reklam
reklam
DOLAR 45,5853 % 0
EURO 53,1373 % -0.04
STERLIN 61,2220 % -0.07
FRANG 58,0452 % -0.14
ALTIN 6.650,41 % -0,62
BITCOIN 76.917,29 0.005
reklam

Beraat Kararları Bozuldu

Yayınlanma Tarihi : Google News
Beraat Kararları Bozuldu
reklam

Olay, 3 Kasım 2022 tarihinde İzmir'in Bornova ilçesindeki bir sitede gerçekleşti. Pazarlama müdürü olarak görev yapan Duygu Bölükbaş, erkek arkadaşı Emre T. ile birlikte yaşadığı evin banyosunda, çarşafla asılı halde ölü olarak bulundu.

Soruşturma sürecinde Emre T. ve halası S.T., hem polise hem de Duygu’nun ailesine, Bölükbaş'ın intihar ettiğini iddia etti. İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından yapılan incelemede, Duygu’nun tırnak örneklerinde ve tişörtünde Emre T.'ye ait DNA izlerine rastlandığı belirtildi.

Bölükbaş'ın ailesi ve yakınları, verdikleri ifadelerde onun intihara eğilimli bir kişi olmadığını ifade ettiler.

Soruşturmada, site güvenlik görevlilerinin ifadelerine göre Emre T.'nin daha önce bıçakla eve girmeye çalıştığı öğrenildi. Elde edilen bilgi ve belgeler, olayın 'kasten öldürme' suçu olduğuna yönelik değerlendirmelere yol açtı ve bu nedenle Emre T. hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

Suçlamaları reddeden Emre T., olayın üzerinden yaklaşık 1,5 yıl geçtikten sonra, 22 Mart'ta tutuklandı.

Karara İtiraz Edildi

Hazırlanan iddianamede, Duygu Bölükbaş'ın çarşafla kendini asmasının mümkün olmadığına dikkat çekildi.

Savcı, Emre T. hakkında 'Kadına karşı kasten öldürme' suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis, halası S.T. için ise 'yalan tanıklık' suçundan 4 yıla kadar hapis cezası talep etti.

İddianame, İzmir 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sanık, yargılama süresince Duygu’nun intihar ettiğini savunmaya devam etti. Geçen yıl 30 Mayıs'ta görülen duruşmada karar açıklandı.

Sanıklara beraat verilmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve müşteki avukatları karara itiraz etti. Gerekçeli kararda sanığın suçu işlediğine dair somut ve inandırıcı bir delil bulunmadığı, savunmalarının tutarlı olduğu ve bu nedenle 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin geçerli olduğu belirtildi.

İstinafa Gidildi

İtirazlar sonrasında dosya istinafa taşındı. İzmir 4. Ceza Dairesi, olay yerinde bulunan çarşafın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiğine vurguda bulunarak, Duygu’nun çarşafla kendisini banyodaki havlupana asmış olması halinde ölü muayene ve otopsi raporunda belirlendiği üzere 'boyundaki kemik kırığı ve izlerin' oluşmasının tıbben mümkün olup olmadığını belirlemek için ek rapor alınması gerektiğinin altını çizdi.

Daireye Giriş Görüntülerine Rastlanılmadı

Olayla ilgili kamera kayıtlarının temin edildiği, ancak görüntülerde saat kaydının olmadığı ifade edildi.

Kameranın, sanığın saat 18:33’te otoparktan asansöre binip yukarı çıkmasının ardından Duygu ile birlikte yaşadıkları daireye dönüşünü de göstermesi gerektiği vurgulandı. S.T.'nin, hem kendi beyanına hem de sanık Emre'nin savunmasına göre aynı daireye ilk girişine dair görüntülerin de bulunması gerekiyordu ancak bu görüntülerin dosyada yer almadığı belirtildi.

Ayrıca, giriş kapısının önündeki kamera kayıtlarının talep edilmesi ve sanıkların ifadelerinin bu kayıtlarla denetlenmesi gerektiği de göz önünde bulundurulmadı.

Arama Kaydına Dair İnceleme

Ceza Dairesi, olaydan önce Duygu Bölükbaş ile telefonla iletişim kurduklarını belirten tanıklar U.E. ve F.Y.V.'nin yeniden dinlenilmesi gerektiğine ve bu konuşmaların varsa saatlerinin tespit edilmesine vurgu yaptı.

Duygu Bölükbaş’ın telefonunun WhatsApp ve sosyal medya açısından incelendiği, olay günü telefonla arama ve aranma kayıtlarına dair incelemenin yapılmadığı da ifade edildi.

Ceza Dairesi, bu konuyla ilgili bilirkişiden ek rapor alınması gerektiğine de karar verdi. Duygu Bölükbaş'ın hayatta olduğu son zaman dilimi ve son iletişimi ile ilgili tespitlerin gerektiği belirtildi.

Kronolojik Sıralama Vurgusu

Kararda; kamera kayıtlarının uzman bilirkişiye gönderilip saat kaydı olan görüntülerle telefonların Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) kayıtlarının karşılaştırılması gerektiği, olayın sürecinin kronolojik gelişiminin göz önünde bulundurulmadığına dikkat çekildi.

Tüm bu nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı bozmaya ve dosyayı yeniden İzmir 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermeye karar verdi.

reklam

YORUM YAP