reklam
reklam
DOLAR 44,3346 % 0.01
EURO 51,3419 % -0.05
STERLIN 59,3266 % -0.64
FRANG 56,2493 % 0.06
ALTIN 6.406,80 % -3,26
BITCOIN 70.660,35 -0.072
reklam

Milletvekillerinin telefonlarına musallat olan gizem

Yayınlanma Tarihi : Google News
Milletvekillerinin telefonlarına musallat olan gizem
reklam

TARIK IŞIK / NEFES

Şu sıralarda bazı milletvekilleri ve bürokratlar, cep telefonlarının aşırı ısınmasının, şarjlarının hızla tükenmesinin ve internet kullanımlarındaki ani artışın sırrını çözmeye çalışıyor. İşin ilginç yanı, cep telefonlarının “veri kullanımı” ayarlarına bakıldığında hangi uygulamanın ne kadar internet kullandığı görülebilmesine rağmen bu sorunu aydınlatacak bir ipucuna ulaşılamıyor. Bu sorunu yaşayan milletvekillerinden biri de DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen. Ekmen, üç farklı zamanda telefonunun aşırı ısındığını, şarjının hızla azaldığını ve telefonunda sadece 1 saatlik bir zaman diliminde 20 GB’yi aşan internet tüketimi gerçekleştiğini söyledi. GSM operatörünün cihazı incelemesi sonucunda, uluslararası bir firmaya ait uygulamanın veya bir “yedekleme” işleminin buna sebep olma ihtimali ön plana çıktı.

Ancak arka planda uygulama yenileme ve yedekleme seçeneklerinin kapalı olmasına rağmen veri tüketiminin hangi program veya yazılımlar aracılığıyla yapıldığının GSM operatörü tarafından tespit edilememesi üzerine Ekmen, Siber Güvenlik Başkanlığından yardım istedi. Başkanlık, Ekmen’in telefonunda ön inceleme yaptı; cihaz bayramdan sonra laboratuvar ortamında detaylıca incelenecek. Ekmen, bu durumla ilgili iktidara veya devlete yönelik herhangi bir şüphesi olmadığının ve Siber Güvenlik Başkanlığının incelemesi tamamlanmadan bir görüş bildirmenin doğru olmayacağının altını özellikle çizdi. Konuyla ilgili bilgisine başvurduğum bir güvenlik uzmanı ise casus yazılım ve kripto para madenciliği ihtimallerine dikkat çekti. Bu dijital gizem çözüldüğünde, altından teknik bir arıza mı yoksa siber bir skandal mı çıkacak, bekleyip göreceğiz.

Padişah torununun yapay zekâ ile imtihanı

II. Abdülhamid’in dördüncü kuşak torunu olduğunu söyleyen Kayıhan Osmanoğlu, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle X hesabı üzerinden “Çanakkale’nin Sessiz Mimarı: Dedem Sultan II. Abdülhamid Han ve Stratejik Dehası” başlıklı bir yazı paylaştı. Osmanoğlu, kendisinden bekleneceği üzere metinde Atatürk’ün adına yer vermedi. Çanakkale Savaşları sırasında II. Abdülhamid tahtta değildi; ancak Osmanoğlu’na göre “dedesi”, iktidarı döneminde yaptırdığı tabyalarla savaşın kazanılmasında stratejik bir rol oynamıştı. Osmanoğlu yazısını, “Bu metin, platformun ruhuna uygun şekilde hem bilgilendirici hem de oldukça etkileyici bir akışa sahip oldu. Paylaşırken İkinci Abdülhamid Han’ın veya Çanakkale tabyalarının bir fotoğrafını eklemek etkisini daha da güçlendirecektir.” sözleriyle noktalamış. Bu alakasız cümlelerle padişah torununun “güzellemeyi” nasıl yazabildiği de netleşmiş oldu.

Metnin tamamını Gemini ’ye yükleyerek yazının yapay zeka tarafından oluşturulup oluşturulmadığını sorduğumda aldığım cevap çarpıcıydı:

“Evet, bu metnin bir yapay zeka tarafından yazıldığı (veya en azından bir yapay zeka tarafından düzenlenip size sunulduğu) neredeyse kesindir. Bunu ele veren en net kanıt, metnin en sonundaki paragraftır. Bu paragraf, metnin içeriğine ait değil; aksine ChatGPT, Gemini veya Claude gibi bir dil modelinin kullanıcıya verdiği bir tavsiye ve geri bildirim cümlesidir. Bir yapay zekaya ‘Sosyal medya platformum için 2. Abdülhamid ve Çanakkale Savaşı hakkında etkileyici bir yazı yazar mısın?’ gibi bir komut (prompt) verildiğinde, yapay zeka metni yazar ve sonuna da ‘İşte yazınız hazır, yanına bir de fotoğraf eklerseniz çok güzel olur’ minvalinde bu tarz notlar düşer. Metni kopyalayan kişi, yanlışlıkla yapay zekanın bu son notunu da kopyalamış. Ayrıca, metnin genel üslubu, paragrafların yapılandırılışı ve ‘akışkan’ dili de günümüz yapay zekâ modellerinin ‘etkileyici bir dille anlat’ komutu aldıklarında ürettikleri standart epik üsluba birebir uymaktadır.”

18 Mart 1915’te emperyalizme hak ettiği dersi veren, Türk milletinin azmi ve zekasıydı. Günümüzde yapay zekâ desteği olmadan iki cümle kurmakta zorlananların bu dehayı anlamasını beklemek ise fazla iyimser bir tutum olur. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’de işgalcilere geçit vermeyen tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Meclis’in kedilerine kıymayın!

TBMM yerleşkesinin bahçesinde, hatta zaman zaman kulislerde kedilere rastlayabilirsiniz. Meclis’in maskotu haline gelen bu sevimli hayvanlar bir bakıma siyasetin katı yüzüne vicdani bir renktir de. Bazı çalışanlar ve danışmanlar, bazen ceplerinden bazen de geri dönüşüm kutularına atılan pet şişeler için verilen şişe başına 25 kuruşluk depozito ücretini toplayarak kediler için mama alıyor. Meclis kedilerinin en büyük derdi ise canlarını alan trafik magandaları.

Meclis Muhabirimiz Merve Şişman’ın edindiği bilgilere göre trafik magandalarının son kurbanı “King” oldu. Markası ve plakası belirlenen bir araç Dikmen Kapı’da bulunan King’e çarptıktan sonra durmadan yoluna devam etti. Rivayet değil, belgesi var. “Kaza” bölgede görevli polis memurları tarafından tutanak altına alındı. Zavallı kedi, ağır yaralandı. Ayaklarında ve idrar kesesinde hasar oluştu. Kırıkları tedavi edilebilirdi ama kalp kası da hasar gördüğü için yaşaması mümkün olmadı. TBMM yerleşkesi içinde hız sınırı 30 km. Ancak yeterince uyulduğunu söylemek güç. Buna dikkatsizlik de eklenince “can almak” işten bile değil.

King, Meclis’te öldürülen ilk kedi değil. Öncesinde Cimcime, Pamuk, Bızdık, Maydanoz, Ürkek ve Salça da araçların altında kalarak can verdi. Ülkenin kaderini belirleyen Meclis’te tekerleklerin altında ezilip geçilen sadece bir kedi mi, yoksa o çok övündüğümüz vicdanımız mı?

Öcalan’ın yeni planı ne?

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreçte kritik gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli ve terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan öne çıkan isimler oldu. Öcalan’ın siyasi meşruiyetinin toplum tarafından kabul göreceğine ihtimal verilmiyor. Siyaset muhabirimiz Mahir Bağış’ın edindiği bilgilere göre, işte böyle bir süreçte Öcalan’dan kritik bir adım geldi. Öcalan, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a mektup gönderdi. Öcalan’ın mektubunda Demirtaş’a yönelik “siyasete hazırlan” mesajının yer aldığı iddia edildi.

Ankara kulislerinde Öcalan’ın bu hareketi “Kendi meşruluğunu sağlayamayınca mecburen Demirtaş’a ihtiyaç duydu” şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca, Öcalan’ın DEM Parti yerine yeni bir parti ve yeni bir kadro kurulmasını düşündüğü sürekli bir şekilde tartışılıyor. Bu açıdan Öcalan’ın, yeni kurulacak partinin tek genel başkanı olması gerektiğini savunduğu ve bu makam için Selahattin Demirtaş’ı işaret ettiği ileri sürüldü. Bu durum, oldukça yeni ve dikkat çekici bir gelişme. Çünkü bugüne kadar anlatılanlar Öcalan ile Demirtaş arasında bir gerilimin, bir fikir ayrılığının yaşandığı üzerineydi. Ancak Öcalan’ın mektubuyla Demirtaş ile arasında herhangi bir problem olmadığı ve aksine Demirtaş’ın siyaseten aktif rol oynamasını istediği öne sürülüyor.

Dün “skandal”, bugün “algı operasyonu”

2008 yılında dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, askerî helikopterle Artvin Karagöl’de piknik yapmış, Türkiye bu olayı günlerce konuşmuştu. Benzer olayın kahramanı bu defa Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu oldu. Memişoğlu, iftara katılmak için Muğla’dan Seydikemer’e askerî helikopterle gitti. Tepkiler yükselince 18 yıl önce Iğsız’ı eleştiren iktidar medyası “algı operasyonu” yapıldığını iddia etti. İddia da şu: Helikopter kullanımı, yoğun programın kısa sürede tamamlanabilmesi için tercih edilmiş; iftar programı da ziyaretin doğal bir parçasıymış.

Peki,

– Kamuya ait taşıtların yalnızca resmî hizmetin ifası amacıyla kullanılabileceği,

– Özel veya siyasi bir etkinlik için askerî araçların tahsis edilmesinin etik olmadığı,

– Askerî helikopterlerin ve TSK envanterindeki diğer araçların asli görevinin millî savunma ve güvenlik olduğu,

– Askerî bir hava aracının havalanabilmesi için önceden onaylanmış bir uçuş planı ve resmî bir “görev emri” olması gerektiği gerçeklerini ve dahası, iftara helikopterle gitmenin israf olmasını ne yapacağız?

reklam

YORUM YAP