

Almanya'nın 3 milyar avroluk “kamikaze dron” projesinde, ABD'li milyarder Jeffrey Epstein ile geçmişteki ticari ilişkileri ile bilinen yazılım şirketi Palantir'in kurucularından Peter Thiel ile ilgili kriz yaşanıyor.
Alman ordusunun ilk kapsamlı “kamikaze dron” alımındaki hissedar Peter Thiel’in tartışmalı ticari geçmişi, hükümet ve muhalefet arasında güvenlik krizi yarattı.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD'li milyarderin şirket üzerindeki etkisinin “ivedilikle ve şeffaf bir şekilde netleştirilmesi” gerektiğini belirterek muhalefetin güvenlik kaygılarına destek verdi.
Pistorius, Federal Meclis’in (Bundestag) Bütçe Komisyonu tarafından 2,9 milyar avroluk dron ihalesinin onaylanmasına günler kala, üretici firma Stark Defense’in yatırımcısı Peter Thiel’e yönelik artan tepkilere katıldığını ifade etti.
Güneybatı Almanya'daki Özel Kuvvetler Komutanlığı ziyareti sırasında Pistorius, konu ile ilgili şunları dile getirdi:
“Sayın Thiel'in şirket üzerindeki gerçek etkisini ve karar mekanizmalarındaki rolünü açıkça ortaya koymalıyız. Eğer operasyonel süreçlerde doğrudan söz sahibiyse veya herhangi bir biçimde engelleyici bir azınlık payına sahipse, bu sadece tek haneli bir hissedar olmasından çok daha farklı ve kritik bir stratejik tablo ortaya çıkarır. Bu belirsizliğin giderilmesi ulusal güvenlik önceliğimizdir.”
'THIEL'İN PAYI SATIN ALINSIN'
Yeşiller Partisi, (ABD Başkanı Donald) Trump yönetimine yakınlığıyla bilinen ve liberal demokrasiye yönelik eleştirileriyle tartışılan Thiel’in savunma sanayisindeki varlığına sert muhalefet gösteriyor.
Partinin Meclis Bütçe Komisyonundaki savunma ve maliyet uzmanı Sebastian Schafer, Stark Defense’in yaklaşık 1 milyar avroluk piyasa değeri üzerinden acilen yeni bir yatırımcı bulması ve Thiel’in payının satın alınıp sistem dışına itilmesi gerektiğini vurguladı.
Schafer, “Avrupa demokrasilerini ve değerlerimizi tehdit eden vizyonlara sahip hissedarların, ordumuzun güvenliği için kritik öneme sahip savunma projelerinde söz sahibi olmasına müsaade edemeyiz. Bu bağımlılık riski kabul edilemez.” diyerek Berlin yönetimi üzerindeki baskıyı artırdı.
Yükselen eleştirilere karşılık Savunma Bakanlığı, Stark Defense üzerinde Thiel’in herhangi bir operasyonel yetkisi veya stratejik müdahale hakkı bulunmadığını savunuyor. Meclis’e sunulan ve “gizli” ibaresi taşıyan raporda, Thiel’in Thiel Capital aracılığıyla şirkette yalnızca azınlık payına sahip olduğu; Berlin merkezli girişimin çoğunluk hissesinin kurucu ekip ve çalışanlara ait olduğu bilgisi yer alıyor.
Milletvekillerine sunulan raporda Thiel’in şirketin operasyonel süreçleri, teknoloji geliştirme faaliyetleri veya Ar-Ge kararları üzerinde herhangi bir müdahale ya da inceleme yetkisi bulunmadığı belirtildi. Sözleşme kapsamında uygulanacak katı gizlilik maddeleri gereği, kritik bilgilere yalnızca projede doğrudan görevli personelin erişimine izin verildiği savunuldu.
Bakanlık ayrıca, Thiel’in payının yüzde 10 eşiğini aşması durumunda Ekonomi ve Enerji Bakanlığının otomatik olarak “dış yatırım incelemesi” başlatacağını ve Alman hükümetinin bu tür bir sermaye artışını engelleme hakkının saklı olduğunu hatırlattı.
ORDUDA DÖNÜM NOKTASI
Alman milletvekillerinin 25 Şubat’ta yapılması beklenen kapalı oturumda onaylaması beklenen proje, Bundeswehr’in tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Bu yeni siparişle birlikte Alman ordusu, patlayıcı başlık taşıyan intihar dronlarını ilk kez kapsamlı bir saldırı unsuru olarak envanterine katacak.
1,80 metre uzunluğunda ve 30 kilogram ağırlığındaki Stark Defence Virtus'un, 80 santimetre kalınlığındaki tank zırhını delebilecek kapasiteye sahip olması dikkati çekiyor. Dikey kalkış ve iniş (VTOL) yeteneği sayesinde fırlatma rampasına ihtiyaç duymadan, her türlü arazi koşulunda 10 dakika içinde operasyona hazır hale gelebiliyor. 130 kilometre menzil ve 5 kilogram harp başlığı kapasitesine sahip olan Virtus, operatöre gizli mevkilerden atış yapma ve yüksek taktik esneklik imkanı tanıyor.
Helsing HX-2 ise 1,13 metre uzunluğunda, 12 kilogram ağırlığında ve daha çevik operasyonlar için tasarlandı. Dikey kalkış ve iniş kabiliyeti bulunmayan ve fırlatılması için katapult gerektiren bu sistem, halihazırda birçok ülkeye ihraç ediliyor.
Her iki sistem de hedeflerini belirlemek için gelişmiş yapay zeka algoritmalarından yararlanıyor ancak Alman makamları, teknolojik imkanlara rağmen ölümcül saldırı kararının nihai olarak yerdeki bir insan tarafından verilmesi ilkesinin korunacağını vurguladı.
Son dönemdeki küresel çatışmalarda dronların konvansiyonel silahlara kıyasla maliyet etkinliği ve yüksek vurma gücü, Alman ordusunun bu stratejik dönüşümünde belirleyici unsurlar arasında gösteriliyor.
Uzaktan öldürme ve etik sorumluluk tartışmalarına rağmen Alman Savunma Bakanlığının bu hamlesi, “modern savaşın kaçınılmaz bir parçası” olarak değerlendiriliyor.
Tedarik edilecek kamikaze dronların, Ekim 2026 itibarıyla Almanya'nın NATO kapsamında Litvanya'da konuşlandırmaya başladığı 45. Zırhlı Tugay bünyesinde görev yapması bekleniyor.
Almanya’daki dron ihalesinde Stark Defense üzerinden gündeme gelen Peter Thiel ismi, daha önce ABD’de yürütülen Jeffrey Epstein soruşturmasıyla da ilişkilendirilmişti.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan belgeler, Thiel'in Palantir şirketindeki kurucu ortağı kimliğiyle, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurmakla suçlanan ve hapiste ölü bulunan milyarder Epstein ile uzun süreli bir ticari ilişki içinde olduğunu ortaya çıkarmıştı.
Belgelerde, Thiel'in 2014-2019 yıllarında Epstein ile yatırım tavsiyeleri üzerine yoğun e-posta trafiği ve yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiği görülüyordu.
Epstein'in, Thiel’e ait Valar Ventures aracılığıyla “gizli” yatırım fırsatları elde ettiği ve Thiel ile Rus istihbaratıyla bağlantılı isimler arasında toplantılara aracılık ettiği iddia edilmişti.
Belgeler, Epstein'in eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'a teknoloji şirketi Palantir ile çalışmasını tavsiye ettiğini ve Thiel'i “yakın dostu” olarak tanımladığını göstermekteydi.
Almanya Savunma Bakanlığı, Meclis’teki bilgilendirmesinde Thiel’in Stark Defense üzerindeki operasyonel etkisinin bulunmadığını savunsa da yatırımcının bu tartışmalı geçmişi, muhalefet kanadında güvenlik ve etik kaygıların devam etmesine neden oluyor.


