reklam
reklam
DOLAR 43,6002 % -0.02
EURO 51,7771 % 0.36
STERLIN 59,4830 % 0.09
FRANG 56,5130 % 0.47
ALTIN 7.022,04 % 1,13
BITCOIN 68.708,00 -3.282
reklam

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'ndan Kuraklık Uyarısı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'ndan Kuraklık Uyarısı
reklam

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'nin 2025 yılında son yarım yüzyıldaki en şiddetli kuraklıklarından birini deneyimleyeceğini belirtti. Özellikle Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgelerinde kuraklığın kalıcı bir sorun haline gelme eğiliminde olduğunu ifade etti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yayınlanan 2025 yılı Standart Yağış İndeksi (SPI) haritaları doğrultusunda konuşan Kadıoğlu, bu indeksin Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından kuraklığın izlenmesi için önerilen temel bir gösterge olduğunu belirtti. Negatif değerlerin kuraklık, -2 ve altı değerlerin ise şiddetli kuraklığı tanımladığını ifade etti.

2025 yılına ait SPI haritalarının özellikle 12 ve 24 aylık göstergeleri itibarıyla alarm verdiğini dile getiren Kadıoğlu, “Türkiye, 2025 yılında son yarım yüzyılın en şiddetli kuraklıklarından birini yaşayacak. SPI haritaları, kuraklığın geçici bir hava olayı olmaktan çıkarak, Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgelerinde kalıcı bir soruna dönüşme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu bölgelerde su stresi, artık iklimin yeni normali haline gelmiştir.” şeklinde konuştu.

Kuraklık Uyarısı

Kadıoğlu, 3 aylık haritaların hava koşullarını yansıttığı için 12 ve 24 aylık haritaların daha kritik olduğunu vurgulayarak, bu haritaların barajlar, yeraltı sularında tarımsal üretim ve ekonomik etkileri gösterdiğini ifade etti. Türkiye'de bu haritaların şu anda kırmızı ve siyah tonlarına dönüştüğünü belirtti.

2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 24 aylık haritaların problemin sadece 2025 yılına özgü olmadığını gösterdiğini vurgulayan Kadıoğlu, “İki yıl üst üste gelen yağış azlığı, toprak nem kapasitesini zayıflattı. Yeraltı su seviyeleri kritik eşiklerin altına düştü ve obruk oluşum riski artırdı.” dedi.

Marmara ve İç Anadolu Tabloları

Marmara Bölgesi'nde durumun büyük şehirler açısından ciddi riskler taşıdığını belirten Kadıoğlu, İstanbul'da Haziran 2025'te yalnızca 0,5 milimetre yağış kaydedildiğini, bu durumun uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 99'luk bir düşüş anlamına geldiğini açıkladı.

İstanbul'un baraj doluluk oranının yüzde 30'lar seviyesinde olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, Trakya'da tarımsal üretimin ciddi oranda etkilendiğini, bazı alanlarda ayçiçeğinde yüzde 90'a kadar verim kaybının yanı sıra sıcaklık stresinden kaynaklı olarak tohum yağ oranında düşüş görüldüğünü aktardı.

Kadıoğlu, İç Anadolu'daki 12 aylık tabloyu ise şöyle özetledi:

“İç Anadolu, son 65 yılın en düşük yağışını aldı. Ankara, son 47 yılın en kurak dönemini yaşıyor. 3 aylık haritada kısmi normalleşme görülse de bu yanıltıcı olmamalı. İç Anadolu'da hidrolojik kuraklık alarm verici düzeyde. Konya Ovası'nda toprak nemi kritik seviyelere düştü, buğday ve mısırda yüzde 20-30 verim kaybı yaşanmakta. Yağışlar, uzun yıllar ortalamasının yüzde 48 altında kaldı, verim ise dekarda 50-150 kilograma düştü. 24 aylık haritada bölge şiddetli ve çok şiddetli kuraklık kategorisinde. Ankara ve Konya'da sanayi su maliyetlerinden etkilenmekte, ilgili sektör analizlerine göre bölgesel ekonomide yüzde 8'e kadar bir daralma öngörülmektedir.”

Ege ve Akdeniz'de Tarımsal Üretim Baskı Altında

Ege Bölgesi'nde Gediz ve Büyük Menderes havzalarında sulama suyu krizinin yaşandığını belirten Kadıoğlu, 12 aylık SPI haritasına göre İzmir'in çok şiddetli kuraklık kategorisinde olduğuna dikkat çekti.

Kadıoğlu, “3 aylık haritada İzmir ve çevresi hafif kurak kategorisine geçmiş olsa da iç kesimlerde Afyon ve Uşak'ta şiddetli kurak odakları devam etmektedir. İzmir'de brokoli, enginar ve ıspanak gibi ürünler risk altındadır. Aydın'da incir hasadı düşük, zeytin üretiminde yüzde 15-25 kayıp yaşanmaktadır. 24 aylık haritada bölgenin iç kesimleri şiddetli ve çok şiddetli kuraklık kategorisine girmiştir. Turizm bölgeleri ise su kısıtlamalarından etkilenmektedir.” ifadelerini kullandı.

Kadıoğlu, Akdeniz Bölgesi'nde ise sonbahar yağışlarının kıyı kesimlerde geçici bir rahatlama sağladığını; ancak Hatay, Adana ve Osmaniye hattında şiddetli kuraklığın devam ettiğini, narenciye ve pamuk üretiminin risk altında olduğunu belirtti.

Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi

Güneydoğu Anadolu'nun, 2025 yılı boyunca Türkiye'de kuraklıktan en fazla etkilenen bölgelerden biri olduğunu ifade eden Kadıoğlu, “MGM kayıtlarına göre bölge son 65 yılın en düşük yağış miktarını aldı. Mevsim normallerine göre yağışlar yaklaşık yüzde 53 azalmıştır. Şanlıurfa, metrekareye 182,3 kilogram ile ülke genelinde en düşük yağışın kaydedildiği il olmuştur.” bilgisini paylaştı.

Kadıoğlu, Doğu Anadolu'nun 3 aylık SPI haritalarında Erzurum, Erzincan ve Kars hattının hafif nemli ve normal kategorisinde yer aldığını, kış yağışlarının bölgeye olumlu yansıdığını ve Erzurum çevresinin çok nemli sınıfına geçiş yaptığı bilgisini aktardı.

Karadeniz Bölgesi

Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en nemli bölgesi olma özelliğini koruduğunu ifade eden Kadıoğlu, Orta ve Doğu Karadeniz'de Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'in tüm haritalarda nemli, çok nemli ve aşırı nemli kategorilerinde bulunduğunu belirtti. Özellikle Rize-Artvin hattının “olağanüstü nemli” bir yapı sergilediğini vurguladı.

Tarımsal açıdan bölgede genel olarak yeterli nem bulunduğunu ve fındık, çay ve kivi üretiminin olumlu ilerlediğini söyleyen Kadıoğlu, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü verilerine göre Rize'de çay hasadının yüksek seviyelere ulaştığını belirtti. Ancak aşırı nemliliğin bazı kesimlerde sel ve heyelan riskini artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Kadıoğlu, Batı Karadeniz haritaları hakkında “Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Çorum, Amasya ve Tokat'ta 12 aylık haritalarda yer yer kuraklık sinyalleri görülmektedir. Bu durum, Karadeniz'in klasik yağış rejiminin de değişmeye başladığını ve mikro-kuraklık alanlarının oluştuğunu göstermektedir.” değerlendirmesini yaptı.

Kadıoğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

“12 ve 24 aylık SPI haritaları, Türkiye'nin su bütçesinin artık açık verdiğini ve bu açığın geleneksel yöntemlerle kapatılamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kuraklık ve bolluk arasındaki makas açılmakta, geçişler sertleşmektedir. Acil su tasarrufu önlemleri, tarımsal adaptasyon stratejileri ve uzun vadeli iklim politikaları ile su yönetiminde ulusal ölçekli, havza bazlı ve köklü kararların alınması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.”

reklam

YORUM YAP