

Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahili'nde balık tutmaya gelen vatandaşlar denizde hareketsiz halde duran insan bedeni görüp polise ihbarda buldu. Olay yerine gelen polis ekiplerinin yaptığı inceleme sonrası, denizden çıkartılan cansız bedenin 8 yaşındaki H.İ.Ş.'ye ait olduğu ortaya çıktı.
İlk cesedin bulunmasından 1 saat sonra sahil güvenlik ekiplerinin yaptığı geniş kapsamlı arama sonucu anne Fatma Nur Çelik'in de cansız bedenine ulaşıldı.
Olay yerinde bulunan görgü tanıklarının ifadelerine göre önce anne daha sonra ise kızı denize atlayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken cenazeler otopsi işlemlerinin tamamlanması için Adli Tıp morguna kaldırıldı. Bugün ise otopsisi tamamlanan anne ve kızının cenazesi aile yakınları tarafından teslim alındı.
Olayda yaşamını yitiren Fatma Nur Çelik'in kızıyla beraber, Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi olan eşi Ayhan Şengüler'e karşı hukuk mücadelesi yürütüyordu. Fatma Nur Çelik, yıllar önce kendisini istismar eden Ayhan Şengüler'le zorla evlendirildiğini Şengüler'in bu evlilikten doğan kızları H.İ.Ş.'yi de istismar ettiği iddiasıyla hukuk mücadelesi başlatmıştı.
Şengüler'in kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın duruşması sürerken, mağdur çocuk ve annesi ölü bulundu.
Ailenin hem hukuk mücadelesi boyunca hem de sağlık durumu bozulan 8 yaşındaki H.İ.Ş.'nin tedavisi boyunca yaşadığı dramı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi avukat Buse Naz Güneş anlattı.
“3 SENEDİR ANNE VE KIZIN SESİNİ DUYURMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Üç senedir anne ve kızın sesini duyurmaya çalıştığını ifade eden avukat Buse Naz Güneş yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Ben kendisini 3 yıl önce dernek aracılığıyla tanıdım. Soruşturma aşamasında zaten çok büyük sorunlarla karşılaştık. Dosyayı üstlendik, kovuşturma aşamasındaydık. Zaten hala çok şaşkınım. Sanıyorum 1 hafta önce çocuğunu kendisi bir özel hastaneye yatırmıştık bir süre tedavi alması için. Çünkü çocuk artık yaşadığı travmalardan ve ihmallerden kaynaklı olarak yemeden içmeden kesilmişti.
Zar zor şırıngayla artık birkaç damla su verilecek şekilde bekleniyordu. Bu sebeple öncelikle acil bir şekilde bir özel hastaneye yatışı yapıldı. Burada kısa bir tedavi görüldü ilk müdahale olarak. Daha sonra bu çocuğun psikolojik açıdan destek alması gerektiği için tam teşekküllü bir hastaneye yatışının yapılması konusunda zaten biz haftalardır belki yetkililerle iletişim halindeyiz.”
“AVUKATI OLARAK DEĞİL 3 SENEDİR TANIDIĞIM BİR DOSTUM İÇİN KONUŞUYORUM”
Çocuğun önceki süreçte neşeli bir yapısı olduğuna değinen Güneş, “Ben bunu şu an avukatı olarak değil 3 senedir tanıdığım bir dostum için konuşuyorum. O yüzden cümlelerim çok profesyonel gelmeyebilir ama gerçekten 7 yaşında bir çocuk, neşeyle bana sarılan, hayata böyle çok bağlı olan, çok zeki olan, çok akıllı bir çocuktu kendisi” ifadelerini kullandı.
“ŞÜPHELİ OLMAYAN TEK ŞEY BIR KARANLIĞIN EL BİRLİĞİYLE ANNE VE ÇOCUĞU ALDIĞIDIR”
“Babası bir gün bile ne gözaltına alındı ne tutuklu yargılandı” şeklinde açıklamasına devam eden avukat Güneş,, “Bir gün bile hapis yüzü görmedi. Ben ifadeye çağrılacağını düşünmüyorum şu an. Zaten biz şüpheli bir ölüm olduğunu belirtiyoruz ancak ben de henüz raporlara ulaşamadım. İntihar olup olmadığı ile ilgili veya arkasında başka bir şey olup olmadığı ile ilgili net bir şey söyleyemiyoruz. Şu an şüpheli bir ölüm var ama şüpheli olmayan tek şey bir karanlığın el birliğiyle anne ve çocuğu aldığıdır” dedi.
“ANNE 3 SENE BOYUNCA İNANILMAZ BİR MÜCADELE VERDİ”
Açıklamasına devamında Avukat Güneş, “Anne, biz ilk tanıştığımızda kendisi de çok daha dirayetliydi. Bu 3 sene boyunca inanılmaz bir mücadele verdi. Tek başına, yanında hiç kimse yoktu, tek başına mücadele verdi ve bu süreçte oldukça yıprandı. Kendisini zaten bildikleri için çocuğuyla korkuttular. Sürekli adliye önünde eylem yaptığı esnada bu eylemlere devam edersen bak çocuğu ihmal ediyor olursun, işte çocuğun elinden alınır gibi şeylerin kendisine gayri resmi yollarla söylendiğini bize söylüyordu. Sürekli korkutulmaya, sindirilmeye çalışılıyordu” dedi.
İSTİSMAR SANIĞI BABANIN CENAZEYE KATILIMI ENGELLENDİ
Öte yandan Avukatın Sesi İnisiyatifi'nin başvurusu üzerine Bakırköy 12. Aile Mahkemesi, Ayhan Şengüler'in cenazeye katılmaması ve tören alanına yaklaşmaması yönünde tedbir kararı verdi.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Bugün adli tıp önünde avukatlarımız saatlerce bekledi. Küçük kızımızın, istismarcı babaya teslim edilmemesi için verdiğimiz mücadele sonucunda küçük kızımız ve annesi, anneannesine teslim edildi. Yarın cenazeleri öğle vaktinde Ümraniye Hidayet Camii'nde kılınacak namazın ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı'na defnedilecektir. Dernek başkanımız Av. Müjde Tozbey ve tüm avukatlarımız müvekkillerinin yanında olacaktır” denildi.
Avukatın Sesi İnisiyatifi'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:
“İstismar sanığı babanın cenazeye katılımının engellenmesi yönünde tedbir kararı aldık. Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi tarafından istismara uğrayan ve 'ölüm tehditleri alıyorum, eğer ölürsem bu intihar değildir' diyen Fatma Nur Çelik ve H.İ.Ş.'nin otopsi işlemleri akşam saatlerinde tamamlandı. İnisiyatif olarak, şüpheli ölüm haberini aldığımız andan itibaren adliyede ve adli tıp süreçlerinde, istismar sanığı babanın cenazeye katılımının engellenmesi için yasal girişimlerde bulunduk.
Başvurumuzun ardından Bakırköy 12. Aile Mahkemesi, talebimiz doğrultusunda istismar sanığı babanın 'cenazeye katılımının engellenmesi' yönünde karar vermiştir. İlgili karar, görevli ve yetkili kamu kurumlarına bildirilmiştir. Kararın uygulanmaması ihtimali veya herhangi bir ihmal sonucu yaşanabilecek olumsuzluklardan İstanbul Emniyeti sorumludur. Halkımıza duyurulur.”
BAKANLIK STK VE MEDYAYI SUÇLADI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından anne ve kızının hayatını kaybetmesine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Bakanlık açıklamasında, bir süredir haberlere konu olan ve öz babasının istismarına uğradığı iddia edilen çocuk hakkında İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesinin kararıyla Sağlık ve Danışmanlık Tedbiri uygulandığı belirtilerek sürece ilişkin şu ifadeler kullanıldı:
“Sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığının anlaşılması üzerine tedavi sürecinin aksamaması için gerekli çalışmalar yürütülmüş ancak bu süreçte annenin reddedici tutumları sebebiyle yönlendirmelere olumlu yanıt alınamamıştır.
13 Şubat tarihinde çocuğun özel bir vakıf hastanesine yatırıldığı bilgisi alınmış, tedavi süreci takip edilmiştir. Sağlık kurulu raporunda çocuğun yatılı psikiyatrik tedavisinin gerekli olabileceği belirtilmiştir. Buna rağmen annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediği uzmanlarca bildirilmiştir.
Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması nedeniyle 2 Mart tarihinde acil koruma kararı çıkartılmış ve konu adli makamlara intikal ettirilmiştir. Aynı gün adrese gidilmiş ancak kimseye ulaşılamamıştır. Akşam saatlerinde gelen ihbar üzerine anne ve çocuğun hayatını kaybettiği bilgisi alınmıştır. Yaşanan elim olay hepimizi derinden üzmüştür. Konu adli makamlarca soruşturulmaktadır.”
“BAZI MEDYA ORGANLARININ SÜRECI ÇARPITARAK…”
Bakanlığın 'Anne ile çocuğu ayırma çabası’ şeklinde yansıtılan haberlerin asılsız olduğunu belirttiği açıklamada şunlar kaydedildi:
“Öte yandan, süreç boyunca bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşlarının süreci çarpıtarak Bakanlığımızın anne ve çocuğu korumaya yönelik girişimlerini ‘anne ile çocuğu ayırma çabası’ şeklinde yansıtması sorumsuz ve gerçek dışıdır.
Çocuğun üstün yararı doğrultusunda atılan adımların kamuoyu nezdinde farklı bir algı oluşturacak şekilde sunulması kabul edilemez.
Bu üzücü olay vesilesiyle bir kez daha tüm medya mensuplarını ve sivil toplum kuruluşlarını (STK) bu tür konularda yetkililerin yönlendirmesi doğrultusunda hassas ve titiz davranmaya davet ediyoruz.” (İHA / ANKA)


