reklam
reklam
DOLAR 43,5920 % -0.03
EURO 51,9046 % 0.61
STERLIN 59,6139 % 0.3
FRANG 56,7604 % 0.91
ALTIN 7.112,92 % 2,44
BITCOIN 70.280,05 -0.35
reklam

Avrupa'da ABD Depremi: Güvenlik Raporundaki İfadeler Dikkat Çekiyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Avrupa'da ABD Depremi: Güvenlik Raporundaki İfadeler Dikkat Çekiyor
reklam

Dünyanın en prestijli platformlarından biri olan 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) öncesinde, Münih Güvenlik Raporu 2026, “Yıkım Altında (Under Destruction)” başlığıyla yayımlandı.

Raporda, şimdiye kadar küresel sistemin “koruyucusu” olarak kabul edilen ABD'nin, mevcut düzeni kendi çıkarlarına aykırı bularak bir “yıkım süreci” başlattığı ifade ediliyor.

YIKIM SİYASETİ DÖNEMİ

13 Şubat'ta başlayacak olan konferans öncesi yayımlanan raporda, “Dünya bir 'yıkım siyaseti' dönemine girmiştir. 80 yıl önce ABD öncülüğünde inşa edilen savaş sonrası uluslararası düzen, ABD tarafından yıkılmaktadır” denildi.

MSC'nin yıllık raporunda, Washington'un uluslararası hukuk ve kurumları göz ardı eden “buldozer siyasetinin”, dünyayı evrensel normlar yerine “güçlülerin ve zenginlerin” sözünün geçerli olduğu bir alan haline getirdiği uyarısı yapıldı.

'AVRUPA İNKAR VE KABULLENME ARASINDA KALDI'

Raporda, ABD'nin Ukrayna konusundaki kararsız tutumu ve stratejik geri çekilmesinin Avrupa'da derin bir güvensizlik yarattığına dikkat çekildi. Avrupa ülkelerinin, Washington'dan gelen çelişkili sinyaller karşısında “inkar ile kabullenme” arasında sıkıştığı belirtilerek şu veriler paylaşıldı:

“Almanların yüzde 66'sı, İngilizlerin yüzde 52'si ve Fransızların yüzde 50'si ABD'yi NATO içindeki 'daha az güvenilir bir müttefik' olarak görüyor. Almanların yüzde 72'si, Fransızların yüzde 63'ü ve İtalyanların yüzde 60'ı ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarının kendi ülkelerine zarar vereceğini düşünüyor.”

Araştırmacılar Tobias Bunde ve Sophie Eisentraut tarafından kaleme alınan raporda, uluslararası sistemin artık “uzlaşı” yerine “güç” ekseninde şekillendiği, bu yeni düzene uyum sağlayamayan ülkelerin “ezilme” tehlikesi ile karşı karşıya olduğu vurgulandı.

'ODADAKİ FİL'

Kapağında “odadaki fil” terimine atıfta bulunan bir görselle yayımlanan 121 sayfalık raporda, Trump yönetiminin İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan dünya düzenini ABD çıkarları için “bir yük” olarak gördüğü ifade ediliyor. Bu değişimin Batı dünyasındaki aşırı sağ ve mevcut düzen karşıtı hareketlerle paralel bir gelişim gösterdiği, liberal ideallere karşı başlatılan “kültür savaşının” evrensel normları aşındırarak kişisel çıkarların korunduğu bir “pazarlık dünyası” yarattığı dile getirildi.

Raporda, ABD Başkanı Donald Trump'ın, “yıkım güllesi” politikasıyla küresel sistemi ve mevcut kurumları hedef alan aktörlerin başında geldiği belirtilirken, bu yaklaşımın ilkeli işbirliklerinin yerini “al-ver” odaklı pazarlıklara, kamu yararının ise özel çıkarlara bırakabileceği uyarısında bulunuldu.

'GÜVENLİK SAĞLAYICISI KONUMUNA HENÜZ GEÇEMEDİ'

Raporda, “Rusya'nın topyekün işgal girişimi ve genişleyen hibrit kampanyasının, Soğuk Savaş sonrası güvenlik düzenini parçaladığı” tespiti yapıldı. Avrupa'nın “güvenlik tüketicisi” konumundan “güvenlik sağlayıcısı” rolüne geçiş sürecini henüz tamamlayamadığı vurgulandı.

MSC'nin raporunda, Avrupa devletlerinin savunma harcamalarını artırarak ve esnek koalisyonlar oluşturarak bu sürece yanıt vermeye çalıştığı belirtildi. Ancak “Pax Americana” (Amerikan Barışı) döneminin sona ermesinin yarattığı boşluğun bu yerel çabalarla doldurulup doldurulamayacağının uluslararası sistemin en büyük belirsizliği olduğu ifade edildi.

Münih Güvenlik Konferansı Raporu'na göre, ABD'nin küresel yardımlardaki boşluğunu tek bir aktörün doldurması pek mümkün görünmüyor.

TÜRKİYE'YE DE DEĞİNİLDİ

Son yıllarda Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve özellikle Çin, küresel kalkınma finansmanında daha görünür hale gelse de bu ülkelerin yardım stratejileri geleneksel Batılı bağışçılardan temelden farklılık göstermektedir.

Öte yandan, 13 Şubat'ta 100'den fazla dünya lideri ile savunma ve dışişleri bakanlarının katılımı ile başlayacak konferansın ana gündeminin bu “yıkım siyaseti” ve sonuçları oluşturması bekleniyor.

reklam

YORUM YAP