reklam
reklam
DOLAR 43,7299 % 0.05
EURO 51,8360 % -0.06
STERLIN 59,5632 % -0.12
FRANG 56,8585 % 0.06
ALTIN 6.870,50 % -2,07
BITCOIN 68.232,94 -0.237
reklam

Ediz Hun Sinema Serüvenini Anlatıyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ediz Hun Sinema Serüvenini Anlatıyor
reklam

Değerli NEFES okurları, bugün ünlü sanatçı, biyolog ve akademisyen Ediz Hun ile yaptığımız sohbetin bazı bölümlerini sizlerle paylaşacağız. Hun, “Birini sevmek zorunda değilsiniz ama herkese saygılı olmaya mecbursunuz” diyerek sohbetine başladı.

İlk soruyu, “Binemaya ilk başladığınız günlerde ‘ben bu işte kalıcı olacağım’ dediğiniz bir an oldu mu?” olarak yönelttik. Hun, kesin bir dille “Hayır, olmadı” yanıtını verdi ve devam etti: “O sırada Almanya’da diş doktorluğu okuyordum; tatil dolayısıyla geldim ve Ses mecmuası için düzenlenen bir müsabakanın davetini aldım.”

Yarışma sonucunda Ajda Pekkan Türkiye’nin en güzel genç kızı, Ediz Hun ise Türkiye’nin en yakışıklı genç erkeği seçildi. Yarışmadan önce tüm katılımcılar 6 film şirketi ile çevirme sözleşmesi imzaladı.

SİNEMA HAYATI BAŞLIYOR

Ardından 1 Kasım’da Bostancı’da Bolşevik Rus ihtilalinden kaçmış bir prenses olan Madam Tamara’nın köşkünde film çekimlerinin başlayacağı haberi kendisine ulaştı. Sinemayı seviyor, iyi bir sinema seyircisiydi ama kameranın karşısına daha önce geçmemişti. “Benim sinema eğitimi almam lazım, zira bu konuda hiçbir bilgiye sahip değilim” dedi.

“Gereksiz, rejisör sana ne yapacağını anlatır” dediler buna karşılık. “Senaryoyu da sette öğrendim” diyerek ekledi.

Ediz Hun’ın rol aldığı ilk filmin adı “Genç Kızlar”dı. Çekim günü geldiğinde Madam Tamara’nın köşküne gitti.

“Yatılı bir kız lisesinde edebiyat öğretmeni İskender Bey rolünü oynayacaktım” diyerek anlatmaya başladı. “60 kişilik bir sınıfta kız öğrencilerle cebelleşen bir genç erkek öğretmen… Bedia Muvahhit okul müdiresi olarak beni sınıfa götürdü.”

2 GENÇ VE GÜZEL KIZ

“Filmi hatırlıyorum, okul deniz kenarındaydı” dedim. “Evet doğru hatırlıyorsunuz, orası henüz doldurulmamıştı ve köşk deniz kenarındaydı. Hülya, İzmir Bademli’de ‘Susuz Hayat’ı çekmiş, Türkan ise Acı Hayat’ta oynamıştı. İkisi de geniş seyirci kitlesine sahip yıldızlardı. Türkan, stardı ve benim şansım oldu çünkü onun seyircisi oluşmuştu.”

EN BÜYÜK ŞANSI KİMDİ?

Rol almanın heyecanını sorunca, “Evet heyecanlandım tabii, çekim sırasında hissettiğim için yüz kaslarım çok kasıldı. Benim şansım, parlamakta olan bu iki genç ve güzel yıldızın yanında sinemaya başlamamdı” dedi.

“Yanlış hatırlamıyorsam birinci kadın oyuncu Türkan Şoray’dı…” dedim. “Tabii ki, Türkan birinci kadın oyuncuydu. Hülya ise parlamakta olan bir yıldızdı.”

“Film gişe yaptı mı?” diye merak ettim. “Evet, çok tuttu film. Sonrasında Adana’ya götürdüler ve Adana’da bölge film şirketinden sonra birçok filmde yer aldım” yanıtını verdi.

“Yeşilçam’da sizi en çok şaşırtan nedir?” diye sordum. “Beni en çok eğiten şey; disiplin, dostluk ve çalışma azmiydi. Ben Ediz’i sinemanın eğittiğine inanıyorum, pek çok üniversiteden bedel bir eğitimdir sinema.”

Ediz Hun

Sinemada kalıcı olmak aklımdan geçmiyordu

Londra’daki hâkimler, “ortada suç yoktur” kararı vermişti. Ancak Malta’daki yurtseverler, Kurtuluş Savaşı sürecindeki “Büyük Takasa” kadar bekleyecek ve zamanında savaşa katılmak üzere Ankara’ya koşacaklardı…

Sonra sahneye genç bir general çıktı. 38 yaşındaki bu general, Adana’daki Türk askerlerine “Silahlarınızı iyi saklayın, çok lazım olacak” diyerek 1918’in bir kasım günü İstanbul’a geldiğinde, Boğaz’daki işgal zırhlılarını gördüğünde “Geldikleri gibi giderler!” demişti.

Mustafa Kemal’di adı ve dediğini yaptı. O büyük zafer, emperyalist efendileri geri gitmek zorunda bıraktı. Kurtuluş Savaşı sürecinde düşmanla birlikte içerdeki işbirlikçilerle mücadele de önemliydi.

Padişah, Yunan ordusunu “Hilafet Ordusu” olarak ilan etti ve bu süreçte yapılan hiçbir alçaklık Cumhuriyete giden yolu kapatamadı. Nâzım’ın müthiş, Homeros’un “İlyada”sına rakip Kuvayı Milliye Destanıişte bu tarihi anlatır…

-Onlar hiç vazgeçmediler!

“Üniversite ne oldu peki?”

“Doğru soru… Üniversiteden bir sömestr izin almıştım ama yapımcı şirket bırakmadı ve ikinci filmi yine Türkan’la çektik. Bu iki filmden sonra birçok usta ile çalıştım” dedi.

“Bu süreçte artık kalıcı oldum” diye düşündü Hun. “130 film çektim” dedi.

“Kaç senede çektiniz 130 filmi?” diye sordum. “1963’te sinemaya başladım, 12 yılda bu filmleri çektim” yanıtını verdi.

“Sahneye çıktığınızda hiç şarkı söylediniz mi?” diye sordum. “Hayır, ben sahneye çıkmadım, o kadar çirkin bir sesim var ki şarkı söylesem herkes kaçar” dedi.

“Şaka yapıyorsunuz” dedim. “Hayır, şaka yapmıyorum, ben çok gerçekçiyimdir” şeklinde yanıtladı.

‘Başarıya Giden Yol’ filmimin adı olurdu

Başarıya Giden Yol

“Hayatınız bir film olsaydı adı ne olurdu?”

‘Başarıya Giden Yol’ dedikten sonra duygusal bir sesle “Çok kolay olmayan ama disiplin ve azimle geçen yıllardan sonra ulaşılan bir hedef” dedi.

En çok hangi rolünüz sizi anlatıyor?” sorusuna “Ankara Ekspresi” diyerek yanıtladı. “Rol arkadaşım harika insan Filiz (Akın) idi. Binbaşı Seyfi Bey karakteri vatansever, samimi ve sağlam biriydi. Çok severek oynamıştım” şeklinde açıkladı.

“Sağlıklı ve fit bir vücuda sahip olmak için ne yapıyorsunuz?” sorusunu erken sorduğum için özür dileyerek açılım yaptım. “Yeme içme konularına çok hassasım. Kahvaltı yaparım ve her gün balık yağı alırım” dedi.

‘Fatma muhteşem bir insandı’

Fatma Girik

“Memduh Ün’le çalıştınız mı?”

“Evet, Yaprak Dökümü’nde hem de, Fatma (Girik) benim kız kardeşim rolünü ile sahne aldı” diye yanıtladı.

Fatma Girik hakkında “Muhteşem bir insandı, çok samimi ve doğal biriydi” dedi.

Sette ne yemek çıkarsa onu yerdi

“Sette” hangi yemeği yediniz?”

“Setteki herkes aynı yemeği yerdi. Başroller dahil ama bazı starlar özel yemek sipariş ederdi” dedi.

“İsim verin.” dedim. “Hayır vermem, uygunsuz olur” yanıtı geldi.

En çok etkilendiği aktör Süleyman Turan’dı

Süleyman Turan

“Sinemada beni en çok etkileyen aktör Süleyman Turan’dı” dedi. “Rakiplerimden biriydi ve mükemmel bir insandı. Hatta o kadar fiziği düzgün biriydi ki benim seçilebileceğime hiç inanmıyordum” dedi.

“Ünlü gazeteci Burak Akbay’ın babası da yarışmacılar arasındaydı.” dedim. “Evet, çok yakışıklıydu ama beni seçtiler” dedi.

Ampulü kim buldu?..

İlkokul beşinci sınıf öğrencisine öğretmen sordu: “Söyle, ampulü kim buldu?” Çocuk sıkıntılı bir şekilde bekleyip, bir arkadaşına “Edison, Edison…” dedi. Çocuk dönüp öğretmene “Ünlü aktör Ediz Hun buldu öğretmenim…” şeklinde yanıtladı.

Ediz Hun kimdir?

Rumeli göçmeni bir anne ve Çerkes bir baba… 22 Kasım 1940’ta İstanbul’da doğdu. Onuncu sınıfa kadar Avusturya Lisesinde eğitim aldı ama Atatürk Erkek Lisesinden mezun oldu. Almanya’da üniversite eğitimine devam etti.

1973’te Berna hanım ile evlendi. 2 çocuğu var. “Norveç’te Oslo ve Trondheim Üniversitelerinde Biyoloji ve Çevre Bilimlerinden okul ikincisi olarak mezun oldum” diyerek sözlerine devam etti. “Sonrasında Çevre Bakanlığında ve milletvekilliği yaptım, üniversitelerde öğretim üyeliği yaptım.”

Bostancı’daki Ediz Hun botanik bahçesi onun eseridir. “3000’i aşkın kaktüsüm var ve ben bir tabiat adamıyım” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP