

Fillerin hortumu, hayvanların beslenme alışkanlıklarından sosyal etkileşimlerine, çevresel algılarından iletişim kurma biçimlerine kadar yaşamlarının birçok alanında önemli bir rol oynamaktadır. Yeni yapılan bir araştırma, hortumu çevreleyen yaklaşık bin bıyığın bu işlevler açısından kritik bir işlev üstlendiğini ve fillere kalın derileri ile zayıf görme yetilerini telafi eden gelişmiş bir dokunma duyusu sağladığını ortaya koydu.
Max Planck Institute for Intelligent Systems tarafından gerçekleştirilen ve bu hafta Science dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, fillere ait bıyıklar, fare ve sıçan gibi memelilerin bıyıklarından hem iç yapı hem de esneklik bakımından belirgin farklılıklar gösteriyor.
Araştırmanın başyazarı olan Almanya'daki Max Planck Enstitüsü'nde biyomekanik alanında doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapan Andrew Schulz, “Filler, hortumlarıyla çevrelerini sürekli olarak yokluyor, yiyecek arıyor ve sosyal bağlar kuruyor. Hortumdaki her bir bıyık, dokunma menzilini genişleten birer duyusal organ gibi işlev görüyor” şeklinde ifade etti.
BIYIKLARIN ÇALIŞMA MEKANİZMASI

Fillerin hortumu, uzatılmış burun ve üst dudağın bir araya gelmesiyle oluşur ve iç yapısında yoğun bir sinir ağı barındırır. Hortumunun ucu, bir tortilla cipsini kırmadan tutmak veya bir muzu soymak gibi son derece hassas hareketler gerçekleştirebilecek kadar duyarlıdır.
Bir bıyık, bir nesneye dokunduğunda bükülür ve titreşir. Bu titreşimler, bıyığın tabanında bulunan dokunma algılayıcı hücreler aracılığıyla iletilir. Böylece fil, temasın yerini ve kuvvetini algılayabilmektedir.
İÇİ BOŞ, DAYANIKLI VE HAFİF YAPIDA

Araştırmacılar, Asya fillerine ait bıyıkları tarama teknolojileriyle inceleyerek, bıyıkların kesitinin çim yaprağına benzer bir yassı yapıda olduğunu ve tabanında, koç boynuzlarına benzer içi boş tüpçükler barındırdığını belirlediler.
Önceki çalışmalar, fare ve sıçanların bıyıklarının dairesel kesitte, nerdeyse tamamen dolu ve benzer sertlikte olduğunu göstermiştir. Oysaki fil bıyıkları, hortumun uzanma yönünde kolaylıkla bükülebilen yassı bir yapıda bulunuyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı ve Max Planck Enstitüsü'nde robotik araştırmacısı olan Katherine Kuchenbecker, “Fil bıyıkları bir daha asla yeniden çıkmıyor. Bu nedenle dayanıklı olmaları oldukça önemli. İçlerindeki boş tübüller, darbeleri emmeye yardımcı oluyor ve bıyıkları hafif tutarak işlevselliğini artırıyor” açıklamasında bulundu.
SAĞLAMLIK FARKLILIK GÖSTERİYOR

Araştırmacılar, “nanoindentasyon” adı verilen bir teknikle bıyığın tabanına ve ucuna mikroskobik bir elmas ucu ile sertlik ölçümü yaptılar. Elde edilen sonuçlara göre, bıyığın tabanı sert plastiğe benzerken, ucu yaklaşık 40 kat daha yumuşak bir yapı gösteriyor ve kauçuğa benziyor. Bu özellik, “işlevsel sertlik gradyanı” olarak adlandırılıyor.
Kuchenbecker, “Bıyığın çeşitli noktalarındaki malzeme özelliklerinin değişmesi, temas hissinin de temasın yerini göre farklılık göstermesini sağlıyor. Bu durum, filin hortumunu son derece çevik bir şekilde kullanmasına yardımcı oluyor” açıklamasında bulundu.
ROBOTİK TEKNOLOJİLERE YENİ BİR GÖRÜŞ
Araştırmacılar, elde edilen bulguların robot teknolojileri için ilham kaynağı olabileceğini belirtiyor. Fil bıyıklarına benzer yapılar sayesinde, gelecekte robotların fiziksel ortamda daha güvenli hareket etmesi ve hassas nesneleri daha iyi bir şekilde manipüle etmesi mümkün olabilir.
Almanya’daki Humboldt University of Berlin’den sinirbilimci ve çalışmanın yazarlarından olan Lena Kaufmann, fillerin koku, işitme ve dokunma duyularına dayalı algı dünyasının bilimsel araştırmalar için son derece çekici bir alan olduğunu vurguladı.


