reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 91.134,34 0.47
reklam

AYM'den 'TARKİM'e kayyım' kararı

Yayınlanma Tarihi : Google News
AYM'den 'TARKİM'e kayyım' kararı
reklam

Anayasa Mahkemesi, FETÖ soruşturması çerçevesinde TARKİM ve bazı havacılık şirketlerine kayyım atanmasının kamu yararı ve meşru amaç açısından gerekli olduğuna karar verdi.

Betül Özbey Bayındır, FETÖ üyeliği iddiasıyla açılan ceza soruşturmasında ortağı ve yöneticisi olduğu TARKİM ile diğer havacılık şirketlerine kayyım atanması ve bu tedbirin uzun sürmesi yüzünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, kayyım atama kararını veren ve itirazı inceleyen sulh ceza hakimliklerinin bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

AYM, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine hükmetti.

Mahkemenin gerekçesinde, TARKİM'in kurucularının başvurucu ve eşi İ.F.B olduğu, şirketin 99 payının eşi İ.F.B'de, 1 payın ise Betül Özbey Bayındır'da olduğu vurgulandı.

'DARBE ÖNCESİ PAY DEVRİ'

FETÖ'nün darbe teşebbüsünden kısa bir süre önce 27 Haziran 2016'da, başvurucunun eşi tüm şirket paylarını başvurucuya devrettiği ve bu tarihten itibaren TARKİM’in tek ortaklı anonim bir şirkete dönüştüğü aktarıldı.

FETÖ'ye üye olma suçu kapsamında başlatılan soruşturma sürerken, nöbetçi sulh ceza hakimliğinden, başvurucunun ortağı ve yetkilisi olduğu TARKİM’e kayyım atanması talebinde bulunulduğu ve şirketin Atatürk Havalimanı’ndaki hangar ve yönetim ofislerinin mevzuata aykırı olduğu sebebiyle kayyım atanmasının zorunlu görüldüğü ifade edildi.

Bu talep üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) şirkete kayyım atanmasına dair karar alındı. Hâkimlik kayyım atama kararında, “Şüphelilerin mal varlığındaki artışın suçtan kaynaklandığı ve örgüt üyeliğinin sağladığı avantajla elde ettikleri mal varlığını terör örgütünün hizmetine sunduklarına dair yeterli ve kuvvetli şüpheler var” açıklamasında bulundu.

Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesinde, suçla ve özellikle örgütlü suçlarla mücadelenin, demokratik toplum düzeninin korunması açısından son derece hassas bir alan olduğu ifade edildi. Kamu düzenini sağlamakla yükümlü olan ilgili makamların hangi tedbirlerin alınmasının gerektiği konusunda takdir yetkisinin bulunduğunun altı çizildi.

KAMU YARARI VE MEŞRU AMAÇ GEREKÇESİYLE TEDBİR UYGULANDI

Gerekçede şu tespitler yer aldı:

“Başvurucunun ortağı olduğu şirketler ile eşi hakkında yürütülen ceza soruşturmalarının içeriği, şirketlerin faaliyet alanı ve mali yapısıyla ilgili düzenlenen raporlar birlikte değerlendirildiğinde; şirketlerin mal varlığının terör örgütlerinin finansmanında kullanılmaması ve ileride verilmesi muhtemel bir müsadere kararının etkisiz hale gelmemesi açısından bu şirketlere yönetim kayyımı atanmasının kamu yararı ve meşru amaçlar açısından gerekli bir müdahale olduğu anlaşılmaktadır.”

Bu tedbir, genel bir şüpheye değil, darbe girişiminden hemen önce yapılan ortaklık payı devri gibi somut olaylara ve soruşturmanın dinamik ilerleyişine dayanmaktadır. Başvurucunun eşinin yurt dışında olması, TARKİM’in yönettiği hangarlarda denetimsiz geçiş yollarının hangi amaçlarla kullanıldığının netleştirilememesi, soruşturmayı genişletmiş ve süresini uzatmıştır.

“TEDBİRLERİN UZATILMASI KEYFİ DEĞİL”

Gerekçede, kayyım tedbirinin uzun sürmesiyle ilgili değerlendirmede tedbirin keyfî olmadığına işaret edilerek şu tespitlere yer verildi:

“Uluslararası para transferleri, yabancı bağlantılar ve örgütsel ilişkilerin çözümüne yönelik detaylı incelemeler ile şirketlerin karmaşık mali yapısı göz önünde bulundurulduğunda, kayyım tedbirinin uzun sürmesinin keyfi olmadığı; aksine soruşturmanın niteliği ve ortaya çıkarılması gereken ilişkilerden kaynaklandığı görülmektedir.”

Başvurucunun şirketlerine kayyım atanmasının genel bir şüpheye dayanmadığı, somut olgulara ve uluslararası düzlemde çok aktörlü bir ceza soruşturmasının karmaşıklığına dayandığı ifade edildi. Aynı zamanda, tedbirin süresinin uzunluğunun tek başına ölçüsüz olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Ayrıca, bu tedbirin zorunlu bir müdahale olduğu ve sürekli yargısal denetime açık bulunduğu belirtildi.

Kayyım tedbirinin süresine ilişkin yeniden başvuru yapılabilmesine ve kayyımın işlem ve eylemleri nedeniyle devlete karşı dava açılabilme imkânlarının, başvurucunun etkili yargısal koruma mekanizmalarından faydalanma imkanının sürdüğünü gösterdiği ifade edildi.

Bu nedenlerle, şirkete kayyım atanmasının süresinde açık bir orantısızlık veya keyfilik bulunmadığı sonucuna varıldı.

reklam

YORUM YAP