

Almanya, Schengen Bölgesi içerisinde sadece istisnai durumlarda izin verilen sınır kontrollerini altı ay daha uzatma kararı aldı. 15 Mart'ta sona ermesi beklenen uygulama, güvenlik sebepleri dolayısıyla en az Eylül 2026'ya kadar devam edecek. Bu karar doğrultusunda Berlin'in planlarını resmi olarak Avrupa Birliği Komisyonu'na iletmesi gerekiyor.
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, “Komşu ülkelerimizle olan sınır kontrollerini uzatıyoruz. Sınır kontrolleri, Almanya'daki göç politikasının yeniden yapılandırılmasının bir parçasıdır” ifadesini kullandı.
Bu karar, Almanya'nın dokuz komşu ülkesi ile olan kara sınırlarında seyahat eden turistlerin güvenlik kontrolleri ve olası gecikmelerle karşılaşmaya devam edeceği anlamına geliyor.
SINIRLARDAN GERİ ÇEVRİLEN İNSANLAR VE GÜVENLİK VERİLERİ
Eylül 2024 ile Aralık 2025 tarihleri arasında uygulanacak olan kontroller döneminde Alman Federal Polisi, dokuz kara sınırının tamamında 67.918 yetkisiz giriş tespit etti. Bu kişilerden 46.426'sı doğrudan sınırdan geri çevrildi ya da yasa dışı girişle bağlantılı olarak sınır dışı edildi. Ayrıca 2.513 kişi için yeniden giriş yasağı kararı alındı.
Bunun yanı sıra, aşırı sol, aşırı sağ ve İslamcı örgütler dahil olmak üzere 1.763 aşırılık yanlısı tespit edilirken, haklarında yakalama kararı bulunan 11.348 kişi gözaltına alındı.
İLTİCA BAŞVURULARINDAKİ DÜŞÜŞ
Veriler, iltica başvurularında dikkat çekici bir düşüşü işaret ediyor. Ocak ayında Almanya'ya ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 7.649 oldu. Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde 14.920 olarak kaydedilmişti.
Ocak–Kasım 2025 döneminde Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından 106.298 ilk başvuru kayda alındı. Bu sayı, Almanya'nın 2013'ten bu yana en düşük yıllık seviyeye doğru ilerlediğini gösteriyor. 2024 yılında bu sayı 229.751'in üzerindeydi.
2025'in ocak ayında yasa dışı göç, pandemi yılı ilk dönemi hariç tutulduğunda, son on yılın en düşük seviyesine geriledi.
HÜKÜMETİN TUTUMU VE TARTIŞMALI NEDENLER
Başbakan Friedrich Merz'in liderliğindeki hükümet, düşüşü kendi politikalarına atfetmesine rağmen, uzmanlar nedenlerin net olmadığını ifade ediyor. Belarus, Balkanlar ve Doğu Akdeniz üzerinden Avrupa Birliği'ne ulaşan göçmen sayısının, Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler ve Polonya'nın doğu sınırındaki sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle azaldığı belirtiliyor.
Ayrıca, Almanya'daki hafif fakat uzun süreli ekonomik durgunluğun, ülkeyi göçmenler açısından komşularına kıyasla daha az cazip hale getirdiği kaydediliyor.
Berlin'deki Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi'nden sosyal bilimci Marcus Engler, “Göçü kontrol altına aldıklarını ve bunun tamamen kısıtlamalar sayesinde olduğunu öne süren siyasi söylem son derece tartışmalı” değerlendirmesinde bulundu.
“ULUSAL ACİL DURUM” VE SERT POLİTİKALAR
Merz, göç sorununu bir “ulusal acil durum” olarak tanımlayarak, belgelerinin eksik olduğu tespit edilen göçmenlerin büyük bir bölümünün sınırdan geri çevrilmesi talimatını verdi. Aile birleşimi geçici olarak askıya alındı. Bu arada, 31 Temmuz–31 Aralık arasında iltica başvurusunda bulunanların yakınları için yalnızca iki vize verildi. Aynı dönemde Uluslararası Göç Örgütü'ne (IOM) 2.586 başvuru yapılmıştı.
Hükümet ayrıca gönüllü insani mülteci kabul programlarını durdurdu ve nakit yardımlar yerine sadece fiziksel mağazalarda geçerli ön ödemeli kart uygulamasını hayata geçirdi.
HUKUKİ ENGELLER VE SİYASİ ETKİLER
Uygulamalar, Alman yargısı ile hükümeti karşı karşıya getirdi. Berlin İdare Mahkemesi, yaz aylarında Polonya sınırında geri çevrilen Somalili üç kişinin işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmetti ve “acil durum” gerekçesinin geçerliliğini sorguladı.
Bazı hukuk uzmanları, kara sınırlarında göçmenlerin engellenmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne de aykırı olabileceğini öne sürüyor. Ancak bu iddialar henüz Strasbourg'a iletilmiş değil.
AŞIRI SAĞ YÜKSELİŞİ VE İŞ GÜCÜ ENDİŞESİ
Merz'in sert göç politikaları, aşırı sağcı Alternative für Deutschland'ın (AfD) yükselişini durdurmuş görünmüyor. Anketlerde AfD, Merz'in Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) ile başa baş gidiyor. Bazı analizler, hükümetin göç konusuna yoğunlaşmasının AfD'ye daha fazla seçmen kazandırdığını öne sürüyor.
Ekonomistler ise kitlesel sınır dışı uygulamalarının, zaten zor durumda olan iş gücü piyasasını daha da zorlayabileceği uyarısında bulunuyor. Almanya'nın mevcut iş gücünü koruyabilmesi için yılda yaklaşık 1,5 milyon göçmene ya da net olarak 400 bin kişilik göç dengesine ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.


