

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı askeri seçenekleri gözden geçirdiği ve bu seçenekler arasında rejim liderlerine ve güvenlik güçlerine yönelik hedefli saldırıların olduğu ifade edildi.
Reuters’a konuşan birçok ABD'li ve bölgesel kaynak, Trump’ın amacının, protestoların bastırılmasının ardından muhalif hareketi yeniden canlandırmak ve İran yönetimi üzerinde baskı kurmak olduğunu belirtti.
İki kaynak, Trump’ın, protestolara müdahale eden komutanları ve kurumları hedef alarak halkı yeniden sokaklara çıkarmayı ve muhalefeti desteklemeyi planladığını aktardı. Ancak Trump’ın askeri müdahale konusunda henüz kesin bir karar vermediği de vurgulandı.
İRAN'IN FÜZELERİ TEHDİT ALTINDA
Kaynaklara göre, Trump'ın danışmanları, İran'ın balistik füze yetenekleri ve nükleer zenginleştirme programına karşı daha kapsamlı saldırı seçeneklerini değerlendiriyor. Washington, İran’ın uzun menzilli füze programını müttefikleri için bir tehdit olarak görmekte ve bu programı İran'ın İsrail’e karşı önemli bir caydırma aracı olarak nitelendirmektedir.
Bu hafta Orta Doğu'ya gönderilen ABD uçak gemileri ve savaş gemilerinin, Trump’ın askeri müdahale yeteneğini artırdığı kaydediliyor.
Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran’ın muhtemel bir askeri çatışmaya hazırlandığını ancak diplomatik diyaloglara da açık kaldığını açıkladı. Yetkili, ABD’nin diplomasiye yeterince istekli olmadığını savundu.
İran’ın Birleşmiş Milletler misyonu, Tahran’ın karşılıklı saygı temeliyle müzakereye hazır olduğunu, ancak zor şartlar altında “benzeri görülmemiş bir şekilde” kendini savunabileceğini belirtti.
İSRAİL: REJİM DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN YETMEYEBİLİR
İsrailli üst düzey bir yetkili, hava saldırılarının tek başına İran’daki İslam Cumhuriyeti rejimini devirmek için yeterli olmayacağını söyledi. Bu yetkili, rejimin devirilmesi için kara gücü ve içeriden örgütlü muhalefetin gerekli olduğunu vurguladı.
ABD istihbarat raporları da benzer şekilde, protesto koşullarının sürdüğünü ancak rejim içinde büyük çatlakların olmadığını aktardı.
86 yaşındaki İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, protestolar ve geçtiğimiz yılki İsrail saldırılarından sonra daha az görünür olduğu, yönetimin günlük işlerinin Devrim Muhafızları’na yakın isimlere devredildiği bildirildi.
Hak örgütü HRANA, protestolar sırasında 6 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtirken, İran resmi rakamları ölü sayısını 3,117 olarak açıkladı.
BÖLGEDEKİ ENDİŞELER ARTIYOR
Arap yetkililer ve Batılı diplomatlar, İran’da rejim değişikliği veya iç karışıklığın bölgeyi ciddi bir istikrarsızlığa götürebileceği uyarısında bulundu. Özellikle İran’ın parçalanması durumunda iç savaş, mülteci akını, radikal grupların güçlenmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının kesintiye uğraması riskleri ön plana çıkıyor.
Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Mısır gibi ülkelerin, Washington’a saldırı konusunda lobi yaptığı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın İran’a yönelik operasyonlarda kendi hava sahasını kullanmaya izin vermeyeceği ifade edildi.
Analistler, İran’da ani bir rejim çöküşü yerine, yönetici elitlerin çözülmesi ve ekonomik çöküş süreciyle sistemin yavaş yavaş aşınmasının daha olası olduğuna dikkat çekiyor.


