

ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES
Türkiye'nin eski Ekonomi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Daimi Temsilcisi ve İcra Komitesi Başkanı olan Mithat Rende, ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük risklerin başında ekonomik kırılganlığın geldiğini belirtti. Rende, “Bu kırılganlık devam ederse, ABD'nin İran'a yönelik bir askeri müdahalesi gibi Orta Doğu'da bir savaş çıkması, ekonomimiz açısından olumsuz sonuçlar doğurur” ifadelerini kullandı.
Mithat Rende ile güncel jeopolitik gelişmeler üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.
MEVCUT DÜZEN YIKILIYOR
– ABD Başkanı Trump’ın politikaları ve son jeopolitik durumları nasıl değerlendirmeliyiz?
1945'ten bu yana yürürlükte olan uluslararası sistemin ABD tarafından sorgulandığını ve ciddi bir değişim sürecine girdiğini söyleyebilirim. Mevcut sistemin kurallarına dayanarak yapılan uygulamalar, yerini kuralsız bir duruma bırakıyor. Bu, güçlünün istediğini yaptığı bir dönemin habercisi. Cezasızlık kültürü sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmayıp, artık küresel bir sorun haline geldi.
Örneğin, Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi, Trump'ın iş başına gelir gelmez Venezuela'ya yönelik eylemleri ve birçok ülkeyi tehdit etmesi, bu yeni düzenin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Hangi bölgede petrol varsa orada çatışmalar yaşanıyor. Kritik mineraller ve yenilenebilir enerji kaynaklarının bulunduğu yerlerde de mücadele ve çatışmaların olduğu görülüyor. Yani mevcut düzen yıkılma aşamasında.
– Trump'ın hedefi Çin mi, yeni bir düzene mi gitmekteyiz?
Bu yeni düzen arayışında, Türkiye, Brezilya ve Kanada gibi orta büyüklükteki ülkeler önemli bir rol oynayacak. Eğer Rusya ve ABD'nin otoriter tutumları devam ederse, bu tür bir arayış kaçınılmaz hale gelebilir. Trump ve batılı liderler, Çin'in özellikle kritik mineraller ve yenilenebilir enerji alanında bu denli hızlı bir yükseliş göstereceğini öngörmemişti.
GİDİŞAT PARLAK DEĞİL
– Cezasızlık kültürü dediğinizde daha acımasız bir dünya mı bekliyor?
Evet. Trump ve ekibi, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden uzak bir yaklaşım sergiliyor. NATO konusunda da ABD, geçmişte üstlendiği yükleri artık diğer ülkelerin taşımasını istemekte. NATO, eski işleyişine dönmeyecek gibi görünüyor.
Ayrıca, ABD'nin Ukrayna konusundaki tutumu ve Putin ile olan ilişkisi de anlaşılamaz bir durum. Bu gidişat iç açıcı değil.
– Türkiye'nin bu durumu neresinde?
Türkiye, bölgesel bir gelişme olarak orta boy ülkelerin eline geçiyor. Eğer demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inanan yönetimler varsa, yeni bir ekonomik ve siyasi sistem kurma ihtimali var.
AB İLE GERİ VİTES YAPMAMALIYIZ
– AB’nin Made in Europe girişimi ve Hindistan ile yaptığı serbest ticaret anlaşması Türkiye’yi dışlayabilir mi?
Maalesef, Hindistan ile yapılan serbest ticaret anlaşması Türkiye'yi dışarıda bırakıyor. Şu anda AB ile olan ilişkimizin modernizasyonu ve genişletilmesi şart. Türkiye, bu dönemde kayıp yaşamamalı. AB, güvenlik, enerji ve göç gibi konularda bizimle ilgileniyor. Ancak Türkiye'nin gündeminde vize kolaylaştırma ve Gümrük Birliği'nin yenilenmesi var.
Eğer jeopolitik gelişmeler, Avrupalılar için bir risk oluşturuyorsa, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmeleri gerekiyor. Türkiye'nin AB üyeliği konusunda da adımlar atması şart ama mevcut sistem, hukukun yok sayıldığı bir yapıda ilerliyor.
– Bu durumda Türkiye kaybeden tarafta mı kalacak?
Evet, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini dikkatlice yürütmesi gerekiyor. Uzun vadeli stratejiler geliştirilmelidir. Ticaretimizin büyük bir bölümünü gerçekleştirdiğimiz AB ile ilişkilerin kötüleşmemesi için karşılıklı beklentilerin konuşulması önemli. Türkiye'de COP31 konferansı yapılacak ve buna iyi hazırlanmamız gerekiyor.
EĞİTİMDE CİDDİ SIKINTILAR VAR
– OECD'de görev yaptınız. Türkiye neden birçok kriterde gerilerde kalıyor?
Maalesef eğitim sistemimiz sürekli sondan birinci üç içinde yer alıyor. Ekonomik durum, sosyal kalkınma ve kapsayıcılık açısından geri kaldık. Özellikle eğitim alanında önemli sorunlarımız mevcut. Okuma anlama ve matematik gibi alanlarda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Eğitim sisteminin derhal değişmesi gerekiyor.
Fırsat eşitliği sağlanması kritik bir mesel. Günümüzde yalnızca varlıklı ailelerin çocukları iyi okullara kayıt yaptırabiliyor ve ekonomik durumu yetersiz olan insanlar üniversitelere giremiyor.
Fabrika ayarlarına dönmemiz şart. Ekonomik büyüme sağlansa bile bu büyümeden sadece küçük bir kesim kazanıyor. Halk büyük bir sıkıntı içinde ve bu nedenle fırsat eşitliği sağlanmalı. Tüm bireylerin, azınlıkların, kadınların ve çocukların hakları gözetilmeli.
FİYAT ARTIŞI HERKESİ VURACAK
– Türkiye için yabancı sermaye gerekli. Bu koşullar altında yatırım çekebilir mi?
Öncelikle gereken koşulları oluşturmamız lazım. 2050 yılına kadar iki yeni nükleer santral inşa etmeyi hedefliyoruz ve bunlar için ciddi bir finansman ve ortaklık gerekiyor. Bu yönde siyasi irade şart. Venezuela harekâtı ve İran’a yönelik hazırlıklar, doğrudan Çin’i hedef alan stratejilerdir. Bu tür hareketler, petrol ve doğal gaz fiyatlarının artışını da beraberinde getirecektir, bu durum hepimizi etkileyecektir.
Petrolün varil fiyatı 60 dolardan 120 dolara çıktığında, Türkiye’nin enerji faturası katlanacaktır. Türkiye’nin enerji bağımlılığı şu anda yüzde 70 seviyelerinde. 2020'de Türkiye için 100 milyar dolarlık bir enerji faturası doğmuştu. Bu durumu kaldıramayız.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN