

Gezi Parkı protestoları sırasında Taksim'de TOMA tarafından sıkılan tazyikli su nedeniyle köprücük kemiği kırılan bir kadın, polisler aleyhine açtığı dava beraatle sonuçlandı. Kadının manevi tazminat talebi ise reddedildi.
Bu kadın, yürütülen ceza soruşturmasının etkin yürütülmemesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurdu.
AYM Birinci Bölümü, başvuranın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutları ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaline karar verdi.
Yüksek Mahkeme, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucu hakkında ceza soruşturması başlatılması ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının giderilmesi için İstanbul 2. İdare Mahkemesi'ne yeniden yargılama yapılması talimatını verdi. Başvurucuya net 150 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verildi.
Gerekçeden…
AYM’nin gerekçesinde, başvurucunun, polis müfettişleri ve savcıların yaralanma anına ait görüntülerin sonradan yok edildiğini öne sürdüğü belirtildi. Sanık polis memurlarının hukuka aykırı beraat kararına da itiraz etti.
Gerekçede şu ifadeler yer aldı: “Polislerin yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesi'nde sanıkların başvurucuyu bilerek yaralamadığı kabul edilse de, suyun basıncı gibi faktörlerin taksirli sorumluluk doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Mahkeme, yaralanmanın nedenini tam değerlendirmemiştir. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, olayın TOMA’dan sıkılan tazyikli su ile ilişkisini kabul ettiği anlaşılmaktadır.
Ancak, su sıkılan TOMA'nın sanıkların kontrolünde olduğu tespit edilemediği için beraat kararı verilmesi, failler hakkında gerekli soruşturmanın yürütülmemesi anlamına gelmektedir.
Bu nedenle, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlaline karar verildi.”
Tazminat İsteğinin Reddi de İhlal Sebebi…
Gerekçede ayrıca, başvurucunun, tam yargı sürecinin tamamlanmasının ardından yaptığı başvuruda, fiziksel şiddetle yaralanmasına rağmen tazminat talebinin idare mahkemesi tarafından reddedilmesinin kötü muamele yasağının ihlaline yol açtığı iddası da yer aldı.
“Kamu görevlilerinin kötü muamele iddiaları için olarak ceza soruşturması gerekli olmakla birlikte, tazminat davasının da yollarını kapatmamalıdır” denildi. Anayasa'nın 40. maddesinin, kötü muamele yasağından kaynaklanan zararın tazmin edilmesine yönelik mekanizmalar oluşturulmasını zorunlu kıldığı belirtildi.
“Danıştay, Ceza Sonucunu Değerlendirmeden Red Kararını Onadı”
Ceza yargılamasında, başvurucunun kolluk müdahalesi sonucunda yaralandığı kabul edilmiştir. Gerekçe içerisinde, “Kolluk güçlerinin gerekçeleri somut değildir ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği tespit edilmiştir.” ifadeleri dikkat çekti.
Başvuruya dair Asliye Ceza Mahkemesi, yaralanmanın kolluk görevlilerinin eylemine bağlı olduğunu kabul etmesine rağmen, İdare Mahkemesi'nin ceza yargılamasına dayanarak davayı reddetmesinin başvurucuya zarar verdiği belirtildi.
“Köprücük Kemiği Kırığı, Gücün Orantısızlığını Gösterdi”
Başvurucunun, silahsız ve barışçıl bir gösteride kolluk görevlilerinin aşırı güç kullanmasına maruz kaldığını iddia ettiği gerekçede, “Asliye Ceza Mahkemesi göstericilere müdahale edildiğini kabul etse de, başvurucunun kanuna aykırı bir eyleminin olmadığını belirtmemiştir” denildi.
Kolluk kuvvetlerince yapılan müdahalenin, başvurucunun yaralanmasına neden olduğu ve güç kullanımının orantılı olmadığı kaydedildi. Bu durumun, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını olumsuz etkilediği sonucuna varıldı.


