

Kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla Ayhan Şengüler hakkında açılan dava sürerken, ölü bulunan anne Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler, Ümraniye Hidayet Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Anne kızın defni çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleşti.

“HASTANEDEN ZORLA ÇIKARILMIŞLARDI VE ÇOK ÜZGÜNLERDİ”
Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı Müjde Tozbey defin işleminin ardından yaptığı açıklamada, “Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatları olarak biz bir yıldan fazla bir süredir Fatma Nur’un Hifa’nın özel avukatlarıydık. Sadece avukatları değildik. Yoldaşları olduk ve her konuda destek sunmaya çalıştık. En son bundan üç, dört gün önce cuma günü evini ziyaret ettim. Hastaneden zorla çıkarılmışlardı ve çok üzgünlerdi. Hem hastaneye karşı hem de onları o hastaneye götüren insan nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlardı” dedi. Tozbey şöyle devam etti:
– “Ama buna rağmen anne şunu dedi; ‘Müjde Hanım, derneğiniz arkamızda mı? Avukatlarımız arkamızda mı? Biz yine mücadele etmeye devam edeceğiz’ dedi. Tabii ki biz yılmadık. O gün de onu söylediğim gibi. ‘Hifa iyileşince seni ve kızını tatile götüreceğim. Tabii ki arkanızdayız’ dedim.
– Ama o gün Hifa, maalesef kanepede çok ağır bir hasta şekilde hareket edemiyordu. Şırıngayla günde iki kez sıvıyla beslenen, bir böbreği olmayan, her an kalp rahatsızlığı nedeniyle ölme riskiyle karşı karşıya kalan küçük bir çocuktan bahsediyoruz. Biz bırakmadık.
– Aylarca süren tüm duruşmalarında her defasında şunu söyledik; ‘Hifa hasta rahatsız. Hem yaşadığı cinsel istismardan rahatsız, hem de süregelen süreçte bugüne kadar yalnızlaştırıldıkları için ve sürekli tehditlere maruz kaldıkları için çok yorulmuşlar’ dedik.

“AĞLADIĞIMIZ İÇİN YENİK ZANNETMEYİN BİZİ”
– Tüm kamuoyuna sizlerin sayesinde, dostlarımız sayesinde seslerini duyurduk. Fatma Nur Hanım hiç mücadeleyi bırakmadı, bizden de daha güçlüydü. Kartal Adliyesi'nde günlerce oturma eylemi yaptı. Yüzünü kapattı çünkü tarihe kızının istismar edilmiş bir çocuk olarak geçirilmesini istemiyordu. Bu yüzden yüzünü sakladı. Bu yüzden Hifa’nın resmini göstermedi, yüzünü göstermedi bize.
– Ama bugün maalesef artık yüzünü size gösteriyoruz. Biz avukatları olarak ağlıyoruz. Ama bundan gurur duyuyoruz. Ağladığımız için yenik zannetmeyin bizi. Biz mücadeleye devam edeceğiz. Daha da ağlayacağız ama boyun eğmeyeceğiz. Fatma Nur Hanımın ya da Hifa’nın şüpheli ölümlerinin arkasında duracağız. Soruşturmayı yürüteceğiz.
– Ağladığımız gibi, tekrar tekrar kadınlarımızı tabuta koyduğumuz gibi o tabutları taşımayı da bileceğiz. Ayakta kalmayı da bileceğiz. Kimse zannetmesin. korkmayacağız. Kadınlar olarak korkmayacağız. Biz korkmayacağız ve davalarına sahip çıkacağız.”

NAZLIAKA: BU ÖLÜMÜN HERHANGİ BİR ÖLÜM OLMADIĞINI BİLİYORUZ
CHP Aile ve Sosyal Politikalar Kurulu Başkanı Aylin Nazlıka da “Fatma Nur Çelik adliyede adalet arıyordu. Çok değil bundan bir ay önce -9 derecede yağmurun altında onunla birlikte nöbet tutmuştuk. O zaman Adalet Bakanı'na seslenmiştik; ‘Daha ne bekliyorsunuz? Bu istismarcıyı tutuklamak için’ diye. İçişleri Bakanı’na seslenmiştik; ‘Bir kadın tehdit alıyorum. Yaşamım tehdit altında. Daha ne bekliyorsunuz harekete geçmek için’ diye. Ve bugün her fırsatta muhalefetle ilgili bir konuda koşa koşa giden, adalet ve aile ve sosyal hizmetler bakanına seslenmiştik; ‘Daha ne bekliyorsunuz? Burada bu kadına sahip çıkmak için’ diye” dedi. Nazlıaka şöyle devam etti:
– “Ama sahip çıkmadılar. Biz bu ölümün herhangi bir ölüm olmadığını biliyoruz. O yüzden de sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız. Buradan tüm cumhuriyet savcılarını da bu konuyu daha derin bir şekilde araştırmaya davet ediyoruz. Evet bir soruşturma süreci başladı ve o yüzden şu anda bununla ilgili olarak bir yorum yapmak istemiyorum ama bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bugün Fatma Nur Çelik ve sevgili Hifa yanımızda değil. Artık hayatta değil.
– Onun için çok kararlıyız burada kadınlar olarak. Biz bu düzeni değiştireceğiz. Biz bunu kader olarak görmüyoruz. O yüzden kadınların şiddet sarmalının içerisinde olmadığı, herkesin eşit, özgür, adil ve tok olarak yaşadığı bir Türkiye'yi inşa edeceğiz. Onun için acımız, isyanımız, öfkemiz büyük. Ama yenik hissetmiyoruz. Çünkü bir ve beraber olmanın gücünü hissediyoruz. Bugün burada birbirini tanımaksızın bu cenazeye gelen bu defin işleminde bizlerle birlikte olan birçok kadın var. Birçok eşitlikçi erkek var. Biliyoruz ki eşit bir Türkiye'yi onlarla birlikte hep birlikte kuracağız.”

“HALA DAHA ÇOCUK VE ANNE SUÇLANIYOR”
Anne kızın mezarı başında konuşan avukat Serenay Yaman ise şöyle konuştu:
– “'Can güvenliğim yok' diyor, 'kimse yanımda değil' diyor; 'sürekli sorgulanıyorum, yargılanıyorum' diyor bu kadın 4 yıldır. Nereye giderse gitsin kapılar yüzüne kapatıldı bu kadının, yanında kimse durmadı bizden başka. Sadece fail değil sorumlu olan bu kadının yanında durmayan herkes. Tecavüze uğramış bir kadın var, tecavüzcüsüyle zorla evlendirilen bir kadın. Küçük kız çocuğuna tecavüz eden bir baba var.
– Baştan itibaren bu adam tutuklanmadı, serbest. Bu kadınla çocuk yargılandı başından beri. Fatma Nur günlerce, o soğukta, o yağmurda adalet nöbetindeydi ama sesini duyuramadı. Çok üzgünüz. Sistemin bütün parçaları, herkes sorumludur. Hala da ölen bir kadın ve çocuğun arkasından suçlamalarda bulunuluyor. Hala daha çocuk ve anne suçlanıyor.
– Fatma Nur hayattayken de bundan korkuyordu, bundan endişe duyuyordu. Ben suçlanıyorum, ben yargılanıyorum diyordu, haklı da çıktı. Ben intihar etmeyeceğim dedi. Bunun adı intihar değil.”
Bu sırada Fatma Nur Çelik’in 3 yıldır avukatlığını üstlenen Buse Naz Güneş’in zorlukla ayakta durduğu görüldü.

MEZARLIKTA GERGİNLİK
Çelik’in akrabaları kadın avukatlara “Şov yapmayın, gidin buradan” dedi. Kadınlar, “Bugüne kadar neredeydiniz?” şeklinde tepki gösterdi. Akrabalardan biri, “Eşimle çocuğum yanındaydı, 3 yıldır yanındaydı. Kimse konuşmasın” dedi.
Aynı kişi Çelik’in avukatının babasının üzerine yürümesiyle sözlü tartışma arbedeye dönüştü. Polis akrabalarla kadınlar arasında barikat oluşturdu. Kadınlar, akrabaların polis ablukasına alınmasının ardından mezarlıktan ayrılabildi.


