reklam
reklam
DOLAR 44,4886 % -0.09
EURO 52,0721 % -0.01
STERLIN 59,8379 % 0.02
FRANG 56,2104 % -0.11
ALTIN 6.753,21 % -0,05
BITCOIN 70.884,92 -0.856
reklam

İstanbul’a lapa lapa kar geliyor! 2026’ya karla "merhaba" diyeceğiz

Yayınlanma Tarihi : Google News
İstanbul’a lapa lapa kar geliyor! 2026’ya karla "merhaba" diyeceğiz
reklam

Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Meteoroloji Mühendisi Adil Tek, İstanbul'da kar yağışı olasılığı hakkında önemli bilgiler verdi. 28 Aralık'tan itibaren kuzeyden gelecek soğuk hava dalgasının İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde sıcaklıkları düşüreceğini belirten Tek, 29 ve 30 Aralık'ta yağışların kar şeklinde görülebileceğini ve bu kar yağışının 1 ve 2 Ocak tarihlerine kadar devam edebileceğini ifade etti. Tek, sürecin yaklaşık 4-5 gün süreceğini ve günler ilerledikçe tahminlerin daha netleşeceğini vurguladı.

İKİ ATMOSFER MODELİ, 28 ARALIK- 2 OCAK ARASINDA KAR YAĞIŞI ÖNGÖRÜYOR

Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Meteoroloji Mühendisi Adil Tek, “İstanbul için öngörülen kar yağışının en yakın zamanı ay sonu görünüyor. Bazı atmosfer modelleri kar yağışını öngörürken bazıları öngörmüyor. Global Forecast Sistem (GFS) adlı atmosfer modeline göre, 28'inden itibaren kuzeyden gelecek soğuk hava, İstanbul ile birlikte Marmara ve ülkenin büyük bir kısmını etkisi altına alacak. Sıcaklıklar düşecek ve yağmur şeklindeki yağışlar durumu kar yağışına dönüşecek. Bu yağışların 30, 1 ve 2'sinde devam etmesi bekleniyor. Yaklaşık 4-5 gün sürecek bir yağışlı hava durumu, İstanbul ile birlikte Marmara ve özellikle kuzey ile doğu kesimlerini etkileyecek olarak görünüyor. Günler ilerledikçe durum daha netleşecek. Bu kar yağışı, kışın sert geçeceği anlamına gelmiyor. Kışın ortalamaların üzerinde sıcaklıklarla daha kuru bir süreç olacağı öngörülüyor. 28 Aralık ve 2 Ocak arasındaki tahminlerimizde lapa lapa kar yağışı gözlemleniyor olacak. Ancak bu 4-5 günlük bir periyot. Sonrasında sıcaklıkların tekrar artış göstermesi bekleniyor” dedi.

ÖNEMLİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GÖSTERGESİ

Sıcaklık değerlerinin mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini vurgulayan Adil Tek, “Bu tür sıcaklık değerleri geçmiş yıllarda da gözlemlenmiştir. Üzerimizdeki yüksek basınç, gündüz sıcaklıklarını artırırken gece sıcaklıklarının biraz daha düşmesine neden oluyor. Gündüz ve gece sıcaklıkları arasındaki fark artmaya başladı. Bu yüksek basınç kaynaklı sıcak havanın 'ısı kubbesi' diye adlandırdığımız bir yapıyı oluşturduğunu belirtti. Bu sıcaklık artışlarının sıklığının da iklim değişikliğinin önemli bir habercisi olduğunu ifade etti.

HAVA DURUMU VE YAĞIŞLAR

Yağışların yeniden başlayacağı bilgisini veren Tek, “Önümüzdeki ay hafta içinde, özellikle ayın son haftasında yağmur şeklinde yağışlar bekleniyor. Orta Akdeniz'den gelen bir yağışlı sistem bu durumu oluşturacak. Sıcaklıkları fazla düşürmeyecek. Öncelikle Ege'nin güney kesimlerine başlayacak olan bu yağışlar, Cumartesi akşam saatlerinden itibaren Pazar günü etkili olacak. Daha sonra sistem, kuzey kesimlere doğru kayacak. Marmara bölgesinde de yağışlar görülecek. Bu yağışlı sistem, önümüzdeki hafta pazartesi, salı ve çarşamba günleri etkisini sürdürmeye devam edecek. İç bölgelerde ise, özellikle yüksek rakımlarda kar yağışlarına dönüşmesi bekleniyor” dedi.

KURAKLIK RİSKİ

İstanbul'daki baraj doluluk oranlarının son 10 yılın altına düştüğünü belirten Adil Tek, “Kuraklığa doğru gidiyoruz. Şu anda, son 10 yılın üzerinde bir süredir İstanbul'daki baraj seviyeleri düşmüş durumda; yüzde 18 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Ankara ve İzmir'de de doluluk oranları oldukça düşük. Diğer şehirlerde de benzer durumlar görülüyor. Aralık ayında yağışlar yüzde 75 olarak gerçekleşti ancak geçmiş yıllar ortalamalarına yaklaşabiliyoruz. Ocak ayı ise tekrar kurak görünümde. Yani Ocak ayında yağış azlığı tespit edilecektir. Şubat ayında ise mevsim normalleri civarında yağışlar bekleniyor ama bu yağışlar çok artış göstermiyor. Kuraklığa doğru bir gidişatımız var ve önümüzde büyük riskler mevcut. Geçmiş dönemlere baktığımızda aşırı kurak bir süreçten geçiyoruz. Ülke genelindeki yağışlar neredeyse yüzde 50 oranında azalmış durumda. En büyük doğal afet riski şu an kuraklık olarak görünmektedir. Bu konuda toplumsal duyarlılığın artırılması gereken bir stratejik plan yapılması gerektiği konusunda görüşlerini belirtti.

reklam

YORUM YAP