reklam
reklam
DOLAR 43,9660 % 0.17
EURO 51,9061 % -0.01
STERLIN 59,2655 % -0.13
FRANG 56,8881 % 0.3
ALTIN 7.316,79 % -0,21
BITCOIN 66.733,76 -2.364
reklam

'NO: 10' Kararına İtiraz: Savcı Beraat ve İki Yıl Hapis Cezasına Karşı Çıktı

Yayınlanma Tarihi : Google News
'NO: 10' Kararına İtiraz: Savcı Beraat ve İki Yıl Hapis Cezasına Karşı Çıktı
reklam

6 Şubat depremlerinde Hatay'ın Antakya ilçesinde yer alan “No: 10” adlı iki katlı apartmanın yıkılması sonucu, içerisindeki bebek ve çocuklar da dahil olmak üzere 6 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi ise yaralandı.

Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 19 Aralık 2025 tarihinde yapılan karar duruşmasında, apartmanın sahibi Selim Arslan'a “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan iyi hal indirimi uygulanarak 2 yıl 11 ay 25 gün hapis cezası verildi; diğer yapı sahibi Remzi Arslan ise yetersiz delil nedeniyle beraat etti.

Binanın inşaasını üstlenen Süleyman Köse, yargılama sürecinde vefat ettiği için dosyadan çıkarıldı.

Depremde iki çocuğunu kaybeden anne Vahide Dilek Yıldız, “Sanığa ödül gibi bir ceza verdiler. O günden beri nefes alamıyorum” diyerek hissettiklerini dile getirdi. Ailenin avukatı, verilen kararı İstinaf Mahkemesi'ne taşıdı.

Başsavcılık Yerel Mahkeme Kararını İstinafa Götürdü

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin kararının usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğunu belirterek, Remzi Arslan'a verilen beraat kararının iptal edilmesini ve Selim Arslan'a verilen cezanın yetersiz olduğu gerekçesiyle artırılmasını talep ederek istinaf başvurusunda bulundu.

Başsavcılığın istinaf dilekçesinde, sanıkların yapı sahibi olarak binayı inşa ettikleri ifade edildi.

Binanın, birinci derecede deprem bölgesi olan Hatay'da gerekli etüt ve projeler olmaksızın, yeterli donatı detaylandırması yapılmadan ve deprem sırasında yıkılabileceği öngörülmesine rağmen, 1975 tarihli Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ile bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı olarak inşa edildiği vurgulandı.

Dilekçede, sanıkların meydana gelen ölüm ve yaralanmalardan kusurları oranında sorumlu tutulması gerektiği savunuldu. Bu kapsamda, sanıkların “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan cezalandırılması önerildi.

reklam

YORUM YAP