

Avrupa'nın önde gelen nükleer yakıt şirketlerinin yöneticileri, Rusya'dan zenginleştirilmiş uranyum ithalatının aşamalı olarak sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, Moskova'nın bu alandaki etkili konumunu jeopolitik bir baskı unsuru olarak kullandığına dikkat çekiyor.
İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik işgalinin üzerinden yaklaşık dört yıl geçmesine karşın Avrupa, Rus zenginleştirilmiş uranyumuna olan bağımlılığını tam olarak sona erdirebilmiş değil. Kıtanın ihtiyacının yaklaşık dörtte biri hâlâ Rusya'dan karşılanıyor. Rus uranyumunun daha uygun fiyatlı olması, Avrupa'daki alıcılar için cazibesini sürdürüyor.
Yeni Kapasite ABD'ye Akacak
Batı'nın önde gelen uranyum zenginleştirme şirketleri olan Urenco ve Orano, düşük karbonlu enerjiye yönelik artan talep ile Kuzey Amerika ve Avrupa'daki nükleer enerji canlanması sayesinde yeni zenginleştirme kapasitesi geliştirmeyi hedefliyor. Ancak Orano'nun CEO'su Nicolas Maes, planlanan yeni kapasitenin büyük bir kısmının şimdiden Amerikan firmaları tarafından alındığını belirtti. Bunun sebebi ise ABD'nin 2028'de yürürlüğe girecek olan Rus uranyumu yasağı öncesinde yaptığı uzun vadeli alımlar.”
Maes, Avrupa'nın Rus ithalatını sona erdirecek net bir planı olmaması durumunda kıtanın yıllarca Rus nükleer yakıtına bağımlı kalabileceği konusunda uyarıda bulundu. Orano ve Urenco yöneticileri ise bu durumun Avrupa'yı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönetimindeki bir ülkeye karşı stratejik bir kırılganlığa sürüklediğini ifade ediyor.
Küresel Kapasitenin Yüzde 44'ü Rusya'da
Urenco CEO'su Boris Schucht, Rusya'nın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini “jeopolitik bir araç” olarak değerlendirdi ve Avrupa'nın Çin'e olan bağımlılığı ile güçlü bir paralellik kurdu. Maes ise “Hangi seviyede bir bağımlılığın kabul edilebilir olduğuna siyasetçiler karar vermeli” dedi.
Zenginleştirilmiş uranyum, madenlerden çıkarılan uranyumun işlenmesi, gaza dönüştürülmesi ve nükleer yakıtta kullanılan belirli bir izotopun oranının artırılmasıyla elde ediliyor. Rusya, bu alanda uzun yıllardır önemli bir tedarikçi konumunda. Dünya Nükleer Birliği'ne göre, Rusya'nın devlet kontrolündeki nükleer şirketi Rosatom, küresel yıllık zenginleştirme kapasitesinin yaklaşık yüzde 44'ünü elinde bulunduruyor.
ABD Yasakladı Ama Geçici Muafiyetler Tanıdı
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, 2024 yılında Rus uranyumu ithalatını yasakladı. Ancak 2028'e kadar geçerli muafiyetler mevcut. Avrupa'da benzer bir hukuki çerçevenin olmadığını belirten Maes, siyasi belirsizliğin yatırımlar üzerinde olumsuz etkileri olduğunu dile getirdi.
Schucht, Urenco'nun “yaşlanan” tesisleri için büyük yatırımlara ihtiyaç duyduğunu ve şirketin ne kadar kapasite planlaması yapacağını belirlemek için siyasi netliğe ihtiyaçları olduğunu ifade ederek “Toplumların bizden ne istediğini bilmemiz gerekiyor. Piyasadan net bir yönlendirme şart” şeklinde konuştu.
Avrupa Komisyonu, Mayıs ayında Rus nükleer yakıtı ve teknolojisine yasak getirilmesini öngören bir teklif hazırladığını açıklamıştı. Bu adım, Avrupa Birliği'nin Rus enerjisine olan bağımlılığını azaltma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak yetkililere göre, belgeler hazır olsa bile iç siyasi çatışmalar nedeniyle süreç gecikmiş durumda.
Barış İhtimali Temkinli Yaklaşıma Neden Oldu
Bazı üye ülkeler, özellikle Macaristan ve Slovakya'nın, Rus gazına yönelik son yasaklara karşı çıkmasının ardından benzer bir nükleer yakıt yasağının bu ülkelerle ilişkileri daha da zorlayacağından endişe ediyor. Ayrıca Ukrayna'da olası bir barış anlaşması ihtimali de Brüksel'de temkinli bir yaklaşım benimsenmesine yol açıyor.
Net bir Avrupa politikasının olmaması, nükleer enerjiye sahip ülkeler arasında farklı stratejilerin benimsenmesine sebep oldu. İsveç, Rus yakıtını tamamen bırakırken bazı üye ülkeler, savaş öncesi seviyelere benzer ithalata devam devam ediyor. Macaristan, Rosatom tarafından inşa edilen yeni nükleer santrallere de yatırım yapıyor.
Macaristan, Slovakya ve Çekya gibi ülkeler, Sovyet tasarımı reaktörlerinde kullanılan ve büyük ölçüde Rus menşeli olan yakıt çubuklarının tedarikini güvence altına almak için son yıllarda önemli miktarda stok oluşturdu.
Uranyum İthalatının Yüzde 23'ü Rusya'dan
2024 yılında Avrupa, toplam zenginleştirilmiş uranyum ithalatının yüzde 23'ünü Rusya'dan gerçekleştiriyor.
Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel'den analist Ben McWilliams, “Rusya'ya ciddi bir bağımlılık mevcut ve bu ticaret hacmi oldukça büyük. Alternatif bir tedarikçi bulmak kolay değil, çünkü yeni kapasite inşa etmek zaman alıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Artan uranyum talebiyle birlikte Urenco ve Orano, Avrupa'daki zenginleştirme kapasitelerini artırma çabasında. Orano, Fransa'nın güneyindeki Drôme bölgesinde bulunan Tricastin tesisinde kapasiteyi yaklaşık yüzde 30 artırmak için 1,7 milyar Euro'luk yatırım yapıyor. Proje, Avrupa Yatırım Bankası'ndan sağlanan 400 milyon Euro'luk finansmanla kısmen destekleniyor.
Şirket, tesiste uranyum hekzaflorür gazının yüksek hızda dönen santrifüjlere verilerek ağır uranyum-238 izotoplarının hafif uranyum-235 izotoplarından ayrıldığını ve nükleer yakıt için gerekli zenginleştirmenin bu şekilde sağlandığını aktarıyor.
Urenco ise Hollanda’daki tesisini genişletiyor ve diğer planlanan yatırımlarla birlikte Avrupa ve ABD’nin Rus ithalatı olmadan da ihtiyacını karşılayabileceğini savunuyor. Schucht, mevcut kapasite, planlanan genişlemeler ve stoklarla birlikte bunun mümkün olduğunu belirtiyor.
Öte yandan Orano, Ocak ayında ABD Enerji Bakanlığı'ndan 900 milyon Euro fon alarak Tennessee’de kurulması planlanan ve 2032’de faaliyete geçmesi hedeflenen 5 milyar Euro'luk zenginleştirme tesisine destek sağladı.
Yeni Projeler Zaman Alacak
Ancak bu genişleme projeleri zaman alacak. Orano ve Urenco’nun planladığı toplam yaklaşık 5 milyon SWU’luk ek kapasitenin 2032 sonrası devreye girmesi beklenmiyor. Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü’nden Teva Meyer, bu süreçte Avrupa veya Kuzey Amerika'daki yeni nükleer reaktör projelerinin hayata geçmesi durumunda mevcut hesapların geçerli olmayabileceğini ifade etti.
ABD’nin Rus zenginleştirilmiş uranyum ithalatı, yaklaşık 3 milyon SWU seviyesinde bulunuyor. Bu miktar, ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre toplam ithalatın yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor. Sektör danışmanlık şirketi UxC’nin Başkanı Jonathan Hinze, Biden yönetiminin yasağı devreye girmesiyle bu rakamın düşmesini bekliyor.
Buna rağmen, nükleer yakıt şirketleri geçmişte yaşanan deneyimler nedeniyle yeni büyük yatırımlar konusunda temkinli davranıyor. Hinze, 2011’deki Fukushima felaketi ve 2010’lu yıllardaki ABD kaya gazı patlamasının, önceki nükleer enerji canlanmasını etkilediğini hatırlattı.
Normalleşme İhtimali
Tricastin tesisinde konuşan Maes, Avrupa Birliği’nin Rus uranyumu için kota uygulaması gerektiğini belirtti. Bu adımın, Avrupalı müşterilere Batılı tedarikçilerle uzun vadeli sözleşmeler yapmaya yönlendireceğini ifade etti.
Schucht ise kısa vadeli yaptırımlar çerçevesinde yatırım planlamanın son derece güç olduğunu söyledi. Ayrıca Rusya’yı tedarik zincirinden tamamen çıkarmanın kolay olmayacağını da ekledi. Dünyanın en büyük uranyum üreticisi olan Kazakistan’dan çıkarılan uranyumun giderek daha büyük bir kısmının Rusya ve Çin’e yöneldiği, yeni madenlerin devreye alınmasının yıllar sürebileceği vurgulanıyor.
Analistler, Rusya’nın hâlâ önemli bir tedarikçi olmasının sebeplerinden birinin düşük maliyet olduğunu, bazı Batılı nükleer işletmecilerin ise Ukrayna'da bir barış anlaşması sağlandığında Rusya ile ticarete dönmeye istekli olduğunu ifade ediyor.
Meyer’e göre, birçok nükleer santral işletmecisi Rusya ile ilişkilerin “normalleşebileceği” ihtimalini dikkate alıyor. Bu nedenle, Rus sözleşmelerinin daha pahalı olduğu Orano ve Urenco ile uzun vadeli anlaşmalar yapma konusunda isteksiz davranıyorlar.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN