

İLKAY AKKAYA / NEFES
Yurt dışında yapılan 30 Euro’ya kadar olan alışverişlerde uygulanan gümrük muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin düzenleme, 1 Şubat tarihinden itibaren geçerliliğini kazanıyor. Bu karar, AliExpress ve Temu gibi platformlardan yapılan düşük tutarlı alışverişlerin son bulmasına yol açacak.
Avrupa Birliği ülkelerinden gelen mallara yüzde 30, diğer ülkelerden gelen ürünlere ise yüzde 60 gümrük vergisi getirilecek. İktidar, bu düzenlemenin 'yerli üreticiyi koruma' amacı taşıdığını savunsa da, İstanbul'un köklü ticaret merkezlerinde yapılan gözlemler, bu gerekçenin gerçeklikle ne derece örtüştüğünü sorgulatıyor.
YERLİ ÜRÜN BULMAK ZOR
İstanbul'un Fatih ilçesindeki Mercan, Tahtakale ve Mahmutpaşa-Eminönü gibi tarihi alanlar, uzun yıllardır şehrin ticaret merkezi olarak tanınıyor. AVM'ler ve e-ticaretin etkilerine rağmen, bu bölgeler hâlâ birçok esnaf ve alıcıyı bir araya getiriyor.
Ancak son günlerde bu bölgedeki esnafın durumu dikkat çekici bir şekilde değişti. Özellikle 30 Euro'luk kararın ardından, esnafın sattığı ürünlerin çoğunun Çin menşeli olduğu gözlemleniyor. Tahtakale’den başlayıp Mercan’a, Mahmutpaşa’dan Kapalıçarşı çevresine kadar uzanan sokaklarda, rafları incelemek bu gerçeği doğrulamak için yeterli.
İKİTELLERDE İŞLER DÜRÜYOR
Çeşitli ürün gruplarının neredeyse tamamının kaynağı Çin. Esnaflar, ürün etiketlerinde kendi markalarının ismi geçse de, gerçekte birçok ürünün “Made in China” olduğunu vurguluyor.
Bir esnaf bu durumu şöyle özetliyor: “Burada yıllardır durum bu şekilde. Burası, Çin’den başka mal bulmanıza olanak tanımıyor. Ziyaretçiler buraya geldiklerinde ne alacaklarını biliyorlar.”
Başka bir esnaf ise pandemi dönemine atıfta bulunarak, “O dönem çok zor zamanlar yaşadık. Allah korusun, o günlere dönmeyelim. Eğer Çin'den ürün gelmezse iş yerlerimizde işler durur. Bu bölgede Türk malı bulmak neredeyse imkansız” diyor.
Alınan kararın, yurt dışından gümrüksüz gelen ürünlerin yerli üretime zarar verdiği iddia edilse de, asıl sorun, korunacak bir yerli üreticinin neredeyse kalmadığı gerçeği olarak karşımıza çıkıyor.
ERZURUM VE ESKİŞEHİR İLE İLGİLİ ÜRÜNLER DE GERİDE KALDI
Erzurum’un ünlü oltu taşı ve Eskişehir’in lüle taşından üretilen el yapımı tespihler, neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Mercan’daki dükkanlar hâlâ tespihlerle dolu görünse de, raflardaki ürünlerin büyük bir kısmı Uzakdoğu’dan getiriliyor.

ÇİN MALINA RAĞBET ARTIYOR

Bir zamanlar “İstanbul taşı” olarak bilinen Zultanit'le yapılmış kolyeler ve bilezikler, yalnızca Çin malı ürünlerin satıldığı bir piyasada kaybolmuş durumda. Bir esnaf, bu durumu şöyle ifade ediyor: “Bir ülke bu taşları çıkarıyor, Çin onları alıp işliyor, sonra dünyaya satıyor. Biz de o ürünleri Çin'den getirip satışa hazırlıyoruz. Üzerinde kendi markamız var ama ürün tamamen ithal.”
Bu durum, Türkiye’de yerli üretim yapılan pek çok ürünün iç pazarda neredeyse tamamen ithalata bağımlı hale geldiğini gösteriyor.
GÜNDEŞEN İSTANBUL’UN İHALETİ
Mahmutpaşa-Eminönü güzergahı, İstanbul ve Anadolu’nun ticaretini yüzyıllardır elinde bulunduruyor. Günümüzde de sokaklar kalabalık ve dükkanlar canlı. Ancak raflardaki ürünlere bakıldığında ticaretin yön değiştirdiği net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Tahtakale ve Mercan’daki dükkanlar, neredeyse aynı manzarayı sunuyor. Cep telefonu kılıfları, kulaklıklar, küçük hoparlörler, masa lambaları, tripodlar ve aksesuarlar, vitrinlerde ve tezgahlarda sıralı bir şekilde dizilmiş durumda. Ürün çeşitliliği dikkat çekici olsa da, satılan tüm ürünler Çin menşeli.




DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN