reklam
reklam
DOLAR 43,2789 % 0.22
EURO 50,2002 % -0.1
STERLIN 57,9103 % -0.02
FRANG 53,8965 % 0.28
ALTIN 6.375,38 % -0,30
BITCOIN 95.275,77 -0.155
reklam

Türkiye'nin 2026'da Dış Politikasında Öne Çıkan Başlıklar

Yayınlanma Tarihi : Google News
Türkiye'nin 2026'da Dış Politikasında Öne Çıkan Başlıklar
reklam

Türkiye, “zirveler yılı” olarak adlandırdığı 2026 yılına girerken dış politikasında aktif bir süreç yaşamaya hazırlanıyor.

BBC Türkçe, gelecek yıl Türkiye'de öne çıkacak olan kritik dış politika başlıklarını derledi. Ankara'nın yeni yılda yoğunlaşacağı üç ana konu ise Suriye, Gazze meselesi ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi olacak.

7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da NATO Zirvesi, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da COP31 Zirvesi gerçekleştirilecek.

Suriye-SDG Entegrasyon Süreci

8 Aralık 2025'te 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesinin birinci yıldönümü kutlanacak. Suriye, Türkiye'nin 2026'da öncelikli konularından biri olacak.

Yeni yılda Suriye'deki yönetimin kurumsallaşması, ülkenin yeniden inşası ve ekonominin canlanması için devam eden çabalar sürdürülmesi planlanıyor. 2026'nın ilk döneminde gözler, Şam yönetimi ile PKK/YPG temelli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yürütülen entegrasyon müzakerelerine çevrilecek.

Taraflar, 10 Mart 2025'te 8 maddeden oluşan bir mutabakat imzalamıştı ve SDG'nin yeni kurulan Suriye ordusuna entegrasyonu konusunda uzlaşmaya varmışlardı.

Bu entegrasyon sürecinin 2025 sonuna kadar tamamlanması öngörülmüştü ancak tarafların ayrıntılarda anlaşılamaması bu sürecin uzamasına neden oldu. Bu durum Türkiye’yi en çok rahatsız eden faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Ankara, 2025 yılı boyunca YPG/SDG'yi “terör örgütü” olarak tanımladığını belirtmiş ve Suriye'de kendi özerk bölgesini sürdürmesine izin vermeyeceklerini vurgulamıştır, ayrıca 10 Mart mutabakatının tam olarak uygulanması gerektiğini ifade edilmiştir.

İsrail ile Gazze ve Suriye Gerginliği

Türkiye-İsrail ilişkilerinde Gazze'deki savaş nedeniyle yaşanan gerginlik, 2025'te Suriye'yi de etkileyecek şekilde genişlemiştir.

İsrail, Suriye'deki yeni yönetimi hedef alan saldırılar düzenleyerek Süveyda bölgesinde Dürzi gruplara destek için tampon bölgeler oluşturmuştur. Ankara bu faaliyetleri “İsrail yayılmacılığı” olarak adlandırıyor ve İsrail'i bölgesel istikrar için en ciddi tehdit olarak değerlendiriyor.

Türkiye, Gazze'ye Asker Gönderecek Mi?

2026'da cevaplanacak sorulardan biri de Türkiye'nin Gazze'de kurulması hedeflenen Uluslararası İstikrar Gücü'ne (UİG) katılma durumu olacak.

İsrail, Türkiye'nin bu güce katılımını şiddetle veto ettiğini açıklamıştır.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Katar ve Mısır'ın katıldığı toplantı öncesi, Gazze'deki sivillerin yaşamlarını normale döndürmek ve güvenliklerini sağlamak için alınacak önlemlerin önemine vurgu yaptı ve bunun hangi ülkeler tarafından yapılacağının ise ikincil olduğunu belirtti.

İsrail'in itirazlarına rağmen, ABD'nin Türkiye'nin bu süreçte mutlaka bir rol üstlenmesini istediği biliniyor. Bu kapsamda bir çözüm arayışının Ocak ayından itibaren yoğunlaşması ve Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Rusya-Ukrayna Barış Masası Kurulacak Mı?

Rusya'nın işgaliyle başlayan ve dördüncü yılına yaklaşan Ukrayna savaşı, Türkiye'nin dış politika ve güvenlik gündeminin ön planda yer alıyor.

Trump yönetiminin teşvikiyle tekrar aktif hale gelen müzakerelere önemli katkılar sunan Türkiye, 2025 yılında Rusya ve Ukrayna delegasyonları arasında üç doğrudan görüşmeye ev sahipliği yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sık sık Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski'ye İstanbul'da “barış masası” kurma çağrısında bulundu.

Ancak 2025 yılının sonlarına doğru, Rusya ve Ukrayna'nın Karadeniz'de deniz güvenliğini tehdit eden saldırıları Türkiye'yi rahatsız etti. Ukrayna, Şubat 2022'de başlayan savaşta Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesinde ticari gemilere saldırdı. Aynı dönemde Rusya da Ukrayna'daki bir Türk gemisini hedef aldı.

Denizde yaşanan bu olayların ardından 2025'in sonunda Türkiye'nin hava sahasına giren İHA'lar da dikkat çekti. Türkiye, hem denizde hem havada gelişmeler yaşandığında Rusya ve Ukrayna'yı birden fazla kez uyardı.

ABD ile İlişkilerde F-35/S-400 Pazarlığı

ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci dönemiyle birlikte Türk-Amerikan ilişkileri yeni bir döneme girmiştir. 2025'te, Türkiye-ABD ilişkilerinin öne çıkan başlıklarından biri savunma sanayi işbirliği olmuştur.

Ancak yoğun görüşmelere rağmen CAATSA (Amerikan'ın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi konusunda somut adımlar atılamadı.

ABD Büyükelçisi Barrack, F-35 programına geri dönüş veya bu uçakları satın almanın ön koşulu olan Rus S-400 hava savunma sistemleri konusunun çözülmesi gerektiğini ve uygun bir formülün yakında bulunabileceğini belirtmiştir.

2026'da bu konunun Türk-Amerikan ilişkilerinin önemli gündem maddelerinden biri olması beklenmektedir.

Trump'ın NATO Zirvesi kapsamında Ankara'ya yapacağı ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ikili ilişkilerin kapsamlı bir şekilde ele alınması Türkiye'nin beklentileri arasında bulunmaktadır.

Avrupa Güvenlik Mimarisi Tartışmaları Sürecek

2026 yılında Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında yeni güvenlik mimarisinin oluşumu sürecinin yoğunlaşması bekleniyor. ABD'nin Avrupa güvenliğine katkılarının azaldığı bu dönemde, başta Almanya ve Belçika ile Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye'nin yeni güvenlik mimarisinde yer alması gerektiğini vurgulamaktadırlar.

Ancak Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın itirazları, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) çerçevesinde geliştirilen savunma sanayi ve diğer askeri projelere katılımını 2025'te engellemiştir.

Bu nedenle Türkiye'nin bu alanda ikili işbirliği süreçlerine ağırlık verdiği ve özellikle Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya ve Polonya gibi ülkelerle anlaşmalar yaptığı gözlemlenmektedir. 2025'te Almanya'nın yeşil ışık yakmasıyla Eurofighter savaş uçağı anlaşmasının tamamlanması dikkate değer gelişmeler arasında yer alıyor.

Kıbrıs'ta Yeni Bir Süreç Başlar Mı?

2025 yılında KKTC'de yapılan seçimlerde Tufan Erhürman'ın kazanması, adada çözüm sürecinin ne yönde ilerleyeceği konusunda yeni bir sürecin başlayıp başlamayacağına dair belirsizlikleri artırmıştır.

Erhürman'ın, selefi Ersin Tatar'ın “iki devletli çözüm dışında bir modeli tartışmama” tutumuna kıyasla daha esnek bir yaklaşım izlemesi, bu yöndeki umutları artırmıştır.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in, 2026 yılının sonunda görev süresi bitmeden konuya dair ilerleme sağlamak istediği bilgisi edinilmiştir. Guterres'in Kıbrıs için atadığı özel temsilcisi Maria Holguin, Aralık ayında taraflarla ilk görüşmelerini gerçekleştirmiştir ancak bu görüşmelerin kolay olmayacağı öngörülmektedir.

Ermenistan ile Sınır Kapısı Açılabilir

2025'te en çok ilerleme kaydedilen alanlardan biri Ermenistan-Azerbaycan barış süreci ve buna paralel olarak Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci olmuştur.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki yoğun diplomasi sürecinin zirveye ulaşması açısından, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 20 Haziran'da İstanbul'da gerçekleştirdiği görüşme dikkat çekici olmuştur.

Bu sürecin 2026'nın ilk aylarında ilerlemeye gideceği düşünülmektedir. Türkiye ve Ermenistan, 2022 yılında vardıkları anlaşma çerçevesinde Alican/Margara Sınır Kapısı'nı üçüncü ülke vatandaşlarına ve diplomatik pasaport sahiplerine açma hedefi doğrultusunda sembolik bir adım atmaya hazırlanıyor.

Türkiye ve Ermenistan, henüz diplomatik ilişkileri tesis etmediler ve sınırları 1993'ten bu yana kapalı duruyor. Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan-Ermenistan ilişkileriyle bağlayan Türkiye'nin bu sembolik adımı, Haziran ayında yapılacak seçimlere girecek olan Paşinyan hükümetine bir jest olarak da değerlendiriliyor.

reklam

YORUM YAP