

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş şebekesi kurma suçlamalarıyla tutuklu yargılanırken hapiste ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'dan, ABD Başkanı Donald Trump'ı İsrail basınına röportaj vermeye teşvik etmesi için yardım talep ettiği belgelere yansıdı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein ile ilgili soruşturmaya dair 3 milyondan fazla yeni belgenin kamuoyuyla paylaşıldığını duyurmasının ardından, eski İsrail Başbakanı Barak'ın 2016 yılında gönderdiği bir e-posta da dikkat çekti.
Barak, bu e-postasında, Trump'ın İsrail basınına röportaj vermesi için Epstein'i ikna etmeye çalıştığını belirterek, Kanal 2'nin Hillary Clinton ile bir röportaj ayarladığını vurguladı ve Trump'ın Kanal 10'da benzer bir röportaj yapmaya istekli olup olmadığını sordu.
Barak'ın, İsrailliler ve özellikle İsrail'deki Amerikalıların büyük bir kısmının bu röportajı izleyeceğini ifade ederek, “ABD'ye önde gelen sunucularını, yetenekli ve pozitif bir (sarışın) kadını göndermeye hazırlar.” dediği dikkat çekti.
İsrail medyası, bu yazışmanın 2016'daki Clinton-Trump seçim savaşı sırasında gerçekleştiğini, ancak bu girişimin bir sonuca ulaşmadığını ve “sarışın kadının” Trump ile röportaj yapma fırsatı bulamadığını bildirdi.
Barak'ın Epstein ile mahkumiyetinden sonra da sıkı bağlar sürdüğü ifade ediliyor.
Jeffrey Epstein Olayı
En küçüğü 14 yaşında olmak üzere 18 yaş altındaki birçok kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı kurmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, 10 Ağustos 2019'da New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde ölü bulunmuştu.
Epstein'in dava dosyasında ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi tanınmış isimler yer aldı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, tanınmış isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğu yönünde herhangi bir kanıt bulamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçlarına ortak olduğu gerekçesiyle öldürüldüğüne dair iddiaların zayıf olduğunun altını çizerek, Epstein'ın hücresinde intihar etmiş olabileceği sonucuna vardı.


