

Yaklaşık 4200 yıl önce evcilleştirilen atların kişneme sesine aşina olsak da bilim insanları bu sesin nasıl çıkarıldığını bugüne kadar tam olarak açıklayamamıştı. Current Biology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu sesin nasıl üretildiğini ilk kez ayrıntılı bir biçimde ortaya koydu.
Danimarka ve Avusturya'daki araştırmacılar, atların kişnerken gırtlaklarını nasıl kullandığını endoskopi kameraları ve gelişmiş akustik testlerle inceledi.
Araştırmaya göre atlar, kişnerken iki farklı temel frekansta sesi aynı anda çıkarıyor. Bunlardan ilki, ses tellerinin titreşimi ile oluşan yaklaşık 200 Hz'lik düşük frekanslı bir ses. Diğeri ise gırtlaktaki kıkırdaktan geçen havanın oluşturduğu akustik ıslık tınısına sahip, 1000 Hz'nin üzerindeki yüksek frekanslı ses.
Bilim insanları bu teoriyi kanıtlamak adına atlara helyum gazı verdi. Sesin perdesindeki değişim, yüksek sesin doku titreşimiyle değil, hava akışıyla oluştuğunu kesinleştirdi.
Birbirlerine Mesaj İletmelerini Kolaylaştırıyor
Bilim insanları, bu çok katmanlı ses yapısının atların birbirlerine daha karmaşık mesajlar iletmesini sağladığını düşünüyor. Kişnemenin selamlaşma, sürü içinde temas kurma, uzun mesafelerde iletişim sağlama ve korku veya stres durumlarında kullanıldığı belirtiliyor.
Araştırmacılara göre her atın kişnemesi kendine özgü özellikler taşıyor.
Bu Tür Sesler Çıkarabilen Canlıların Sayısı Az
Islık benzeri ses çıkarabilen canlıların sayısı oldukça az. Bunlar arasında bazı kuş türleri, beatbox yapan insanlar ve gırtlaktan şarkı söyleyebilen Moğol sanatçılar bulunmaktadır. Hem şarkı söyleyip hem ıslık çalabilen kişiler de bu grubu oluşturmaktadır.
İnsanlar dışında ıslık sesi çıkarabildiği bilinen tek memeliler ise fareler ve sıçanlardır. Ancak onların çıkardığı sesler, insan kulağının duyamayacağı kadar yüksek frekansta bulunmaktadır.


