

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, sosyal medya platformunda paylaştığı videoda, AK Parti, DEM Parti ve MHP üyelerinin İmralı ziyaretine dair tutulan tutanakların özetinin okunmasına karşı çıkışını dile getirdi. Çömez, bu tutanakların gizli tutulmasının üç temel amacının olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temsilcilerini, ülkemize silah doğrultan ve tam 50 bin kişinin katili bir terör örgütü liderinin ayaklarına gönderdiler. Ve bunu yaparken 'Her şeyi bilmenize gerek yok' dediler. Peki, bu işin asıl amacı neydi? Birincisi, onu başmüzakereci ilan etmek.
İkincisi, devleti PKK ile eşitlemek. Üçüncüsü ise terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ı tüm Kürtlerin lideri veya kurucu önderi ilan etmekti. Çünkü bu projenin arkasındaki güçler böyle bir misyonu yüklenmek istiyordu. Nihayetinde üç vekil İmralı'ya gitti.
“Gizli Kapaklı İş Yapıyorsunuz”
Şimdi bu sürece bir bakalım; Meclis'teki komisyonda yapılan oylama gizliydi. Neden gizliyorsunuz? Korkuyor musunuz? Yaptığınız işe utanıyor musunuz? Eğer bu kadar eminseniz, neden el kaldıran vekillerin isimlerini açıklamıyorsunuz? Oylama gizli gerçekleştirildi. Sonrasında 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde ise üç vekilin İmralı'ya gittiğini öğrendik.
Bu gidişat gizliydi. Helikopterle gitmişler. Eğer bu kadar doğru bir iş yapıyorsanız, neden bu konuda kamuoyuna açık bir şekilde kendinizi ifade etmiyorsunuz? Neden kucaklaşarak gittiğiniz vatandaşlara mesaj bırakmadınız?
Ne yazık ki, mudanya sokaklarında dolaşma fırsatı bulamadınız. Giden heyetten bir vekile sorulduğunda, 'Gittin mi? Gitmedin mi?' sorusuna, 'Yok ben gitmedim, dişçiye gittim' yanıtını verdi. Kendinizi gizlediniz.
16 sayfalık tutanak tutuldu ama kimin tuttuğu meçhul. Tutanakları tutacak kişi kim? Bu da gizliydi. Sonrasında Meclis'e teslim edilen bu tutanağın büyük bir kısmı kaybolmuş durumda. Yani 16 sayfalık tutanağın 12 sayfası yok, sadece 4 sayfa teslim edilmiş.
Gizli kapaklı işler yapıyorsunuz. Oraya giden partilerin temsilcileri, bu duruma dahil olmadıklarını ifade ediyorlar. 'Bu çöp mesabesindedir, dolayısıyla bir karşılığı yok.' diyorlar. Gizlemekle kalmadınız, o komisyonda görev alan vekiller bile tutanaklardan haberdar değildi.
Vekiller diyor ki, 'Bizim bilmemiz lazım.' İktidar vekili ise, 'Gelseydiniz haberiniz olurdu, gelmediniz, gizliyoruz.' şeklinde yanıt veriyor. Gizli kapaklı süreç sona ermeden devam ediyor ve 'Takılın peşimize, biz ne dersek o olur, güvenin.' diyorlar.
“Sorguluyorlar, Endişe Duyuyorlar, Kaygı Duyuyorlar…”
İnsanlar sorguluyor, endişe duyuyor, kaygılılar, öğrenmek istiyorlar. Ancak, 'Hayır, öğrenmenize gerek yok, bu işin size bir faydası yok. Biz ne dersek o olur.' diyerek, her şeyi insan hakları, demokrasi gibi sunmaya çalışıyorlar. Teröristlerin dağdaki temsilcileri 'Üstümüze düşeni yaptık' diyorlar. Ne yaptılar peki?
Irak pazarında 10 dolara satılan 30 keleşi yakıyorlar. Ardından 'Artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve parlamentonun sırası' diye ekliyorlar. Peki, ne istiyorsunuz? Biz zaten Lozan'a karşıydık. Sevr ile ilgili düzenlemeler istiyorlar. Anayasa'nın değişmesini, terörist başının cezaevinden çıkmasını talep ediyorlar. Durum böyleyken, teröristlerin elini kolunu sallayarak cezaevinden çıkması ve topluma entegre olması arzulanıyor.
“Şehitlerin Yakınlarına, Ailelerine Bir Şey Deyen Yok”
50 bin kişi katledildi, şehit olanların yakınları ve aileleri için hiçbir şey söylemiyorlar. 30 tane keleşi yakıp geçtiler. Daha geçtiğimiz günlerde Kandil'deki uzantıları, Türkiye'deki unsurlarını geri çekeceklerini açıkladı. Kaç kişiydiler? Sayıyı bilmiyoruz.
Eski İçişleri Bakanı'na sorarsanız, 86 kişi geri çekilmiş. Ancak bunların nereden geçtiğini, hangi güzergahı kullandıklarını veya sınırı nasıl geçtiklerini bilmiyoruz. Sınır güvenliğimiz için Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve istihbarat birimleri nasıl bir rol üstlendi, bu da muamma. Silah bırakmaları gerekiyordu, ama sonucun ne olduğunu bilmiyoruz.
Geri çekilen teröristlerin durumu ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değiliz. Daha geçtiğimiz günlerde terör örgütünün bir lideri basın toplantısı düzenledi ve etrafında 30 terörist vardı. Yaktıkları 30 keleşe nazire yaparcasına bu görüntülerle ortaya çıktılar.
“Silahları Amerikan Ordusunda Kullanılan Silahlardır”
İmralı tutanaklarına dönersek, gizli bir biçimde başladı ve gizli noktalandı. Ne olduğu belli olmayan 12 sayfada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Gazi Meclis’in temsilcileri terör örgütünün lideriyle muhatap oldu ve her şey gizli kaldı. Şimdi sorum şu: PKK'nın çatısı altında KCK var. KCK'nın altında PJAK vardır, PKK Türkiye ile alakalı bir yapı. Irak’ta PÇDK, Suriye'de ise PYD ve YPG gibi terör örgütleri mevcuttur. Bu terör ordusuna ait tüm silahlar, Amerikan ordusunda kullanılan türlerdendir. Hava savunma sistemleri, tanklar, tanksavarlar ve uçaksavarlar içerirler.
Bu yapı içinde, 100 bin kişilik bir terör ordusu mevcuttur. Geçtiğimiz yıl, isimleri Türkiye’ye kadar gelen bu teröristler, TUSAŞ'ta evlatlarımızı katletmişlerdir. Sadece sınır ötesi operasyonlar sürecinde 230 askerimiz şehit edilmiştir.
Şimdi soruyorum; PKK'nın Suriye'deki uzantısı bu silahları bırakacak mı? Ve Abdullah Öcalan'ın gizlenen o 12 sayfalık tutanağında bunlarla ilgili ne yazıyor, bu da merak konusu. Aziz Türk milletine sesleniyorum; basiretinizle, cesaretinizle bu sürece inanmayın. Bu, emperyalist güçler tarafından dayatılan Büyük Ortadoğu Projesi’nin devamıdır.


