

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, başkent Tahran'da Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nde düzenlenen İran Dış Politikası ve Dış İlişkiler Tarihi Kongresi'nde önemli açıklamalarda bulundu.
Arakçi, konuşmasında İran'ın nükleer programı, uranyum zenginleştirme hakkı, ABD ile müzakere süreçleri ve Washington'un bölgedeki askeri güç gösterilerine dair değerlendirmelerde bulundu. İran’nın nükleer programı için büyük bedeller ödendiğini vurgulayan Arakçi, “Bu bedel, ülkenin ihtiyaçlarıyla uyumlu. Zenginleştirme ve nükleer program, tarım, sağlık gibi birçok alandaki ihtiyaçları karşılamaktadır. Aynı zamanda gelecekteki nükleer yakıt ihtiyacımız ve nükleer santrallerimiz için de zorunludur. Bunu bağımsızlık ve onur açısından değerlendiriyorum. Zenginleştirmeden vazgeçmeyeceğimizin nedeni, kimsenin bize neye sahip olup olamayacağımızı dayatamayacak olmasıdır. Bu, tahakkümün reddi ilkesine dayanıyor. Zenginleştirme hakkı bizimdir, bunu kullanıp kullanmamaya da biz karar veririz.” dedi.
“Eğer Endişeniz Varsa Giderme Hazırız”
Arakçi, uzun yıllar boyunca kendilerine zenginleştirme yapma hakkının olmadığı söylendiğini belirterek, “Gerekçe olarak endişeleri olduğunu ifade ediyorlar. Eğer gerçekten bir endişeniz varsa, bu endişeleri gidermeye hazırız. Sorularınız varsa cevap veririz, güvensizlik varsa güven inşa ederiz. Ancak kimse sadece kendi istekleri doğrultusunda bize sen buna sahip olmamalısın diyemez. Bu, izlediğimiz yolun temelidir. Zenginleştirme önemliydi ama asıl önemli olan, İran'ın kimseye talimat vermediğini ve hiçbir gücün baskısını kabul etmediğini göstermesiydi.” şeklinde konuştu.
“12 Günlük Savaşta Teslim Olmadık”
Bu direncin büyük bedellerle kazanıldığını dile getiren Arakçi, “Eğer bu hakkımızdan vazgeçersek, ülkemiz için bedeli çok daha ağır olur. 12 günlük savaşta eğer direnmeseydik, İran'ın istenildiğinde iki füze ve birkaç saldırıyla teslim alınabileceği düşüncesi tarihe utanç verici bir şekilde geçerdi. 12 günlük savaş, İran halkının teslim olmayacağını kanıtlamıştır. Savaşın üçüncü gününde kayıtsız şartsız teslimiyet diyenler, 12’nci gün kayıtsız şartsız ateşkes mesajı göndermiştir. Çünkü biz korkmadık ve direndik.” ifadelerini kullandı.
“Korkmuyoruz”
Arakçi, “Bugün onların bölgemizdeki askeri varlıkları bizi korkutmuyor. Biz hem diplomasinin hem de savaşın insanıyız. Savaş peşinde olduğumuz anlamında değil, tam tersine savaşmaya cesaret edemeyecekleri bir durum oluşturmak için savaşa hazırız. Biz diplomasinin insanıyız çünkü mantığımız ve söyleyecek sözümüz var. Eğer diplomasi yolunu seçerlerse biz de aynı yolu izleriz. İran halkıyla saygılı bir dille konuşurlarsa, biz de aynı şekilde karşılık veririz; tehdit ederlerse, aynı dille yanıt veririz.” dedi.
Arakçi, İran’ın barışçıl nükleer programına dair herhangi bir soru veya tereddüt olması halinde yanıt vermeye hazır olduklarını tekrar vurgulayarak, “Belirsizlikleri gideririz. Bunun tek yolu diplomasi. Diğer yöntemler sonuç vermedi. Bu yüzden müzakereden başka bir yol yok. Müzakereler ancak İran halkının haklarının kabul edilmesi, bu haklara saygı gösterilmesi ve bizlerin de bu hakları kullanabilmesi halinde başarıya ulaşacaktır. Biz kimsenin hakkımızı tanımasını istemiyoruz çünkü hakkımız resmi ve zaten var. Biz sadece hakkımıza saygı gösterilmesini talep ediyoruz.” dedi.
“Bizim Atom Bombamız 'Hayır' Diyebilme Gücümüz”
Arakçi, “İran'ın gücünün kaynağı, zorbalığa ve baskıya karşı direnebilmesidir. Onlar nükleer bombadan korkuyor, oysa biz nükleer bomba peşinde değiliz. Bizim nükleer bombamız, büyük güçlere hayır diyebilme gücümüzdür. İran'ın gerçek gücü buradan gelmektedir.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında uluslararası düzene de değinen Arakçi, “Uluslararası hukuk ve ilişkilerin tüm ilkelerini altüst eden yeni bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayış, ABD Başkanı'nın iktidara gelir gelmez ifade ettiği zor yoluyla barış yaklaşımıdır. Barış, kendi isteklerini güç kullanarak dayatmak demektir. ABD, hedeflerine her zaman güç kullanarak ulaşmaya çalıştı. Ama geçmişte bunu hukuki gerekçelerle gizlemeye çalışıyordu. Yeni ABD Başkanı ise ‘Biz güçlüyüz ve istediğimiz olmalı’ diyerek açıkça bunu ifade ediyor. Bu anlayışta güçlü olan kazanır, zayıf olan ezilir. Bu yüzden güçlü olmak zorundayız ve bunun en önemli unsurlarından biri de dirençtir.” şeklinde belirtti.


