reklam
reklam
DOLAR 44,2795 % 0.22
EURO 50,5902 % -0.78
STERLIN 58,5955 % -0.84
FRANG 55,9650 % -0.45
ALTIN 7.136,03 % -0,98
BITCOIN 71.431,16 0.891
reklam

Piyasalar siyasi gelişmelerle dalgalandı: İşte ekonomide 2025'in bilançosu

Yayınlanma Tarihi : Google News
Piyasalar siyasi gelişmelerle dalgalandı: İşte ekonomide 2025'in bilançosu
reklam

Piyasalar Siyasi Gelişmelerle Dalgalandı: İşte Ekonomide 2025'in Bilançosu

SERKAN ÜSTÜN / NEFES

2025 yılı, Türkiye ekonomisi açısından siyasi gelişmelerin finansal piyasalar üzerindeki etkisinin belirgin bir şekilde hissedildiği, para politikasında önemli değişimlerin yaşandığı ve küresel belirsizliklerin iç dinamiklere eklenerek daha karmaşık bir hal aldığı bir yıl olarak kaydedildi.

2025'in en kritik anı, şüphesiz 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu'na yapılan operasyonda yaşandı. Bu siyasi çalkantı, döviz kuru ve borsa üzerinde sert dalgalanmalara yol açtı. Merkez Bankası bu süreçte, hem döviz kuru hem de faiz oranları için ardışık müdahaleler yapmak zorunda kaldı.

Küresel düzeyde ise ABD'deki artan gümrük tarifeleri, jeopolitik riskler ve FED'in faiz adımları, 2025’i ekonomi açısından dengesiz hale getiren bir yıl haline getirdi.

MERKEZ’DEN KUR MÜDAHALESİ

19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, bu gelişimin yarattığı siyasi belirsizlikle finansal piyasalarda ani tepkilere neden oldu. Bu tarihin ardından Türk lirası değer kaybına uğradı ve Borsa İstanbul’da yoğun satışlar gerçekleşti.

Yılın başlangıcında dolar/TL kuru ocak ayında yaklaşık 35,3–35,8 aralığında işlem görmekteydi. Yılın en düşük değerleri bu dönemde görülmüştü. 19 Mart'taki ilk etkiyle, dolar kuru yüzde 10 artış göstererek 41 TL'ye ulaştı ve Merkez Bankası’nın müdahalesiyle dengelendi. Mart ortalarında, daha da kırılganlaşan piyasa ortamında dolar, 37 lira seviyesine kadar yükseldi.

Bu dönem içinde Merkez Bankası, döviz kuru baskısını azaltmak amacıyla yaklaşık 52 milyar dolarlık döviz rezervi satışı gerçekleştirmek zorunda kaldı. Bu müdahale, liranın değer kaybını bir nebze yavaşlattı; ancak piyasalardaki risk algısı hâlâ yüksek seyretti.

Nisan ve Mayıs aylarında dolar/TL kuru 37,9 – 39,1 aralığında hareket etti. Haziran sonuna doğru ise kur değer ortalamaları 39,2–39,8 bandına yükseldi. Yılın son çeyreğinde ise dolar kuru TL karşısında yıl içindeki zirvesini gördü ve yıl sonunda 43 seviyesinin hemen altında işlem gördü.

Yıl boyunca Türk lirası, dolar karşısında yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetti. Merkez Bankası, 19 Mart sonrasında rezervlerden 50 milyar dolardan fazla satış yaparken, rezervler sonraki aylarda altın fiyatlarının yükselmesi ve döviz alımlarının etkisiyle artmaya başladı.

BİR MÜDAHALE DE FAİZE

19 Mart tarihindeki enflasyon beklentilerindeki belirsizlik ve kur dalgalanmaları, Merkez Bankası’nın para politikası duruşunu gözden geçirmesine neden oldu; rezervler ve risk primi göstergeleri kur volatilitesini etkiledi.

Benzer şekilde, piyasayı etkileyen bir diğer önemli gelişme Gürsel Tekin’in 2 Eylül 2025 tarihinde mahkeme kararıyla geçici olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine atanması oldu.

Kayyum kararı ile mevcut yönetim görevden alındı ve kayyum ataması yapılması, siyasi belirsizliği artırdı ve piyasa algısında olumsuz etkilere neden oldu.

BORSA SİYASİ GELİŞMELERLE DALGALANDI

Bu dönemde Borsa İstanbul'da sert satışlar yaşanırken, kamu bankaları da döviz piyasasında TL’ye destek sağlamak amacıyla müdahalelerde bulundu. Bu gelişme, döviz kuru ve enflasyon beklentileri üzerinde ek bir baskı yarattı.

19 Mart'ta İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından gelen siyasi belirsizlik, piyasaların hızlı bir şekilde değer kaybetmesine yol açtı.

Mart döneminde endeks içerisinde bankacılık ve holding gibi ana sektörlerde kayıplar derinleşti, hatta devre kesiciler birkaç kez devreye girdi. Bu sert satış dalgası sırasında Türk lirası değer kaybına uğradı ve risk algısı arttı. Aynı dönemde yabancı yatırımcılar, hisse senetleri ve tahvil piyasasında yoğun satışlar gerçekleştirdi.

Eylülde ise CHP İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik mahkeme kararı ve kayyum ataması gibi siyasi gelişmeler, ilerleyen aylarda Borsa İstanbul’da benzer duyarlılıklara yol açtı.

Yatırımcılar, siyasi belirsizlik nedeniyle fiyatlama yaparken, endeksler kısa süreli dalgalanmalara ve satış baskılarına maruz kaldı; bazı günlerde sert düşüşler yaşandı ve devre kesiciler çalıştı. Ayrıca küresel piyasalardaki risk artışı gibi dış etkenler de, Borsa İstanbul’daki dalgalı seyri olumsuz etkileyerek istikrarsızlaşmasına yol açtı.

2025 YILI ENFLASYON GELİŞMELERİ

Merkez Bankası, 2025’in ilk yarısında politika faizini, aralık-mart döneminde yüzde 47,5’ten yüzde 42,5 seviyelerine düşürme eğilimi gösterdi. Yılın ilk faiz indirimi 23 Ocak’ta gerçekleşti, ardından 6 Mart’ta yeni bir indirim yapıldı. Ancak 19 Mart sonrası piyasa baskısı ve kur volatilitesi nedeniyle Nisan ayında politika faizi geçici olarak yüzde 46’ya yükseltildi ve bu yüksek seviyede sabit kaldı.

Yaz mevsiminde dezenflasyonun devam etmesi ve enflasyon görünümündeki iyileşmeye paralel olarak TCMB tekrar faiz indirimine geçti. Politika faizi yüzde 46’dan yüzde 43’e indirildi. Ardından eylülde yüzde 40,5’e, ekimde yüzde 39,5’e ve aralık sonunda yüzde 38 seviyesine kadar art arda indirimler gerçekleştirildi.

2025 yılı, yüksek faizlerle enflasyon yılı olarak başladı; ancak düşüş eğilimli bir patikayla ilerledi. Ocak ayında yıllık TÜFE yaklaşık yüzde 42 seviyesindeydi ve özellikle yılın ilk aylarında ücret ayarlamaları, hizmet fiyatları ve geçmiş kur geçişkenliği aylık artışları yüksek tuttu. Ancak baz etkileri devreye girmesiyle birlikte yılın ilk çeyreğinden itibaren yıllık enflasyonda aşağı yönlü bir eğilim gözlemlendi. Mart–Nisan döneminde aylık artışlar hâlâ yüksek seyretse de yıllık oran kademeli olarak yüzde 40’ın altına geriledi.

Yılın ikinci yarısında dezenflasyon daha belirgin hale geldi. Yaz aylarında aylık TÜFE artışları yavaşladı; hizmet enflasyonu yüksek seviyesini korusa da mal gruplarındaki fiyat artış hızı düşüş gösterdi. Sonbahar aylarda yıllık enflasyon %33–34 bandına, Kasım itibarıyla ise yaklaşık %31 seviyesine kadar gerileyerek yılın en düşük düzeylerine ulaştı.

KÜRESEL EKONOMİYE TARİFELER DAMGA VURDU

Küresel düzeyde ise Donald Trump'ın 2025'te Beyaz Saray'a geri dönüşü, küresel ticarette “tarifelerin yılı” olarak tanımlanan belirsizlik dolu bir dönemi başlattı. Trump yönetimi, Çin'in yanı sıra Kanada, Meksika ve Avrupa Birliği'ne yönelik geniş kapsamlı gümrük vergilerini ekonomik koruma ve diplomatik pazarlık aracı olarak kullandı.

Yıl boyunca sıkça uygulanıp askıya alınan bu tarifeler, küresel ticaret ortamını dalgalandırırken ABD’nin ortalama etkin tarife oranı yüzde 16,8’e yükselerek 1935 yılından beri görülen en yüksek seviyeye ulaştı. “Kurtuluş Günü” olarak ilan edilen 2 Nisan’da karşılıklılık esasına dayalı yeni tarifeler devreye alındı. Çin'e yönelik tarifeler yüzde 145’e kadar tırmandı; ancak sağlanan geçici ateşkesle bu oranlar sınırlı bir süre için düşürüldü.

Süreç boyunca ABD, Avrupa Birliği, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerle ikili anlaşmalar yaparken, bazı ülkelere yüzde 10 ile yüzde 50 arasında değişen yeni tarifeler uyguladı.

Bu dönemde Dünya Ticaret Örgütü, küresel mal ticaretinde büyümenin zayıf kalacağını öngörürken, IMF belirsizliğin 2026 yılına kadar devam edebileceği uyarısında bulundu.

Öte yandan, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2025'te enflasyondaki yavaşlamaya paralel olarak faiz indirim sürecine girmesi, küresel finansal koşulları kısmen rahatlatmış olsa da tarifeler ve jeopolitik risklerin yarattığı belirsizlik nedeniyle bu gevşemenin gelişmekte olan ülkelere yansıması sınırlı ve dalgalı kaldı.

DÜŞÜK FAİZ VE JEOPOLİTİK RİSKLER GÜVENLİ LİMANA YÖNELİMİ ARTIRDI

ABD Merkez Bankası (Fed), 2025’e gelirken politika faizini yüzde 5,25–yüzde 5,50 aralığında belirledi. Yıl içinde enflasyondaki yavaşlamaya paralel olarak kademeli indirimlerle faizi yüzde 4,25–yüzde 4,50 bandına kadar düşürdü. Ancak indirimlerin belirsiz kalması, Trump ve Fed Başkanı Jerome Powell arasındaki gerginlikler varlık fiyatlarını olumsuz etkiledi.

Küresel ekonomik ortam, ABD’nin ticaret politikaları ve artan jeopolitik riskler nedeniyle 2025 boyunca büyüme beklentileri, finansal piyasalar ve sermaye akımları üzerinde belirgin baskılar oluşturdu. ABD’nin, başta Çin olmak üzere bazı stratejik sektörlere yönelik gümrük tarifelerini artırması ve ticaret kısıtlamalarını genişletmesi, küresel ticaret hacmini zayıflatırken maliyet enflasyonu riskini de canlı tuttu.

ALTIN REKOR ÜSTÜNE REKOR KIRDI

Bu dönemde artan jeopolitik riskler (Orta Doğu’daki gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşının sürmesi, Asya-Pasifik’teki tansiyon) enerji ve emtia fiyatlarında oynaklığın artmasına neden oldu ve enflasyon beklentilerinin kalıcılığına dair endişeleri artırdı. Altın ve gümüş gibi güvenli limanlara yönelim ise belirgin bir şekilde güçlendi.

Bu belirsizlik ortamında yatırımcılar, güvenli liman arayışlarını artırdılar ve bu talep artışı, altın fiyatlarını rekor seviyelere ulaştırdı. ABD tarifeleri, jeopolitik riskler ve piyasa oynaklığı birlikte, merkez bankalarının da alımlarını sürdürmesiyle ons altını tarihi zirvelere taşıdı. Böylece altın, 2025’te hem portföy koruma hem de riskten kaçışın en belirgin sembollerinden biri haline geldi.

Tüm bu gelişmeler ışığında, 2025 yılı ekonomi açısından siyasi risklerin, sıkı para politikasının ve küresel belirsizliklerin üst üste geldiği bir yıl olarak tarihe geçti.

reklam

YORUM YAP

reklam

DÖVİZ KURLARI

  • Dolar DOLAR
    ALIŞ SATIŞ FARK
    44,1621 44,2795 % 0.22
  • Euro EURO
    ALIŞ SATIŞ FARK
    50,4852 50,5902 % -0.78
  • Sterlin İNG. STERLİNİ
    ALIŞ SATIŞ FARK
    58,5081 58,5955 % -0.84
  • Frang İSV. FRANGI
    ALIŞ SATIŞ FARK
    55,7884 55,9650 % -0.45
  • Kanada Doları KAN. DOLARI
    ALIŞ SATIŞ FARK
    32,1624 32,2396 % -0.44
  • Çeyrek Altın ÇEYREK ALTIN
    ALIŞ SATIŞ FARK
    11.415,85 11.667,40 % -0,98
  • Gram Altın GRAM ALTIN
    ALIŞ SATIŞ FARK
    7.134,90 7.136,03 % -0,98
  • Bitcoin BITCOIN
    FİYAT DEĞİŞİM
    71.431,16 0.891
reklam

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

  • Satış
    Alış