reklam
reklam
DOLAR 44,4672 % 0.28
EURO 51,2256 % -0.08
STERLIN 58,9880 % -0.25
FRANG 55,7443 % -0.07
ALTIN 6.419,98 % 2,77
BITCOIN 65.822,49 -4.694
reklam

16 kişi hayatını kaybetmişti: Sanıklara 7 ile 10 yıl arasında hapis cezası

Yayınlanma Tarihi : Google News
16 kişi hayatını kaybetmişti: Sanıklara 7 ile 10 yıl arasında hapis cezası
reklam

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Adıyaman'ın Merkez ilçesi Karapınar Mahallesi'nde bulunan “No:87” apartmanının yıkılması sonucunda 16 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, yapı sahibi Abuzer Tuncay, fenni mesul ve statik proje müellifleri Ramazan Turan ve Kemal Aydın hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan dava açtı.

3 SANIĞA İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULANDI

Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında, mahkeme heyeti sanıklara “iyi hâl” indirimi uygulayarak, yapı sahibi Abuzer Tuncay'a “basit taksir” suçundan 7 yıl 6 ay; fenni mesul ve statik proje müellifleri Ramazan Turan ve Kemal Aydın'a ise 10 yıl hapis cezası verdi. Ancak tutuklama kararı verilmedi.

“ADALET MÜCADELESİNE SONUNA KADAR DEVAM EDECEĞİZ”

Duruşmanın ardından aileler, Adalet Peşinde Aileleri Platformu'nun çağrısıyla adliye önünde basın açıklaması yaptı. Aileler, “Afet değil katliam, adalet istiyoruz”, “Deprem değil ihmal öldürür”, “Adalet olası kastla gelecek” ve “Deprem öldürmez, rant öldürür” yazılı dövizler taşıdı.

Müşteki avukatlarından Naim Feyzullah Eminoğlu, “Çok kötü bir kararla karşılaştık. Mahkeme tutuklama kararı vermedi. Normalde CMK 100 açık; 10 yıl verilen sanıklar tutuklanabilir, tutuklamak zorundasın. Ama deprem sanıkları olunca mahkemeler kanunları uygulamıyor. Başka bir vatandaş olsa direkt uyguluyorlar” diye konuştu. Sanıkların “olası kast” suçundan yargılanması gerektiğini vurgulayan Eminoğlu, “Adalet mücadelesine sonuna kadar devam edeceğiz” dedi.

Depremde yakınlarını kaybeden Ali Yılmaz, “Ne yazık ki adalet beklediğimiz gibi olmadı. Adalet Sarayı'nda adaleti arıyoruz ama adaleti bulamadık. Bir daha enkaz altında kalmamak için adalet istiyoruz. Biz bebekleri toprağa verdik, canları toprağa verdik” diye konuştu.

“O ENKAZIN ALTINDA CANLARIMIZI BIRAKTIK AMA ENKAZIN ALTINDAN ADALETİMİZİ ÇIKARMAK İSTİYORUZ”

Depremde yeğenini kaybeden Sevda İlik, “O binada 16 canımızı yitirdik. Onlar enkaz altında kalırken, biz onların parçalarını toplarken burada adalet sarayında, adalet koridorlarında sürünüyoruz. Verilen cezaları kabul etmiyoruz, buna itiraz ediyoruz” ifadesini kullandı.

Enkazda yeğenini kaybeden Sevgi Sekman ise “Ben dün gece başımı yastığa koyduğumda, bugün umutla uyanacağım diye düşündüm. Ama böyle bir haksızlıkla karşılaşacağımı bilmiyordum. Biz buraya adalet için geldik. 7,5 yıl ceza ne demek? Bir insanın ömrü bu kadar mı basit, bir insanın canı bu kadar mı kıymetsiz? Biz o enkazın altında canlarımızı bıraktık, ama enkazın altından adaletimizi çıkarmak istiyoruz. O canlarımızla birlikte adaleti de gömmek istemiyoruz” şeklinde konuştu.

“ARTIK İHMAL YÜZÜNDEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ”

Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman İl Temsilcisi Celal Gezer de şunları kaydetti:

– “6 Şubat 2023'te yaşadığımız bunca acı, bilinenin yapılmadığı, uyarının dikkate alınmadığı, sorumluluğun bilinçli olarak ertelendiği bir sürecin sonucudur. Biz şunu çok iyi biliyoruz: Deprem öldürmez. İhmal öldürür. Göz yummak öldürür. Rant öldürür. Ama bugün artık şunu daha net söylüyoruz: Bu yaşananlar sadece ihmal değildir. Bu, bile bile gelen ölümlerdir. Bugün görülen bu dava sadece bir yapının yıkılmasının davası değildir. Bu dava; teknik raporlarla ortaya konmuş kusurların, yönetmeliklere rağmen yapılan aykırılıkların ve aynı kişilerin farklı yapılarda tekrar eden hatalarının yargılandığı bir davadır.

– Deprem davası dosyaları bize ne söylüyor biliyor musunuz? Aynı isimler, farklı binalar, aynı suçlar. Bu ne demek? Bu, tekil bir hata değildir. Bu, zincirleme bir sorumsuzluktur. Bu, alışkanlığa dönüşmüş bir hukuksuzluktur. Bir yapıda beton yetersiz, diğerinde donatı eksik, bir başkasında proje dışına çıkılmış. Çoğunda bunların hepsi yapılmış. Ve bu kusurlar tesadüf değil. Bu kusurlar tercih edilmiştir.

– Bir mühendis hesap yapmadan proje çizmez. Bir müteahhit kullandığı malzemenin sonucunu bilmeden iş yapmaz. Bir kamu görevlisi imza attığı belgenin neye yol açacağını bilmeden imza atmaz. Bilmeme ihtimali yoktur. Ama buna rağmen yapılmışsa bu artık ihmal değildir. Bu, riskin bilindiği, sonucun öngörüldüğü ama buna rağmen devam edildiği bir davranıştır. Ve bunun adı bellidir: olası kasttır.

– Biz bugün buradan bir hukuki gerçeği haykırıyoruz: Bu dosyalarda yer alan fiiller taksirle açıklanamaz. Çünkü burada bir dikkatsizlik yok, bir unutkanlık yok, bir anlık hata yok. Burada süreklilik var, tekrar var, bilinç var. Ve bu nedenle deprem suçluları olası kast ile yargılanmalıdır.

– Bugün verilen karar sadece geçmişi ilgilendirmiyor. Bu karar, gelecekte kimlerin yaşayacağını belirleyecek. Eğer bugün bu fiiller ihmal olarak görülürse yarın aynı kişiler aynı yöntemlerle yeni binalar yapacak ve o binaların altında yine insanlar kalacak. Ve bu binaların altında öleceğiz hep birlikte.

– Buradan yargı mensuplarına sesleniyoruz: Dosyalarda sadece teknik veriler yok. Dosyalarda insan hayatının nasıl göz ardı edildiğinin kanıtları var. Bir insanın, belki masum bir bebeğin canının ranta, paraya tercih edildiğinin kanıtları var. Verilen karar sadece hukuki değil, vicdani bir karardır.

“SİSTEM DEĞİŞMEDEN HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK”

– Sizden şunu istiyoruz: Gerçeği görün, kusurun tekrarını görün, davranışın sürekliliğini görün ve buna göre karar verin. Buradan siyasi otoritelere de açıkça söylüyoruz: Bu tablo kendiliğinden oluşmadı. Denetim yapılmadı, sürekli imar afları çıkarıldı. 8 defa imar affı çıkarılıyor. Ülkemiz deprem bölgesi. Deprem gerçekleşmemiş olsaydı 9. imar affı gelecekti. Bu bir sistem sorunudur. Ve bu sistem değişmeden hiçbir şey değişmeyecek.

– Buradan Türkiye'ye sesleniyoruz: Bu sadece Adıyaman'ın sorunu değildir. Balıkesirli kardeşime, İzmirli kardeşime, Rizeli kardeşime, Konyalı kardeşime sesleniyorum; bu hepimizin meselesidir. Bu sese ses vermezseniz, siz de öleceksiniz. Bu dava, bu ülkede yaşayıp yaşamayacağımızın davasıdır.

– Eğer bu ülkede bilim yerine rant, kural yerine çıkar, insan hayatı yerine kâr hırsı tercih edilirse bu acılar bitmez. Biz buradayız. Sadece kaybettiklerimiz için değil, kaybetmemek için buradayız. Ve bugün buradan açıkça ilan ediyoruz: Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok. Çünkü unutmak aynı suçun tekrarına izin vermektir. Affetmek sorumluluğu ortadan kaldırmaktır. Helalleşmek adaletin yerine getirilmemesidir.

– Talebimiz nettir: Adalet, gerçek adalet, eksiksiz adalet. Deprem yine olacak. Ama biz artık ihmal yüzünden ölmek istemiyoruz. Ve biz adalet yerini bulana kadar bu çağrıyı, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

– Türkiye'nin iyi insanlarına, yüreği haktan, hukuktan, adaletten, mazlumdan yana olan o güzel insanlara sesleniyorum. Gelin platformumuza destek verin. Destek verin ki bundan sonraki depremlerde, afetlerde canlarımızı tekrar kaybetmeyelim.

reklam

YORUM YAP