reklam
reklam
DOLAR 43,8749 % 0.06
EURO 51,7152 % 0.09
STERLIN 59,3002 % 0.12
FRANG 56,6111 % -0.11
ALTIN 7.307,08 % 0,37
BITCOIN 65.455,91 3.581
reklam

'Bir yıl ortalamanın üzerinde yağmalı dedi' karamsar tablo çizdi: Mümkün görünmüyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
'Bir yıl ortalamanın üzerinde yağmalı dedi' karamsar tablo çizdi: Mümkün görünmüyor
reklam

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'nin 2026'ya ağır su açığıyla girdiğini, meteorolojik kuraklığın hidrolojik ve tarımsal boyuta taşındığını belirtti. Kadıoğlu, “Derin hidrolojik kuraklıktan çıkmak için en az 6-12 ay boyunca ortalamanın üzerinde yağış gerekir. Bu mümkündür ama mevcut tahminler bunu göstermiyor” şeklinde konuştu.

Kadıoğlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) 2026 Ocak Standart Yağış İndeksi (SPI) haritalarını değerlendirdi.

Kuraklığın boyutunu anlamada SPI verilerinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Kadıoğlu, “Türkiye 2026 yılına son iki yılın en ağır su açığıyla girdi; meteorolojik kuraklık, hidrolojik ve tarımsal kuraklığı beraberinde getirdi. SPI, bir bölgedeki yağışın uzun yıllar ortalamasından ne kadar saptığını gösterir. Üç aylık SPI kısa vadeli yağışı anlatır ama 12-24 aylık SPI, toprağın ve yer altı suyunun kaç yıldır ekside olduğunu ortaya koyar. Kısa vadeli toparlanmalar yanıltıcı olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

BÜYÜK ŞEHİRLERDE DURUM CİDDİ

Kadıoğlu, ülkenin batısı ve iç kesimlerinin iki yılı aşkın süredir normalin altında yağış aldığını hatırlatarak, “Bu süre boyunca biriken su açığı birkaç aylık iyi yağışla kapanmaz. Karadeniz kıyıları bu tabloyu yaşamadı, Doğu Anadolu kısmen daha dengeli ancak İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Bursa için tablo ciddi” ifadelerini kullandı.

Olağanüstü kurak kategorisinin istatistiksel olarak nadir görülebilecek yağış eksikliğini ifade ettiğine dikkat çeken Kadıoğlu, “SPI haritasında siyah görülen yerlerde toprak nemi, yer altı suyu ve baraj seviyeleri tarihsel olarak çok düşük eşiklere gerilemiştir. Bu, bir meteorolojik an değil, uzun sürecin birikimidir” dedi.

“VERİM KAYBI KAÇINILMAZ”

Tarımsal sulama suyunun yüzde 60'ının yer altı sularından karşılandığını belirten Kadıoğlu, şunları kaydetti:

– Yer altı su seviyesi Konya'nın bazı bölgelerinde her yıl ortalama 3 metre düşüyor. Bu, yılda 3 metre derinleşen bir borç demektir. 2026-2027 dönemi için olağanüstü kuraklık alarmı verilmesi kritik eşik anlamına geliyor. Şubat 2026’daki bazı aşırı yağışlar yüzey ürünlerine zarar verdi ama derin su açığını kapatmadı. Sulama sezonunda kuyu seviyeleri yine düşük olacak. Mart-mayıs kritik dönem. Sıcaklık yüksek giderse verim kaybı kaçınılmaz.

Kadıoğlu, Seyhan ve Çatalan barajlarındaki yüzde 51-73 arası doluluk oranlarının mısır ve ayçiçeği için bir miktar rahatlama sağladığını fakat Adana-Mersin hattında yağışların su yılı boyunca normalin yüzde 60 altında kaldığını ifade etti.

Mardin, Şanlıurfa ve Kilis çevresinde kuru tarım alanlarında çimlenme ve kardeşlenme evrelerinin olumsuz etkilendiğini anlatan Kadıoğlu, “Sulanan alanlarda umut var ama kuru tarım yapılan alanlarda kriz riski sürüyor.” bilgilerinde bulundu.

Bölgesel iklim tahminlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Kadıoğlu, şubat-mart, nisan ve mart, nisan, mayıs dönemlerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin 1-2 derece üzerinde seyretmesinin beklendiğini ifade etti.

Prof. Dr. Kadıoğlu, Karadeniz için ise şu bilgileri paylaşarak devam etti:

– Karadeniz kıyı kuşağının bu kuraklıktan neredeyse hiç etkilenmemesi, Türkiye'nin iklim coğrafyasındaki en çarpıcı zıtlıklardan birini gözler önüne seriyor. Rize-Artvin hattında 24 aylık SPI'da bile mavimsi tonlar görünmesi, bölgenin nemli Karadeniz hava kütlelerinden kesintisiz beslendiğini kanıtlıyor. Bu sistemler, coğrafi bariyerler nedeniyle İç Anadolu'ya sokulamıyor ve Karadeniz kıyılarını adeta bir 'nem adası' haline getiriyor.

Kadıoğlu, hidrolojik açığın kısa süreli yağışlarla kapanmayacağına dikkat çekerek, “Derin hidrolojik kuraklıktan çıkmak için en az 6-12 ay boyunca ortalamanın üzerinde yağış gerekir. Bu mümkündür ama mevcut tahminler bunu göstermiyor” şeklinde ifade etti.

Konya gibi bölgelerde yer altı su tablasının toparlanmasının on yıllar alabileceğini kaydeden Kadıoğlu, su arzı güvenliği için kentsel tasarruf önlemlerinin artırılması gerektiğini, havzalar arası transfer sistemlerinin maksimum kapasiteyle çalıştırılması gerekliliğini ve tarımda damla sulama ile kapalı devre sistemlere geçişin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

Kuraklığa dayanıklı tohum ve dijital sulama sensörlerinin önemine işaret eden Kadıoğlu, Bursa ve İzmir'deki kısa vadeli toparlanmanın yapay besleme ile yağmur hasadı gibi uygulamalar için bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, sözlerini şu şekilde tamamladı:

– Eğer ilkbaharda yağışlar düşük, sıcaklıklar yüksek giderse 2026 yazına kısıtlı baraj rezervleriyle gireriz. Su kısıtlamaları gündeme gelebilir, özellikle Konya ve Güneydoğu'daki kuru tarım alanlarında verim kayıpları kaçınılmaz olabilir. Su, artık yalnızca iklim meselesi değil, stratejik bir ulusal kaynak meselesidir.

reklam

YORUM YAP