bildirdi.
SULH CEZA HAKİMLİĞİ, “HAK ARAMA HÜRRİYETİNİN HUKUKA AYKIRI İŞLEM İLE SINIRLANDI” DEDİ
Sulh Ceza Hakimliği, itiraza ilişkin kararında, mevzuatta kişinin kendi imkânlarıyla sağlık kuruluşuna başvurmasının engellenmesini öngören bir düzenleme olmadığını ifade etti. Başvurucunun alkol ölçümünün doğru olmadığı ve yasal sınırların altında alkollü olmadığı yönündeki iddialarını ispat etme imkânının Valilik genelgesiyle kaldırıldığını belirtti. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki savunma hakkı ve Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyetinin hukuka aykırı bir işlemle kısıtlandığını vurguladı. Hakimlik, bu nedenlerle itiraza olumlu yanıt vererek idari yaptırımların kaldırılmasına hükmetti.
KOMUTANLIK İTİRAZ ETTİ
Hakimlik kararına karşılık Komutanlık itirazda bulundu. Bergama Sulh Ceza Hakimliği, bu itirazı kabul etti. Başvurucu, nihai kararı öğrendikten sonra Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaparak, yeniden ölçüm yapılmaması nedeniyle kendini ispatlama imkanının elinden alındığını, mahkemeye itiraz etmesinin etkin bir savunma hakkı sağlamadığını belirtti. Valilik genelgesi gerekçe gösterilerek lehe delil toplama imkânlarından faydalanamadığını ifade eden başvurucu, bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiğini öne sürdü.
ANAYASA MAHKEMESİ, “SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ VE ÇELİŞMELİ YARGILAMA İLKELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ”NE HÜKMETTİ
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine hükmetti. Kararın bir örneği, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere Bergama Sulh Ceza Hakimliğine gönderildi.
“ALKOLLÜ OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ İDDİASINI İSPATLAMA İMKANI ORTADAN KALDIRILDI”
Yüksek Mahkeme, başvurucuya isnat edilen alkollü araç kullanma eyleminin, kolluk görevlileri tarafından tutanağa dayanarak delillendirildiğini belirtti.
Hakimliğin, başvurucunun görevlilerin alkol ölçümünün doğru olmadığı ve yasal sınırların üzerinde alkollü olmadığı iddiasını ispatlama imkanının ortadan kaldırıldığı gerekçesini hatırlatarak, idari yaptırım kararlarının hukuka uygun olmadığına hükmetti. İtiraz merciinin, Komutanlık tarafından yapılan itirazı kabul ederken “tutanağın aksini ispatlayacak yeterli ve geçerli bir belge sunulmadığına” dikkat çektiği ifade edildi.
“KİŞİNİN OTOMATİK OLARAK SUÇLU İLAN EDİLMEMESİ…”
Gerekçede yapılan tespitler ise şunlardır:
– “İtiraz merciinin bu değerlendirmesi ispat yükünü ters çevirecek mahiyettedir. Elbette adil yargılanma hakkı suç isnadıyla ilgili yargılamalarda dahi mahkemelerin fiili ve hukuki karinelere dayanmasını tamamen yasaklamaz. Ancak, suç isnadına ilişkin bir yargılamada karinenin adil yargılama hakkını ihlal etmemesi için karineyle kişinin otomatik olarak suçlu ilan edilmemesi gerekir. Bu bağlamda karinenin aksinin ispat edilebilir olması ve başvurucunun karinenin aksini ispatlama amacıyla yaptığı açıklama ve sunduğu delillerin mahkeme tarafından titizlikle incelendiğinin gösterilmesi gerekir.
– Somut olayda alkolmetrenin yanlış ölçüm yaptığını iddia eden başvurucu, hastaneye başvurarak alkol testi yaptırmak istemiştir. Bu talebi, Valilik genelgesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Oysa başvurucunun toplatılmasını talep ettiği delil, yalnızca kurumlar aracılığıyla elde edilebilecek niteliktedir. Dolayısıyla, başvuru sahibi kendisinin elde etme olanağı bulamadığı delilin aksini ortaya koyabilmesi için makul imkânlar sunulmamıştır. Sonuç olarak başvurucu, yargılama açısından dezavantajlı konuma düşürülmüş; yargıda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ihlal edilmiştir. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekmektedir.”


