reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.936,54 0.252
reklam

Hakan Fidan, Alman Medyasına Değerlendirmelerde Bulundu

Yayınlanma Tarihi : Google News
Hakan Fidan, Alman Medyasına Değerlendirmelerde Bulundu
reklam

Bakan Fidan, Almanya seyahati sırasında Welt am Sonntag gazetesine açıklamalarda bulundu.

Rusya-Ukrayna Savaşı ile ilgili bir soruya, her iki tarafın barışa artık daha açık olduğunu belirterek cevap veren Fidan, insanların yaşadığı acılar ve yıkımın büyüklüğünü gözlemlediklerini ifade etti.

Fidan, “Putin belirli koşullar altında ateşkesi ve kapsamlı bir barış anlaşmasını kabul etmeye hazır. Bu durum, Ukrayna tarafına iletildi ve biz de bu konunun bazı yönleriyle ilgileniyoruz. Bu savaş Rusya'ya da büyük maliyetler getiriyor.” şeklinde konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, Fransa, İngiltere veya Türkiye'den askerlerin Ukrayna'ya gönderilebileceğine ilişkin ifadelerine yönelik değerlendirmesinde Fidan, şu sözleri kullandı:

“NATO birlikleri, NATO dışındaki uluslararası gözlemci gruplardan farklıdır. Şu an tartışılan en önemli konu, ABD'nin Ukrayna'ya sağlayacağı güvenlik garantisidir. Bunun yanı sıra, Ukrayna ordusunun kapasitesi de önemli bir faktördür. Avrupa ülkeleri, egemen bir devletin bu konuyu kendisinin belirlemesi gerektiğini haklı bir şekilde dile getiriyor. Rusya ise üst sınırı kendi güvenlik garantisinin parçası olarak görüyor.”

Fidan, her ülkenin ulusal güvenliğini koruma hakkına sahip olduğunu hatırlatarak, mevcut barış anlaşmasının sadece Ukrayna'daki savaşı sona erdirmekle kalmayıp, tüm Avrupa için kalıcı bir stabilite sağlanması açısından da önemli olduğunu vurguladı.

Bu bağlamda, Avrupa güvenliğinin nasıl garanti altına alınacağı operasonları üzerine önerilen anlaşmanın bazı hükümlerinin “daha yakından” incelenmesi gerektiğini belirten Fidan, bu sürecin yeni saldırıları önlemek için tarihi bir fırsat olarak gördüğünü ifade etti.

Fidan, böyle bir anlaşmanın, bir tarafın “herhangi bir nedenle” diğerine saldırmamaya dair “net taahhütler” içermesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu konuda bir uzlaşmaya varılabilirse, bölgede 50, 60, 70 yıl boyunca barış sağlanabilir. Belki daha uzun.” dedi.

Barış anlaşmasının, güvenlik önlemlerinden feragat etmek anlamına gelmediğinin altını çizen Fidan, “Ne Avrupalılar ne de Ruslar böyle bir şeyi yapacaktır. Aksine, farklı senaryolara yönelik hazırlıklarını sürdürecekler. NATO da bunu yapacak. Zaman, barışın ne kadar sürdüğünü gösterecek. Ancak Rusya da ekonomik ve sosyal açıdan zarar görmekte ve bir anlaşmadan fayda sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

“RUSYA İLE DİYALOĞU HİÇ KESMEDİK”

Bakan Fidan, “Rusya'nın Avrupa'ya yönelik hibrit saldırıları var: Su altı altyapısına saldırılar, havaalanları üzerinde insansız hava araçları, siber saldırılar. Türkiye, bu açıdan Rusya'yı bir tehdit olarak mı değerlendiriyor?” sorusuna yanıt verdi.

Fidan, “Suriye ve Libya gibi birçok çatışmada Rusya ile doğrudan karşı karşıya kaldık. Avrupa ülkeleri ile birçok benzer deneyim yaşadık. Aradaki fark, biz Rusya ile diyaloğu hiçbir zaman kesmedik.” dedi. Türkiye'nin çıkarları ihlal edildiğinde tepki gösterse de komşularla sürekli çatışma içinde olmanın mümkün olmadığını ekledi.

“Türkiye, tüm komşularıyla dostane ilişkiler kurmak istemektedir. Hiçbir zaman sorun yaratan taraf olmak istemiyoruz.” diyen Fidan, Türkiye'nin Avrupa ile muhtemel senaryoları ve iş bölümünü ele aldığını belirtti.

Fidan, bu konuda üç önemli hususa değinerek, şunları ifade etti:

“Birincisi, Avrupa güvenlik yapısı. Bu yapı, NATO temellerine dayanmakta ve Avrupa devlet ve hükümet başkanları bunu sürdürmek istemektedir. İkincisi, savunma sanayisi. Ukrayna savaşı, bu sanayinin zayıf yönlerini gözler önüne serdi. Bu nedenle, önümüzdeki 10 yıl içinde Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesi için büyük bir bütçe gerekecek. Türkiye bu süreçte yer almak istiyor. Üçüncüsü ise, Amerikalıların Avrupa güvenliği ile ilgili angajmanının geleceği üzerine gayri resmi tartışmalar mevcut.”

ABD'nin acil bir durumda Avrupa savunmasındaki pozisyonuna ilişkin bir soruya Fidan, siyasi karar alıcıların, kendiliğinden gerçekleşen kehanetlere yol açmamak adına bu konuyu tartışmaktan kaçındıklarını söyledi.

Fidan, ABD'nin şu anda kendi dış politikası, güvenlik, ticaret ve teknoloji politikaları hakkında temel sorular sorduğunu ve iç politikada yeni bir yönelim aşamasına girdiğini kaydederek, uzun süredir istikrarlı görülen dönemin sona erdiğini vurguladı.

Avrupa güvenlik yapısının, İngiltere, Fransa, Almanya, Türkiye ve İtalya gibi ülkelerin bir araya gelerek tartışmayı yönlendirmesi gerektiğini belirten Fidan, “Avrupa olarak yeni dünya düzeninde kendi çekim merkezimizi mi oluşturacağımıza yoksa büyük güçlerin, başta güvenlik, ekonomi ve piyasa alanlarında, bize yön vermesine izin mi vereceğimize karar vermeliyiz. Çünkü ABD, Çin ile küresel rekabetle yüzleşmek zorunda kalacak.” dedi.

“FASILLAR AÇILMADAN…”

Fidan, Türkiye'nin AB üyesi olmasını tercih ettiklerini ancak bu tartışmaların acilen yapılması gerektiğini ifade ederek, Türkiye'ye yönelik tutumun ve eleştirilerin subjektif, AB üyelik sürecinin ise objektif olduğunu kaydetti.

Fasılların açılmasının ardından, şartların yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilebileceğine dikkat çeken Fidan, “Fasıllar açılmadan neyi yerine getirdiğimize bakılamaz. O dönemdeki engeller, bahsettiğiniz nedenlerden değil, bazı AB üyesi ülkelerin siyasi ve ideolojik yaklaşımlarından kaynaklanmaktaydı. Sayın Cumhurbaşkanımız, AB’ye üye olma isteğimizi açık şekilde belirtiyor. Şimdi sıra AB'de. Önemli olan Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik Avrupa'da siyasi iradenin geri dönmesidir; o zaman geri kalan konular da çözülür. AB, adım atmalıdır.” dedi.

Fidan, uzun süre boyunca Alman Dışişleri Bakanı ve Şansölyesi'nin farklı partilerden gelmesinin tek tip bir dış politikayı zorlaştırdığını ve Berlin ile koordinasyonu karmaşık hale getirdiğini belirterek, şimdi bu kişilerin aynı partiye mensup olduğunu söyledi.

Uluslararası düzeyde bu konuyu tartıştığı herkesin durumdan memnun olduğunu söyleyen Fidan, “Almanya, yeni güvenlik ortamı göz önüne alındığında daha fazla sorumluluk almak zorunda. Şansölye (Friedrich) Merz ve Bakan (Johann) Wadephul, vizyoner bir yaklaşımla hareket ediyor. Bu durumun farkındalar ve Türkiye ile ilişkilerini yeniden şekillendiriyorlar.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Suriye'nin ekonomik krizden ve geçmişteki yaralardan yavaş yavaş iyileştiğine dikkat çekerek, devrimden bu yana yaklaşık 500 bin kişinin Türkiye'den Suriye'ye döndüğünü hatırlattı.

Durum olumlu yönde 1-2 yıl gelişirse, bu sayının daha da artabileceğini belirten Fidan, Suriye'nin bu kişilerin vatanı olduğunu ve ekonomik fırsatların ortaya çıkacağını ifade etti.

Bölgedeki ülkeler, Türkiye, Almanya, Avrupa ülkeleri ve ABD'nin Suriye'nin kronik sorunlarını çözmek amacıyla ortak çaba sarf ettiğini hatırlatan Fidan, “Bu süreç için en büyük risk İsrail'dir.” dedi.

Fidan, İsrail'e “güvenlik endişelerini” ilgili taraflarla paylaşmalarını söylediklerini ve bu şekilde sorunların ele alınabileceğini ifade ederek, “Ancak tüm bu tehditlere karşı bombardımana başlarsanız, bu bambaşka bir mesaj verir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

reklam

YORUM YAP