

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında, Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçesi ve kesin hesabı değerlendiriliyor.
Komisyonda söz alan CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya'daki Atatürk Devlet Hastanesi konusunu gündeme getirerek şunları belirtti:
– “Sayın Bakanım, buraya öncelikle bir hastane yapılacak mı, yapılmayacak mı? Ayrıca söz konusu hastane hakkında bir komisyon kararı alındı. Bu karar doğrultusunda 20 Ekim 2025 tarihinden itibaren yalnızca acil vakalar kabul edilecek ve ameliyatlar ile diğer işlemler gerçekleştirilemeyecek.
– Üstelik 112 ambulans ekipleri, 20 Ekim 2025 itibarıyla acil servise hasta getirmeyecek. Diğer ölümlerin de kademeli olarak sona ereceğine dair bir komisyon kararı var. Antalya'da her gün birileri, yoğun bakımda yer bulmak için arama yapmak zorunda kalıyor.”
Arı: İhaleye Göre Her Şey Zamanında Yürürse En Az 1,5 Sene ve Siz Atatürk Devlet Hastanesi’ni Kapatıyorsunuz
Hastanenin 24 yataklı yoğun bakım ünitesinin kapatıldığını vurgulayan Arı, şöyle devam etti:
– “Sonuç olarak Sayın Bakan, bu hastane şu an fiilen kapatılmış. Personeli başka hastanelere yönlendirildi. Şu anda yalnızca acil servis göstermelik olarak açık. Ayrıca bu hastanenin henüz bir projesi bile yok. Eğer yapıldıysa, projenin ihalesi 21 Ekim 2025'te gerçekleştirilecek. Eğer tamamlandıysa merak ediyorum, bu proje yapıldı mı, yapılmadı mı?
– İhaleye göre 280 gün içerisinde projeler Bakanlığınıza sunulacak ve onaya sunulacak olan proje inşaatına hemen başlanacak. Çok hızlı olduğunu düşünsek bile, bu süreç belki de 1,5 yıl alacak. Ayrıca bu bütçede bununla ilgili bir ödenek olmadığını biliyorum. Şimdi size soruyorum: Bütçede ödenek yok, hastanenin projesi yok, ve her şey zamanında ilerlerse en az 1,5 yıl sürecek. Bu durumda siz bu hastaneyi kapatıyorsunuz, Sayın Bakanım.
– Bu hastane, şehir merkezinde olan, hastaların en kolay ulaşabileceği bir yer. Eğer bugün kapanır ve hatta yıkılacak olursa, yerini kaybedeceğimizden korkuyorum. Bu nedenle beklentimiz, öncelikle verilen sözlerin yerine getirilmesi. Antalya'ya yakışır, en az 300 yataklı bir hastane yapalım, ama mevcut hastane bu süreç içinde kapatılmadan faaliyetlerine devam etsin; eğer kapatılıp yıkılırsa buraya hastane yapılmayacak. Sayın Bakanım, daha 1,5 yıl varken bu hastaneyi kapatmanız doğru bir yaklaşım değil. Hem hasta için, hem de bölge esnafı için bu yanlıştır.”
Kadıgil: OECD'de Kişi 1000 Kişiye Düşen Hekim Ortalaması 3.9, Bizde Sadece 2.4
Dün gece bir yakınının rahatsızlanarak devlet hastanesine başvurduğunu fakat iki kez hastanede geçiştirilerek eve gönderildiğini, ardından rahatsızlığı artınca hastaneye gitmesi gerektiğinde entübe edildiğini anlatan TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, yaşananları şöyle aktardı:
– “Ambulansla 112 tarafından başka bir devlet hastanesine nakledilmiş. Önce sarı alana yerleştirilmiş, ardından kırmızı alana ve sonrasında entübe olmuş. Daha sonra anjiyo yapılması gerek denmiş, bu arada böbrekleri iflas etmiş. İşte bu sırada bana ulaşmışlar çünkü doktor demiş ki '3 numaralı diyaliz olan yoğun bakım lazım ama İstanbul'da yer yok.' Şimdi dünden beri kendimi yiyip bitiriyorum.
– Ben gece saat 01.30'da o telefonu duysaydım, açsaydım, sizinle iletişime geçebilseydim, bir yoğun bakım yatağı bulabilseydik, üç çocuk babası Paşa Amca şu an hayatta olur muydu, diye düşünüyorum. Kime kızacağımı bilemiyorum şu an Sayın Bakan. Kendime mi? Kendime kızsam ne olacak? Bir vekile ulaşamayan insanlar ne yapıyorlar acaba?”
Kadıgil, hekimlerin OECD ortalamasının yarısı kadar bir nüfusa hizmet ettiğine dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “OECD ülkelerinde kişi başına düşen hekim sayısı 3.9, bizde ise sadece 2.4. Aynı şekilde kişi başına düşen hemşire sayısı da 9.2; bizde ise yalnızca 2.9 ve bu sağlık çalışanları neredeyse dünyanın en yüksek başvurularını karşılıyorlar. Beş dakikada bir hastaya bakmaya çalışıyorlar. Belki Paşa Amca'nın gittiği ilk doktor o gün 100. hastasına bakıyordu ve neye baktığının bile farkında değildi. Gerçekten kime kızacağımı bilmiyorum, ama size kızmam gerektiğini biliyorum.” diye tepkisini ifade etti.
“Bütçede 18 Tane Şehir Hastanesi İçin 136 Milyar TL Öngörüyorsunuz”
İnsan hatalarının olabileceğini söyleyen Kadıgil, şunları ekledi:
– “Bu insan hatalarını minimize etmekle yükümlü kurumlar ne işe yarıyor? Bunu sorgulamadan düşünemiyorum. Şimdi yandaş medyada görüyorum. Sağlığa büyük bir pay ayrıldı, yüzde 45 artırıldı diye haberler yazılıyor. Yüzde 45 falan artırılmadı. Gerçek hesaplandığında, bütçeniz enflasyona göre yalnızca yüzde 6 arttı. Biz bu bütçenin yüzde 71'ini tedavi amaçlı kullanıyoruz.
– Hastalarımızın sağlığı için hiçbir şey yapmıyoruz. Yüzde 24 ve yüzde 21 ayırmışız. Yalnızca yüzde 21'ini tedaviye harcıyoruz ve kişi başına düşen pay, koruyucu sağlık hizmetleri için 2 bin 500 lira. Söz verdiğiniz HPV aşısı, 2025 yılının sonuna kadar hayata geçireceğiz dediniz, ancak proje aşamasında kaldı. Bugün bir hapın fiyatı ne yazık ki 4 bin lira.”
Kadıgil, Sağlık Bakanlığı'nın Sayıştay raporlarının yerini şehir hastanelerinin Sayıştay raporlarına bıraktığını belirterek, “18 tane şehir hastanesi için 136 milyar TL öngörüyorsunuz. Bu parayla bu ülkede 10 milyon çocuğa bir öğün yemek verilebilir. AKP milletvekilleri de şunu diyor: 'Yalan söylemeyin, hasta garantisi yok.' Bana cevap versinler: Yüzde 70 yatak garantisi yok mu? Yüzde 70 yemek garantisi yok mu? Yüzde 70 çarşaf garantisi yok mu? Bu şehir hastanelerimiz, yüzde 50 doluluk oranıyla yüzde 70 garantili yataklara, yenmeyen yemeklere, yıkanmayan çarşaflara veriliyor, verilmedi mi?” diye sordu.


