

ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, bugün İsrail'e giderek Başbakan Binyamin Netanyahu, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Mossad Başkanı David Barnea ile müzakerelerde bulunmak üzere bir araya geldi.
Ziyaretin, İran ile İstanbul'da yapılması planlanan nükleer müzakereler öncesinde gerçekleşmesi dikkati çekti. İsrailli medya kuruluşu Ynet, Witkoff'un bu ziyaretinin, İsrail'in “kırmızı çizgileri”ni dinlemek amacıyla yapıldığını aktardı.
İSRAİL'İN KIRMIZI ÇİZGİLERİ
Ynet'in haberine göre, İsrail'in kırmızı çizgileri, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve zenginleştirilmiş uranyumunu ülke dışına çıkarması olarak belirleniyor. Ayrıca, yapılacak anlaşmanın yalnızca nükleer başlıklarla sınırlı kalmaması, balistik füze programı ve İran'ın bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteğin de müzakere konusu edilmesi öngörülüyor.
İran heyetinin müzakereleri yalnızca nükleer konularla sınırlı tutması nedeniyle İsrailli yetkililer, görüşmeleri “zayıf bir başlangıç” olarak değerlendirdi.
URANYUM NEREYE GİDECEK?
Amerikan gazetesi New York Times'a göre, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Larcani, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşerek, zenginleştirilmiş uranyumun Rusya'ya transfer edilmesinin değerlendirilebileceğini bildirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da konunun uzun zamandır gündemde olduğunu ifade etti.
Diğer yandan, İsrail gazetesi Haaretz, İran'ın 400 kilogramdan fazla zenginleştirilmiş uranyumunun Türkiye'ye gönderilmesi seçeneğinin değerlendirildiğini yazdı. Trump yönetiminin Ankara'yı Moskova'dan “daha güvenilir bir emanetçi” olarak gördüğü belirtildi.
İDDİALARI REDDETTİ
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in danışmanı Ali Şemhani, el-Meyadin televizyonuna verdiği röportajda İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu ülke dışına çıkaracağına dair iddiaları yalanladı.
Şemhani, “Zenginleştirilmiş uranyumun İran dışına çıkarılması için bir sebep yoktur. Yüzde 60 seviyesindeki zenginleştirmenin askeri amaçlarla üretildiği iddiası gerçek dışıdır ve bu yönde bir niyetimiz hiç olmadı. Üç yılı aşkın süredir bu konu gündemimizde, bu süre zarfında yaptırımlar arttı, baskılar yoğunlaştı ve uluslararası kararlar alındı. Nükleer programımız tamamen barışçıldır. Zenginleştirme oranını yüzde 20 seviyesine düşürebiliriz ancak bunun bir bedeli olmalıdır.” şeklinde konuştu.
ASKERİ SEÇENEK HÂLÂ MASADA MI?
Witkoff'un askeri opsiyonlara mesafeli olduğu belirtilse de Trump, bölgeye önemli bir deniz gücü yığarak askeri seçeneğin hala masada olduğuna dair bir mesaj verdi.
ABD ordusunun “tek vuruşluk” bir çözüm arayışında olmadığı, daha uzun soluklu bir senaryo için hazırlandığı bildirildi.
Ynet'in haberine göre, bazı İsrailli çevreler Trump'ın müzakerelerin tükendiğini öne sürdüğünü ve askeri müdahale için bir “meşruiyet zemini” oluşturmaya çalıştığını düşünmektedir.


