

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de gerçekleştirilen nükleer müzakerelerde temel prensipler üzerinde anlaşmaya vardıklarını duyurdu.
Ancak Tahran, potansiyel bir anlaşmayı sadece bir “güvenlik sorunundan” çıkararak, ABD Başkanı Donald Trump'ın ilgisini çekecek şekilde “ticari bir ortaklığa” dönüştürmeyi hedefliyor.
TAHRAN'DAN KAZAN-KAZAN STRATEJİSİ
İran heyetinin Cenevre'de masaya zenginleştirilmiş uranyum ile birlikte yer altı zenginliklerini de koyduğu ifade edildi.
Bu bağlamda Tahran, sahip olduğu büyük enerji ve maden rezervlerine “trilyon dolarlık bir fırsat” şeklinde atıfta bulunarak, Amerikan şirketlerine sunulabilecek yatırım alanlarını müzakere masasına getirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Genel Müdür Yardımcısı Hamid Ghanbari, Fars haber ajansına yaptığı açıklamada, anlaşmanın sürdürülebilir olabilmesi için ABD’nin de “hızlı ve yüksek ekonomik getiriler” elde etmesi gerektiğini vurguladı.
İRAN'IN EKONOMİK AVANTAJLARI
İran, dünya genelinde en büyük ikinci doğalgaz rezervine, yaklaşık 34 trilyon metreküplük bir kapasiteye sahip. Ancak bu üretimin büyük kısmı iç pazar için ayrılıyor.
Petrol rezervleri açısından dördüncü sırada yer alan İran, mevcut yaptırımlar nedeniyle 2024 itibarıyla günlük ihracat kapasitesinin 2 milyon varilin altında kaldı. İran, özellikle ABD'li yatırımcıları çekmek amacıyla enerji projelerinde daha kârlı sözleşme modelleri sunmaya başladı.
Bu yeni modelde, bir şirket İran'da petrol veya doğalgaz çıkarma projelerine yatırım yaparsa, yaklaşık %20 kazanç elde etmesine izin verilmesi öngörülüyor.
Çinko, bakır, demir cevheri gibi minerallerle 15 bin maden sahası bulunan İran, bu alanda dünyanın en zengin 10 ülkesinden biri olarak gösteriliyor. Ayrıca 2023 yılında, dünyanın ikinci en büyük lityum rezervine de sahip olduğu ortaya çıktı.
ABD İLE İRAN ARASINDAKİ ENGELLER
Hong Kong merkezli South China Morning Post'un haberine göre, Washington'daki Quincy Enstitüsü, Trump yönetiminin yaptırımları tamamen kaldırmadan, Amerikan şirketlerine yılda 25 milyar dolara kadar İran'a tarım ürünleri ve havacılık alanlarında satış izni verebileceğini belirtiyor.
Yasal kısıtlamalar doğrultusunda Amerikan şirketleri doğrudan İran'a yatırım yapamamaktadır; ancak yurt dışındaki iştiraklerinin İran'a yatırım yapabileceği ifade ediliyor. Bu yöntemin kullanılmasıyla 2040 yılına kadar İran'da toplam yatırım fırsatının 4 trilyon dolar seviyesine ulaşabileceği belirtiliyor.
GÖRÜŞMELERDE YAŞANAN GELİŞMELER
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Umman Dışişleri Bakanı Badr el-Busaidi aracılığıyla gerçekleştirdikleri dört saatlik dolaylı görüşmeleri “son derece ciddi” olarak değerlendirerek, tarafların bir anlaşmaya doğru ilerlediğini ifade etti.
ABD tarafı ise daha temkinli bir yaklaşım sergiledi. Trump’ın yardımcısı JD Vance, görüşmelerin “bazı açılardan olumlu geçtiğini” ancak Trump’ın belirlediği “kırmızı çizgilerin” henüz İran tarafından kabul edilmediğini söyledi.
URANYUM MESELESİNDE YENİ TEKLİFLER
Diğer yandan, müzakerelerin tıkanma noktasını oluşturan uranyum stokları hakkında Tahran'dan üç aşamalı bir teklif paketi geldi. Wall Street Journal'ın haberine göre, İran elindeki zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmını, Rusya gibi üçüncü ülkelere gönderebileceğini belirtti.
Ayrıca İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini üç yıl süreyle durdurma taahhüdünde bulundu. Bunun yanında, yerel kullanım için yakıt plakası üretmek amacıyla bölge ülkelerinin de dahil olacağı bir “Bölgesel Nükleer Konsorsiyum” kurulması önerisinde bulundu.


