

İBB Davasına bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, bugünkü Turan Taşkın Özer krizi nedeniyle duruşmayı başlamadan bitirmesinin ardından duruşma düzenine ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir yazı gönderdi.
Geçen hafta başlayan İBB Davası bugün bir kez daha gergin geçti.
Salona gelen Mahkeme Heyeti Başkanı “Bir milletvekili avukat bölümüne oturmuş, lütfen izleyici bölümüne geçilsin” dedi.
“ZORLA ÇIKARIN BENİ”
Bunun üzerine CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer avukat olduğunu söyledi. Hakimin vekaleti olup olmadığını sorduğu Özer, duruşmayı takip ettiğini belirtti.
Mahkeme Başkanı “İzleyici bölümünden takip edip notlarınızı oradan alabilirsiniz. Her gün sabah bir sorunla başlıyoruz. Bir sürü tutuklumuz var. Savunma almaya çalışıyoruz, her gün bir krizle devam edemeyiz. İzleyici bölümüne geçelim. Şu anda sizin sıfatınız nedir?” diye sorduğu Özer “Önümde iddianame açık, not alıyorum. Zorla çıkarın beni” şeklinde cevap verdi.
Hakim “Herkes yerinde olursa sağlıklı bir yargılama yaparız. İzleyici bölümünde hukukçu olarak oturabilirsiniz. Milletvekilleri için gerekli yeri ayırdık. Bu şekilde yargılamaya başlayamam” ifadelerini kullandı.
7 DAKİKADA BİTTİ
Mahkeme Başkanı, Özer'in izleyiciler için ayrılan bölüme geçmemesi üzerine duruşmaya ara verdi.
Verilen aranın ardından mahkeme heyeti salona yeniden gelmedi. Duruşmanın yarına bırakıldığını heyet değil, mübaşir salondaki izleyicilere duyurdu.
Böylece sabah gergin başlayan duruşma, 7 dakikalık bir sürenin ardından yarına bırakılmış oldu.
“DURUŞMA YAPMAYA NİYETİ YOK”
CHP'li Özer, mahkemenin duruşmayı yarına ertelemesine ilişkin olarak “Mahkemenin hakiminin duruşma yapmaya niyeti yok” dedi.
Özer, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat olduğunu ifade ettiğini belirterek kararı eleştirdi:
– Mahkemenin hakimi, duruşma yapmaya niyeti olmasa gerek, şöyle bir şey söylüyor: 'Dönüyor, diyor ki milletvekillerine izleyici tarafına yer ayırıyor.' Ben de diyorum ki, bakın milletvekili benim görevim. Ben aslında avukatım. Dolayısıyla burada oturmamın kanunen, yasal olarak hiçbir engeli yok. Ve bunun için benim bir yetki belgesi sahibi olmama, bir vekalet sahibi olmama, herhangi bir sanığı müdafaa etmeme de gerek yok. Gizlilik kararı olan bir duruşma değil, aleni bir duruşma.
– Mesleki olarak mesleki gelişimim açısından da bunu takip etmek en doğal hakkım. Bunu izah etmeye çalıştım. Uzun uzun anlatmaya gayret ettim. Ama herhalde duruşma yapmaya niyeti yok. Hani dedi ki: 'Ben buradan ayrılıyorum.' Teşbihte hata olmaz. 'Küstüm, oynamıyorum' der gibi. 'Ben çıkıyorum' diyor. Çıkıyor, gidiyor.
YENİ TEDBİRLER İÇİN SAVCILIĞA TALEP GİTTİ
Geçen hafta da benzer tartışmaların yaşandığı duruşmanın ardından davaya bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir müzekkere yazdı.
Müzekkerede, “yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülebilmesi, sanıkların savunmalarını tamamlayabilmesi ve yargılama faaliyetlerinin usul kurallarına uygun şekilde sürdürülebilmesi” amacıyla duruşma salonuna gidişlerde gerekli tedbirlerin alınması istendi.
Mahkeme yazısında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, sanıkların savunma haklarının gözetilmesi gerektiği kaydedildi.
Bu kapsamda, davanın birinci celsesinin altıncı oturumuna, sanıklar ve vekalet ilişkisi bulunan müdafileri, müştekiler ve müşteki vekilleri, yargılamayı takip etmek isteyen basın mensupları ile tutuklu sanıkların birinci ya da ikinci derece yakınlarından birinin alınmasının uygun olacağı belirtildi.
Mahkeme, sayılan kişiler dışındaki kişilerin duruşma salonuna alınmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını istedi.


