

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV’deki canlı yayında çeşitli soruları yanıtladı. Özel, şunları ifade etti:
– “Bu komisyona girerken hem çözüm vaat ettik, hem de toplumun kırılgan kesimlerine; bu meseleden rahatsızlık duyan, geçmişteki sözüm sürecine ciddi şekilde tepki göstermiş gruplara da dedik ki, ‘Siz CHP’nin olduğu değil, olmadığı komisyondan korkun. Biz orada hepinizin güvencesiyiz. Şehit ailelerinin, gazilerin.’
– Bu süreçte partinin hangi kitleyi temsil ettiğini bilen, tarihsel sorumluluğunu bilen; ama sol, sosyal demokrat bir parti olarak barışı savunma sorumluluğunu bilen; Türkiye’nin savaşa değil, barışa bütçe ayırdığı zaman neler yapabileceğini bilen bir yerden cesaretle buradayız. Burada bir sıkıntı yok.
– Çünkü burada çok kolay bir siyaset alanı var. AK Parti ve MHP yıllarca bize ‘terörist’ demiş. AK Parti, MHP, DEM’i bir kenara bırakıp karşısına geçip sert bir söylemin bu kadar milliyetçi reflekslerin yüksek olduğu bir ortamda pragmatist bir getirisi var ama bu bize yakışmaz. Biz bunu yapamayız, yapmamız doğru değil.
– Komisyona 29 maddeden oluşan bir demokratikleşme paketi sunduk. O paketin çok gelişmiş bir halini çalışıyoruz, pazar ya da pazartesi teslim edilecek. 49 sayfalık çok kapsamlı bir rapora dönüştü. Bunun üzerinde pazartesi gününe kadar çalışmaya devam edeceğiz.
– Biz bu meseleye kalıcı, samimi ve herkesin faydasına bir çözüm öneriyoruz. Yazılacak olan raporda, mümkün olan en geniş mutabakatın sağlanması gerektiğini düşünüyoruz.
“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Ayak Sürmesi”
– Komisyonun sadece dinleme komisyonuna dönüşmesi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sürekli olarak ayak sürmesiyle gerçekleşmiştir. Komisyonun bu kadar uzaması…
– Yani komisyon 31 Aralık’a kadar neler yapacaktı? Dinlemeler yeni bitti. Komisyondaki bu ayak sürüme konusunda MHP, DEM ve CHP’nin de dahil olduğu tüm siyasi partilerin bir tespiti var ama kimse bütüne zarar vermemek adına bunu açıkça söylemiyor.
– Türkiye’deki iktidar partisinin Milli İstihbarat Teşkilatı sana bağlı. Gidiyor, konuşuyor, geliyor. Senin adına gidiyor, konuşuyor, geliyor. İbrahim Kalın, saygı duyduğum emekleri var ama Recep Tayyip Erdoğan’dan gizli bir şey yapmıyor.
– Ben Türkiye’deki Kürtler için ve Suriye’deki Kürtler için sağlık ve barış diliyorum. Ölmemelerini istiyorum ilk önce. Sonrasında barış içinde ve sağlıklı yaşamalarını temenni ediyorum.
– Cumhuriyet Halk Partisi ve DEM, Baas rejimlerinin çökmesinden sonra bölgedeki seküler iki partiyiz. Orta Doğu’da artık İhvan ya da Müslüman Kardeşler değil; başka bir değerin yükselmesine ihtiyaç var. Türkiye, iyi bir örnek.
– ‘Türkiye’den oraya sekülerizm ihraç edeceğiz’ demiyorum ama DEM’in ve CHP’nin varlığı ve Suriye ile Türkiye’nin barışı, Suriye’deki selefi grupların değil demokratik bir anayasanın var olması ve oradaki Kürt halkının bütün varlıklarıyla anayasal düzene destek vermesi, üretmesi, kazanması ile Türkiye ile birlikte Orta Doğu’nun sömürülen ya da savaş alanı haline getirilen bir coğrafya yerine kendi varlıklarıyla kalkınan, kazanan ve güçlü bir aktör haline dönüşebilir. Orta Doğu’daki güçlenmenin en büyük kazananı Kürtlerle Türkler olacaktır. Hangi ülkede yaşıyor olurlarsa olsunlar.
“Salı Günü Gelecekler”
– Bugün Sayın Pervin Buldan ve Devlet Bahçeli açıklamalar yaptı. Pervin Buldan önemli bazı açıklamalarda bulundu. Devlet Bey de, ‘Her satırının altına imza atıyorum’ dedi. Heyet bizden de randevu istedi. Salı günü 12’de heyet bizi ziyaret edecek.
– Pervin Hanım ve üç kişilik heyet Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelecekler. Suriye’de demokratik bir anayasa olmalı. O demokratik anayasa çerçevesinde bir ordu oluşacaksa, bunun nasıl olacağı ve şu andaki unsurların o orduda nasıl yer alacağı doğru bir şekilde tarif edilmelidir.
– Şu an Suriye’nin realitesini görüp, Suriye’nin realitesinde bir anayasal devlet inşa ederek, orada stabilite sağlamak, bundan sonraki süreç için artık hep birlikte yaşama, var olma ve savunma iradesini ortaya koymak istiyoruz. Biz de bu devlete dostluk edecek, komşuluk edecek bir şekilde yaklaşmak istiyoruz.”
“Özel Yasayı Yazma İşim Değil”
Özel, CHP’nin raporunda özel bir yasa olup olmadığına ilişkin soruya şu şekilde yanıt verdi:
– “Özel yasayı yazma işi benim işim değil. Benim MİT’im yok, askerim yok. Ben kaç mağara var bilmem, kaç silah bırakılacak, ne olacağı, ne biteceği konusunda bilgim yok. O konular getirilecek, cesaretle önümüze konulacak; ‘Böyle, böyle olacak. Devletimiz bunu çalıştı’ denilecektir.”
– “Devlet zaten bu konu ile ilgili olarak çeşitli yüksek yargı mercilerinden kişileri, 1,5 yıldır çalıştırıyor. Çeşitli hazırlıklar var. Bu işin sonunda barış kadar büyük bir kazanç sağlanabilir mi?” ifadesini kullandı.
Özel, şunları da ekledi:
– “Şu an bir resmi dil meselesi var, bir anadil meselesi var. Biz programa ‘Anadil haktır. Ana dilin öğrenimi, eğitimi, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili her türlü güvenceyi sağlar’ diye yazmışız. Bu bizim açımızdan önemli bir adım. Bunu Çerkesler için de yapmak önemlidir ve bu mümkündür. Devletin bazı yerlerde hastanın ana dilini bilen birisini görevlendirmesi gerekmektedir.”
– “Hiç Türkçe bilmeyen bir kadına meme kanserine karşı tarama yapmak ne demek mesela? Birtakım farkındalıklar, uyuşturucuyla mücadele için ebeveyn eğitimleri gibi programlar. Hiç Türkçe bilmeyen bir kadına, bir anneanneye bunları yapmak veya KADES uygulamasında anadilde yardım almak mümkün. Devlet mi çöküyor bunu yaptığında? Bunun yaygınlaşması ve bazı hizmetlerin de kişinin ana dilinde sunulabiliyor olması önemli.”
– “Biz ülkedeki tüm çocukların en iyi şekilde yetişmesi, eğitilmesi, hissetmesi ve tüm vatandaşların en iyi şekilde kamu hizmeti alabilmesi için devletin üzerine düşen her şeyi yapması gerektiğini savunuyoruz.”
“Anayasaya Uymayanla Anayasa Yapılmaz”
– “Biz çok ilkesel bir noktadan, ‘Anayasaya uymayanla anayasa yapılmaz’ diyoruz. Eğer bir anayasa yapacaksak, mevcut anayasalara uymasını bekliyoruz. Anayasaya uymak için AİHM kararlarını, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulaması, anayasadaki hakim teminatı ve yargı bağımsızlığına uyması gerektiğini düşünüyoruz… Eğer anayasayı değiştireceksek, bunu bir sonraki dönem için uygulamalıyız.”
– “Mesela, anayasayı değiştirdik. Bazı siyasi liderler ‘Hadi gelin, parlamenter sisteme dönelim’ diyor. O zaman varız. Parlamenter sisteme döneceksek, Cumhurbaşkanı taraflı diyorsa, ‘tarafsızım’ demelidir. Ama yine de Tayyip Erdoğan. Ben seçimi yapacağım, kazanacağım. Sonra hükümeti kurma yetkisini Tayyip Bey verecek ya da vermeyecek. 7 Haziran, 1 Kasım. O zaman bu konuda bir mutabakat sağlanacak mı?”
– “Hepimizin mutabakatıyla tarafsız bir Cumhurbaşkanı Meclis dışından seçelim ve Tayyip Bey Başbakanlığa dönsün. Ardından oturup erken seçim tarihini ilan edelim, seçim kanununu hep birlikte yazalım. Bütün güvenceyi sağladıktan sonra böyle adil ve serbest bir seçim yapılabilir. Oralara oturulacaksa, anayasaya tamamen uyduktan sonra oturulur.”
– “Biz ne yaptığımızı biliyoruz ve olmamız gereken yerde duruyoruz. Kimsenin ne vagonuyuz ne de herhangi birisi bizden bir şey söylediği için önden koşturuyoruz.”
– “Kendi programımız, seçmenle taahhüdümüz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni var eden değerler ve toplumun bizden beklentileri doğrultusunda ülkenin birinci partisi, son seçimlerin birincisi ve bütün anketlerin de birincisi olmanın sorumluluğunu taşıyoruz.”


