reklam
reklam
DOLAR 43,1732 % 0.13
EURO 50,4003 % 0.14
STERLIN 58,1879 % 0.17
FRANG 54,0950 % 0.06
ALTIN 6.366,34 % -0,02
BITCOIN 92.261,04 1.834
reklam

Volkanik Çukurda Trilyon Dolarlık Lityum Rezervi Keşfedildi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Volkanik Çukurda Trilyon Dolarlık Lityum Rezervi Keşfedildi
reklam

ABD'nin Nevada-Oregon sınırında yer alan eski bir süpervolkanın çökmesi sonucu oluşan McDermitt kalderası, şimdiye dek tespit edilen en büyük lityum rezervlerinden birini barındırıyor.

Araştırmalar, kalderanın altında 20 ila 40 milyon ton arasında lityum bulunduğunu ve bu durumun, şimdiye kadar keşfedilen en büyük tekil lityum yatağı olabileceğini ortaya koydu. Mevcut piyasa değerleriyle bu rezervin yaklaşık 1,5 trilyon dolar değerinde olduğu ifade ediliyor.

Lithium Americas Corporation’dan jeolog Dr. Thomas R. Benson tarafından gerçekleştirilen araştırma, bu dev rezervin oluşumunun volkanik patlamalar, göl tortuları ve uzun süreli hidrotermal süreçlerin bir birleşimiyle mümkün olduğunu gösteriyor.

Yaklaşık 16 milyon yıl önce meydana gelen büyük bir patlamanın ardından, bölgeyi dolduran göl volkanik kül ve çamuru katmanlara dönüştürerek lityum zenginliğini artırdı.

Yer altındaki magma, yüzyıllar boyunca sıcak ve mineral açısından zengin sular yayarak bu tortuların lityum bakımından zenginleşmesine neden oldu. Zamanla smektit ve illite adı verilen kil türlerine dönüşen tabakalar, bölgede lityumu yoğun bir şekilde depoladı. Thacker Pass bölgesindeki illite tabakasının bazı yerlerinde lityum oranının ağırlıkça yüzde 1,3 ile 2,4 arasında olduğu tespit edildi. Bu değerler, tipik kiltaşı yataklarının iki katından daha fazladır.

Enerji Dönüşümünde Kilit Bir Kaynak

Lityum, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara kadar modern yaşamın merkezinde yer alan lityum-iyon pillerinin temel bileşenidir. Küresel talebin 2040 yılına kadar yıllık 1 milyon tona ulaşması beklenirken, tek bir volkanik havzanın sunabileceği bu kadar büyük bir rezerv, hükümetlerin ve enerji şirketlerinin dikkatini çekiyor.

McDermitt kalderası, yalnızca büyüklüğüyle değil, aynı zamanda jeolojik avantajlarıyla da öne çıkıyor. Yüzeye yakın, geniş ve sığ bir yatak olduğu için derin sert kaya madenlerine kıyasla çok daha az atık kaya çıkarılması gerekiyor. Bu durum, maliyetleri ve çevresel etkileri azaltma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, yüksek dereceli kil tabakalarının zemin seviyesine bu kadar yakın olması, büyük bir açık ocak işletmesinin teknik olarak mümkün olabileceğini gösteriyor.

Çevresel ve Kültürel Endişeler

Buna rağmen, bölgedeki lityumun çıkarılması çevresel ve yerel halk açısından tartışmalı bir konu haline geldi. Yerli kabileler ve çiftçiler, büyük bir madenin su kaynakları, otlaklar ve kutsal alanlar üzerindeki etkileri konusunda endişelerini dile getiriyor. Destekçiler, geniş bir alana yayılmış çok sayıda küçük maden yerine tek bir büyük ocağın daha az alanı bozabileceğini savunsa da, eleştirmenler bir dev açık ocağın yeraltı sularını değiştirebileceği, habitatları bölebileceği ve yoğun toz oluşumuna yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Kil tabanlı lityumun işlenmesi de oldukça karmaşık bir süreç gerektiriyor. Mühendislerin kil tabakalarını öğütmesi, kimyasal liç yöntemleri ile lityumu çözmesi ve su kullanımını en aza indirerek geri kazanım süreçlerini yönetmesi gerekiyor.

Araştırma, McDermitt kalderasının neden bu kadar benzersiz olduğunu da açıklığa kavuşturuyor. Peralkalin olarak sınıflandırılan, sodyum ve potasyum açısından zengin magmaların lityumu daha iyi tutması; kapalı bir göl havzasının tortu birikimini hızlandırması ve magma tarafından sağlanan uzun süreli yeraltı ısısının lityumu kil tabakalarına taşımayı sürdürmesi, bu olağanüstü zengin rezervin ortaya çıkmasını sağlamış gibi görünüyor. Bu jeolojik olgunun dünyada yalnızca birkaç yerde görüldüğü belirtiliyor.

Geleceğe Etkisi Yıllarca Sürebilir

Bilim insanları, McDermitt kalderasının sadece büyük bir lityum kaynağı olmadığını, aynı zamanda volkanik sistemlerde kritik minerallerin nasıl oluştuğuna dair bilgileri köklü bir şekilde değiştirdiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra, bölgedeki doğal ve kültürel hassasiyetler nedeniyle alınacak kararların yalnızca batarya endüstrisini değil, yerel toplulukların yaşam biçimlerini de uzun yıllar etkileyeceği ifade ediliyor.

Araştırma, Science Advances dergisinde yayımlanmıştır.

reklam

YORUM YAP