reklam
reklam
DOLAR 43,1623 % 0.03
EURO 50,3752 % 0.26
STERLIN 58,2451 % 0.23
FRANG 54,1289 % 0.43
ALTIN 6.362,93 % 1,78
BITCOIN 91.503,31 0.929
reklam

Gültekin Uysal'dan ABD'ye Venezuela Tepkisi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Gültekin Uysal'dan ABD'ye Venezuela Tepkisi
reklam

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısına dair yazılı bir açıklama yaptı.

“Bu Tür Saldırgan Politikalar, Bölgesel ve Küresel İstikrarı da Tahrip Eder”

Uysal, yaptığı açıklamada şunları belirtti:

– “ABD’nin Venezuela’ya askerî müdahale etmesi ve bu müdahale sonucu Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması, uluslararası düzenin hangi ilkelere göre işlediğini yeniden ve derin bir biçimde gündeme getirmektedir.

– Bu tür bir eylem, Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilkelerine, yani egemen eşitlik, iç işlerine karışmama ve kuvvet kullanma yasağına açıkça aykırıdır. Uluslararası hukuk çerçevesinde kuvvet kullanımı, yalnızca BM Güvenlik Konseyi'nin açık izniyle ya da meşru savunma koşulları altında mümkündür.

– Bunun dışında herhangi bir askerî müdahale, ister 'demokrasi ihracı', ister 'insani müdahale', ister 'rejim değişikliği' gerekçeleriyle meşrulaştırılmaya çalışılsın, hukuken bir saldırı niteliği taşır.

– ABD’nin geçmişteki uygulamaları bu bağlamda bir istisna oluşturmamaktadır: Irak’ta 2003'te gerçekleştirilen işgal, Afganistan'daki yirmi yıllık müdahale ve Latin Amerika'daki Şili’den Nikaragua’ya kadar uzanan darbe ve vekâlet savaşları zinciri, Washington’un uluslararası hukuku çoğu zaman bağlayıcı değil, araçsal bir unsur olarak gördüğünü göstermektedir.

– Trump yönetimi, BM’yi ve uluslararası mahkemeleri göz ardı ederek; kendisine itaat etmeyen aktörleri ekonomik yaptırımlar, askerî tehditler ve doğrudan güç kullanımı ile kontrol altına alma çabası içindeydi.

– Daha da endişe verici olan, bu tür saldırgan politikaların yalnızca hedef ülkeyi değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel istikrarı da tahrip etmesidir.

“Türkiye’de İktidar Çevrelerinin Bu Tür Bir ABD Müdahalesini Alkışlaması, Açık Bir Siyasi Riyadır”

– Güney Amerika’da zorla rejim değiştirme girişimleri, kıtada yeni vekâlet savaşlarının, göç krizlerinin ve siyasal radikalleşmenin ortaya çıkmasına yol açma potansiyeline sahiptir.

– Aynı şekilde Orta Doğu'da yürütülen hukuk dışı müdahalelerin nasıl kalıcı istikrarsızlık, terörleşme ve insani yıkım ürettiği hâlâ akıllardadır. Bu nedenle Trump’ın saldırgan politikaları, yalnızca Latin Amerika için değil, küresel sistem için de doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır.

– Türkiye’deki iktidar çevrelerinin bu tür bir ABD müdahalesini alkışlaması ise açık bir siyasi riyadır. Çünkü bu gruplar, ulusal egemenlik ve anti-emperyalizm söylemlerini iç politikada sürekli gündeme getirirken, bu ilkeler ABD’nin çıkarlarıyla örtüştüğünde sessiz kalmakta veya destek vermektedir.

– Bu tutum, ilkesel bir dış politika değil, güç ilişkilerine göre şekillenen bir siyasi pragmatizmdir. Dahası, Trump’ın uluslararası hukuku ve kurumsal denetimi reddeden yönetim anlayışı ile Türkiye’de Erdoğan liderliğinde kurumsallaşan yürütme merkezli siyasi model arasında yapısal benzerlikler keşfedilmektedir.

“ABD Saldırısı Uluslararası Düzenin Kendisine Yönelmiş Bir Tehdit Olmuştur”

– Her iki liderlik anlayışında da hukuk, bağımsız bir normlar bütünü olarak değil, siyasi iradenin yönünü belirleyen bir araç olarak değerlendirilmiştir.

– Kuvvetler ayrılığına mesafeli, yargı ve medyayı baskı altına alan, muhalefeti 'gayrimeşru' ilan eden bu yaklaşım, iç politikada otoriterleşmeyi ve dış politikada öngörülemezliği artırmaktadır.

– Sonuç olarak, Venezuela’ya yönelik ABD saldırısı ve Maduro’nun zor yoluyla tasfiyesi, yalnızca bir ülkeye karşı işlenmiş bir hukuk ihlali değil, ayrıca uluslararası düzene dönük bir tehdit olarak kabul edilmelidir.

– Bu tür eylemleri alkışlamak veya görmezden gelmek, yarın benzer hukuksuzlukların başka bölgelerde ve farklı halklara karşı uygulanmasını meşrulaştırma zeminini hazırlamaktadır.

– İlkesel bir duruş, aktör ve koşullardan bağımsız olarak her türlü hukuk dışı müdahaleye karşı çıkmayı ve egemenlik, demokrasi ve insan haklarını güç siyasetine kurban etmemeyi gerektirmektedir.

reklam

YORUM YAP