reklam
reklam
DOLAR 43,8410 % 0.17
EURO 51,6869 % 0.12
STERLIN 59,2370 % 0.32
FRANG 56,5323 % 0.14
ALTIN 7.140,55 % 1,47
BITCOIN 67.710,01 2.087
reklam

Dervişoğlu'ndan rapor tepkisi: Sakladıklarıyla okumalıyız

Yayınlanma Tarihi : Google News
Dervişoğlu'ndan rapor tepkisi: Sakladıklarıyla okumalıyız
reklam

MAHİR BAĞIŞ / NEFES

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapora ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Konuşmasında hem CHP’ye hem de MHP’ye sert eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, şunları ifade etti:

'RAPOR, PKK’NIN SİLAH BIRAKMADIĞINI AÇIKÇA İTİRAF ETMEKTEDİR'

“Rapor olarak karşımıza çıkan bu metin, Cumhuriyet Devletine 100 yıllık zulüm düzeni diyenlerle, 100 yıllık reklam arası diyenlerin birleştiği bir belgedir. Bu duruma sözcülük ve paratonerlik yapmak, 57 yıldır MHP ile Cumhuriyeti kuran tüzel kişiliği üzerine alan CHP’ye düşmüştür. Bu organize ihaneti meşrulaştırmak ve topluma kabul ettirmek, sürecin sonunda doğabilecek milli felaketten onları korumayacaktır. Rapor, PKK’nın silah bırakmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Sözde komisyondan bağımsız olarak, Türk Milletinin tümünün kayıtsız ve şartsız beklediği bu konu dahi gerçekleşmemişse, o siyasi partiler, raporun altına imza atanlar ve görüşü alınan onca kişi, aylardır ne yapmıştır? 40 sene boyunca büyük bir millî fedakârlık ve toplumsal hassasiyetle devam eden terörle mücadele sürecinin bile satır aralarında küçümsendiği açıktır. Yazılanlardan çok, ulaşılmak istenen hedef ve bu süreçte yapılmak istenenler önemlidir. Çünkü Erdoğan, kurmak istediği yeni iktidar yapısının yasal, kurumsal ve toplumsal onayını almak için açıkça bir düzenek kurmuş ve 51 benzemezi de istediği şekilde biçimlendirmiştir.

'İHANETİN ZAMANAŞIMI YOKTUR'

Tarih, yaşananları kaydetmiştir. Türk milleti bunu not etmiştir ve her zaman söylediğim gibi ihanetin zamanaşımı yoktur. Komisyoncuların raporunda Türkiye’nin Üniter Yapısını zayıflatacak, Ulus Devlet anlayışını sorgulatacak kurnazca yerleştirilmiş ifadeler bulunmaktadır.

'BU DEVLET VATANDAŞININ ONURUNU KÖKENİNE GÖRE Mİ KORUYACAK?'

‘Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer kardeş halklar’ ifadesi kullanılarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tek bir millet olarak değil, etnik toplulukların toplamı gibi bir anlayışla tanımlanma hatasına düşülmüştür. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir.’ Bu sözü söyleyen ben değilim, Mustafa Kemal Atatürk’tür. Komisyon raporu, ‘Kürt’ün onuru, Türk’ün gururu korunmalıdır’ demektedir. Bu, Numan Kurtulmuş’un sıkça tekrarladığı bir ifadedir. Bu devlet vatandaşının onurunu ve gururunu etnik kökenine göre mi koruyacaktır?

IRAK, SURİYE, LÜBNAN BENZETMESİ

Raporu sadece yazdıklarıyla değil, sakladıklarıyla da değerlendirmeliyiz. Dünyanın her noktasında benzer senaryoları görülmektedir. Önce terörü sona erdirme söylemi gelir. Ardından ‘çok kimlikli toplum’ dili gündeme gelir. Takip eden adım ise yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, özel hukuk düzenlemeleri ve bu süreçte af tartışmalarıdır. En sonunda ise devletin yapısı sorgulanmaya açılır. Benzer örnekleri Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da ve Balkanlarda gördük. Şimdi aynı kavram setleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önünde duruyor.

'MERKEZİ DEVLETİ ZAYIFLAT, KİMLİK SİYASETİNİ KURUMSALLAŞTIR'

Bu rapor, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını tek bir millet olarak değil, kardeş halklar, topluluklar ve kimlikler toplamı olarak tanımlayan bir şifreli dil kullanmaktadır. Eğer bu dili kabul ederseniz, hiç kuşkusuz yarın anayasanın vatandaşlık tanımı tartışılmaya açılacaktır. Sonraki günlerde yerel özerklik gündeme gelecektir. Ardından da federasyon konusuyla karşılaşacağız. Merkezi devleti zayıflat ve kimlik siyasetini kurumsallaştır. Senaryo budur. İhanet sürecinin sonuna kadar karşısında olacağız.”

reklam

YORUM YAP