

TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti ve CHP'nin “Türkiye'de kadın istihdamının her geçen gün azalması ve kadınların ekonomik hayata katılımının önündeki engellerin tespiti ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla” verdiği grup önerisi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
“KAYIT DIŞI ÇALIŞAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 30'DUR”
DEM Parti Grubu'nun önerisinin gerekçesini açıklayan Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, “Bu ülkede kadın istihdamı eşitsizlik, sömürü ve yok sayma rejimi üzerinden inşa edilmiştir. Tüm kadınların gördüğü, yaşadığı ama erkek egemen sistemin görünmez kıldığı emeğin adı 'kadın emeği'dir. Evde görünmeyen bir emektir bu. Güvencesiz işlerde yere batan, güvenceli işlerde cam tavana çarpan kadın gerçekliğidir bu. Kadın istihdamı verileri ortadadır.” dedi.
“Her türlü ev işi sorumluluğu, yaşlı, çocuk, engelli bakımı omuzlarına yüklenen kadınlara bir lütuf gibi sunulan ücretler, kadın emeğinin nasıl değersizleştirildiğinin göstergesidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı iş bölümünün nasıl tekrar tekrar üretildiğinin resmi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadınlara sunduğu kısa vadeli, güvencesiz istihdam projeleridir. Ev temelli çalışan, çalışmak zorunda kalan kişilerin yüzde 89'u kadınlardır. 'Evde bakım hizmeti' adı altında kadınlara sunulan ödenek ise 13 bin 878 lira.” diye ekledi.
“Bu verinin Bakanlığın web sitesinde durması bizler için isyanın, Bakanlığın ise utanç belgesidir. Bu ülkede her 10 kadından sadece 3'ü istihdam edilirken ben şu soruları iktidarınızın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına sormak istiyorum: Kadını güçlendirmeye dönük istihdam projenizde kaç kadın kalıcı olarak çalışma hayatına girdi? Kaç kadın bu projelerde yer almasına rağmen güvencesiz, esnek ve yarı zamanlı çalışmak zorunda kaldı? Bu soruların cevabı belki bu ülkedeki kadın yoksulluğunun geldiği boyutu gerçek anlamıyla ortaya koymayacak ama kadın emeğinin nasıl değersizleştirildiğinin, kadın yoksulluğunun nasıl bir kadermiş gibi sunulduğunun itirafını almış olacağız.”
“Bakım emeği kadınların doğal görevi değildir, ev içi emeğin görünür kılınması bu iktidarın kadınlara borcudur. Kamusal hizmet olmasını engellemeniz kadına yüklediğiniz anlamı ortaya koymaktadır. Kayıt dışı çalışan kadınların oranı yüzde 30'dur. Bunun anlamı, toplumun yarısı olan kadınların güvencesiz işlerde emeklilik hakkı, sendika hakkı olmadan çalışmak zorunda bırakılmasıdır, iş cinayetlerine kapı aralamaktır.” dedi.
“Kocaeli'ndeki parfüm deposunda yanarak katledilen 6 kadının hikayesi, bu ülkede yoksulluktan kaynaklı kayıt dışı çalışmak zorunda kalan yüzde 30'luk kesimin hikâyesidir aynı zamanda, aylık 5 bin ile 7 bin 500 lira arasında değişen ücretlerle geçim yapılması beklenen engelli kadınların hikâyesidir. Neredeyse hiçbir ihtiyacını karşılayamayacak bu ödenekle engelli kadınların sorunlarını gideremezsiniz. Engelli kadınların asıl ihtiyacı, toplumsal ve kamusal alana eşit bir şekilde katılmaktır.”
“KADINLARI KORUMAK YERİNE KATİLLERİ CESARETLENDİREN BU HUKUKSUZ DÜZENİNİZ İŞTE BU CİNAYETLERİN FAİLİDİR”
CHP Grubu'nun önerisinin gerekçesini açıklayan Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne sayılı günler kala yine bilindik cümleler duyacağız, hamaset dolu nutuklarla, tutulmayacak vaatlerle kutlama mesajları yayınlanacak. Oysa kadınlar olarak kutlanılacak bir günümüz dahi ne yazık ki yok. Hemen yanı başımızdaki ateş çemberinde milyonlarca kadın füzelerin gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor, Türkiye'de ise hayatta kalabilme mücadelesi veren milyonlarca kadın var. Kadın hakları konusunda altın yılları yaşattığını iddia eden iktidar, kadınlara eşitlik ve güvenlik değil korku ve ölüm vaat ediyor ve maalesef seçim vaatlerinin aksine bu vaatlerini gerçekleştiriyor.” ifadelerini kullandı.
“İktidar ve onun tırnak içindeki adalet anlayışı, 'Başıma bir şey gelirse 'İntihar etti.' demeyin, beni bu karanlık yapı öldürecek' diye defalarca haykıran ve birkaç gün önce şüpheli bir şekilde kaybettiğimiz tecavüzcüsüyle evlendirilen Fatma Nur Çelik'i ve babasının istismarına uğramış 8 yaşındaki evladını istismardan ve tehditten korumayı değil, adaletsizlikle boğuşmayı vaat ediyor. Tarikat yöneticisi Ayhan Şengüler'i tutuksuz yargılayan bu adalet anlayışı, 'Canımdan endişe duyuyorum' diyen bir anneyi duymuyor, ona ve evladına huzur ve güvenlik değil korku ve endişe vaat ediyor.” dedi.
“Bu iktidar, kadınların yaşamını koruyan bir iktidar değil, bu iktidar 'Kız çocuklarının rızası var' diyen bir iktidar. Çünkü bu iktidar, 'Bir kereden bir şey olmaz' diyenlerin iktidarı. Çünkü bu iktidar, hakkı, adaleti, vicdan ve merhameti değil, Fatma Nur Çelik gibi kadınların canı ve çocukların istismarı pahasına kendi menfaatleri peşinden koşanların iktidarıdır. Bu ülkenin kadınları sizin ve sizin tırnak içindeki adaletinize güvenmiyor.” şeklinde konuştu.
“Korumaktan acizsiniz demeyeceğim, bile bile korumadığınız, bir gece yarısı kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çıkarak can güvenliklerini pazarlık malzemesi yaptığınız bu ülkenin kadınları, tarikat düzenini besleyen, istismarcıları koruyan yargı düzeninize güvenmiyor.” dedi.
“Bu ülkenin omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık görülen kahraman kadınları, sizin iktidarınızda sokaklarda, karakol kapılarından geri çevrildiği için evlerinde en yakınları tarafından öldürülüyor. O yüzden, kimse bize burada çiçek, böcek edebiyatı yapmasın lütfen 8 Mart gelirken. Kadınları korumak yerine katilleri cesaretlendiren bu hukuksuz düzeniniz işte bu cinayetlerin failidir.” şeklinde sonlandırdı.


