

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan hakkında ortaya attığı “umut hakkı” kavramı, çözüm süreci komisyonunun taslak raporunda yer almadı.
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporunda “umut hakkı” ifadesi açıkça geçmese de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla bağdaştırılarak göz önünde bulunduruluyor.
CHP, “Bir kişi ya da grup için özel bir düzenleme yapılmayacak” görüşünü savunurken, MHP ise AİHM kararlarını referans alıyor.
Umut hakkıyla ilgili bir değerlendirme de Saray'dan geldi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı makalede önemli noktaları dile getirdi.
“ÖCALAN'A TAHLİYE İMKANI DEĞİL”
Uçum, yazısında şunları ifade etti:
– Öncelikle, umut hakkı olarak ele alınan konu, kişiye özel bir durum değildir ve PKK'nın lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tahliye imkanı sağlamaz. Umut hakkı, doğrudan tahliye anlamına gelmez; ayrıca bir af uygulaması da değildir. Umut hakkı, şartla salıverilme imkanının farklı bir tanımıdır.
– Benzer şekilde, AİHM içtihatlarından yola çıkarak yapılan umut hakkı betimlemesi de şartla salıverilme anlamına gelir. Ayrı bir hukuki kavram olarak umut hakkı mevcut değildir. Mevzuatımızda, koşullu salıverilme terimi geçmektedir.
– Ayrıca bazı akademisyenlerin AİHM kararlarına dayanarak kullandığı umut hakkı teriminin yerinde olup olmadığı tartışmalıdır. Şartla salıverilme, hükümlülere tanınan bir haktan çok, başta bir hukuki imkandır. Çünkü şartla salıverilme, yalnızca koşullarının yerine getirilmesi durumunda devreye girer.
“HAK DEĞİL, İMKAN”
– Hiçbir hükümlünün başlangıçta kesin bir şekilde şartla salıverilme hakkı yoktur; yalnızca umut vardır. Bu umudun gerçekleşebilmesi için asgari cezanın iyi halli bir şekilde çekilmiş olması gerekmektedir. Bir diğer aşama, idari rapor ve infaz yargısı kararının bulunmasıdır. Bu olumlu gelişmeler sonrası kişi, koşullu olarak salıverilir.
– Koşullu salıverilme de mutlak bir tahliye anlamına gelmez; kasten yeni bir suç işlemediği sürece infaz tamamlanmış sayılır. Aksi takdirde kişi, hem önceki cezasını çeker hem de yeni suç için daha uzun süre cezaevinde kalır.
“MÜEBBET HAPİSTE 30 YIL CEZA ÇEKİLMESİ ŞART”
– Bu çerçevede umut hakkı, ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm giyenlere de şartla salıverilme umudunu sunar. Bu, doğrudan bir hak değil, hukuki bir imkandır. Bunun nedeni, genel olarak cezanın infazından beklenen amaçtır: Hükümlünün topluma uyum sağlamasıdır.
– Ömür boyu infazda kalmayı zorunlu kılan yasal düzenlemeler, cezanın genel amacıyla bağdaşmamaktadır. Hükümlülerin “bir gün gün ışığına çıkma umudu” taşımadığı bir infaz sistemi, cezanın amacından uzaklaşır. Ancak bazı suçlar için şartla salıverilme imkanı tanınmamaktadır, Türkiye’de de bazı suçlar bu kapsamda yer almamaktadır.
– Şartla salıverilme imkanı, mevcut kapsam dışı suçlardan hükümlü olanlara tanınırsa, yine şartla salıverilme koşulları geçerli olacaktır. Otomatik bir tahliye söz konusu olmayacak; İdare ve gözlem kurullarının altı ayda bir rapor hazırlayıp infaz hakimliği kararına dayanarak işlem yapılacaktır.
– Ayrıca, kapsam dışında olan hükümlülerin kapsama alınması halinde, mahkumiyetlerinin örgütlü suçlar sebebiyle mevcut yasal düzenlemelere göre: Müebbet hapis cezasında 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbette 36 yıl, müebbete eklenen bir veya daha fazla müebbet ceza durumunda 40 yıl, müebbete eklenmiş süreli cezalarda ise en fazla 40 yıl ceza çekmeleri gerekecektir.
“DÜZENLEME YAPILSA BİLE…”
– Mevcut bir kanuni düzenleme yapılması durumunda bile kapsama giren kişilerin bu süreleri tamamlamadan imkandan yararlanması mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle, belirtilen cezaların çekilmesinin ardından şartla salıverilme umudu devreye girecektir.
– Özetle, şartla salıverilmeden ve umut hakkı olarak ifade edilen imkandan yararlanmak için iki durumun bir arada gerçekleşmesi gerekir: Birincisi, kanunda belirtilen süre kadar cezanın çekilmiş olması; ikincisi ise, çekilen ceza sürecinde hükümlünün iyi halli olmasıdır. Bu iki durum birlikte gerçekleşirse, infaz hakimliği tarafından şartla salıverilme kararı verilecektir. Aksi takdirde, infazına devam edilir.
“KAPSAM GENİŞLETİLİRSE…”
Umut hakkıyla ilgili olarak düşünülen şartla salıverilmenin genişletilmesi durumunda kapsama girecek hükümlüler şunlardır:
– Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı işlenen örgütlü suçlardan ağırlaştırılmış müebbet cezası almış olanlar,
– Geçmişte ölüm cezasının müebbet ağır hapis cezasına ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları,
– Terör suçlusu olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişiler.
“TAKDİR MECLİS'İN”
– Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bu konuda şartla salıverilme imkanı getirirse, Öcalan da bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu durum tamamen TBMM’nin inisiyatifine bağlıdır.
– TBMM, kapsam dışındaki suçları şartla salıverilmenin kapsamına eklerse, bu süreçte süre, değerlendirme talebi, süreç yönetimi ve ilgili idari ve yargısal merciler bakımından özel düzenlemeler yapılabilir. Genel şartla salıverilme usulünün dışında farklı bir yöntem belirlenmesi de hukuken mümkün değildir.
“İLK KEZ İSTENİYORMUŞ GİBİ DEĞERLENDİRMEK HATALI”
Yürürlükteki İnfaz Kanunu'na göre, belirtilen kapsam dışı hükümlüler hariç tüm hükümlüler, suç ve ceza türleri ne olursa olsun şartla salıverilme imkanına sahiptir. Örneğin, terör suçundan müebbet veya süreli hapis cezası almış olanlar, kapsam dışı suçlar dışındaki suçlardan müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar mevcut durumda bu imkandan yararlanabilir. Ancak, bunun için kanunda belirtilen asgari cezaların çekilmesi ve ceza süresince iyi halli olma şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, şu anda umut hakkı olarak tartışılan şartla salıverilmenin genişletilmesi düşünülürken, sanki terör suçluları için ilk defa bir imkan sunuluyormuş gibi değerlendirme yapmak yanlıştır.
FETÖCÜLERİN DURUMU
– Mevcutta, FETÖ terör örgütü mensuplarından müebbet ve süreli hapis cezası alanlar şartla salıverilme imkanına sahiptir. Kapsam dışı olanlar yalnızca ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlardır. Eğer böyle bir düzenleme yürürlüğe girerse, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan FETÖ mensuplarının bu imkandan yararlanabilmeleri için, mevcut yasal hükümlere göre 2016 yılı esas alındığında en erken 2046'ya, en geç ise 2056'ya kadar ceza çekmeleri ve bu süre içinde iyi halli olmaları gerekmektedir. Bu süreçte asgari cezayı yatma ve iyi halli olma şartlarıyla infaz hakimliğinin olumlu karar verme koşulları göz önünde bulundurulmalıdır.
– Öte yandan, TBMM, şartla salıverilmenin genişletilmesini münfesih terör örgütü mensuplarıyla sınırlı özel bir düzenlemesine tabi tutabilir. Böyle bir durumda, FETÖ dahil diğer terör örgütlerinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış mensupları genişletme kapsamının dışında kalır. Bu da hukuki bir seçenektir.


