

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını “umursamadığını” söylemesi, Washington’ın İran’a yönelik savaşının temel gerekçelerinden birinin sorgulanmasına yol açtı.
Trump, Reuters’a yaptığı açıklamada İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun “çok derinlerde” bulunduğunu belirterek bu durumu önemsemediğini ifade etti ve söz konusu stokların uyduyla izlenebileceğini savundu.
Daha sonra yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında ise İran’ın bu materyali kullanmaya yönelik bir adım atması halinde ABD’nin yeniden sert şekilde saldıracağını söyledi.
'SAVAŞ RİSKİ ARTIRDI'
İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre uzmanlar, bu yaklaşımın ciddi riskler barındırdığı görüşünde.
Nükleer silahlanma alanında çalışan uzmanlara göre, İran’ın yaklaşık 440 kilogramlık zenginleştirilmiş uranyum stokunu savaş sonrasında da elinde tutması, ülkeyi nükleer silah üretme kapasitesine savaş öncesine kıyasla daha da yakın bir noktaya getirebilir.
Bu miktarın teorik olarak yaklaşık bir düzine nükleer başlık üretimine yetecek seviyede olduğu ifade ediliyor.
Eleştiriler, savaş öncesinde yürütülen diplomatik sürecin daha güvenli bir sonuç doğurabileceği yönünde yoğunlaşıyor.
Cenevre'de yapılan görüşmelerde İran’ın uranyum stokunu seyrelterek düşük zenginlik seviyesine indirmeyi ve zenginleştirme faaliyetlerine uzun süre ara vermeyi teklif ettiği belirtilmişti. Ayrıca uluslararası denetim mekanizmalarının yeniden devreye sokulması da gündemdeydi.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu gözetiminde daha sıkı denetimlerin planlandığı bu süreç, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırılar nedeniyle sona erdi.
Uzmanlara göre mevcut durumda en büyük sorun, uranyum stoklarının sadece izlenmesinin yeterli olmaması. Nükleer güvenlik analistleri, bu tür materyallerin kontrol altına alınabilmesi için yalnızca askeri değil, diplomatik ve denetim temelli çözümlerin gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, savaşın İran’ın nükleer silah edinme motivasyonunu artırabileceği ve uzun vadede daha büyük bir güvenlik riski yaratabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan, Trump yönetiminin söz konusu uranyum stoklarını ele geçirmek için askeri bir operasyon seçeneğini değerlendirdiği ancak bunun yüksek riskler nedeniyle rafa kaldırılmış olabileceği de belirtiliyor. Bu tür bir operasyonun binlerce asker gerektirebileceği ve haftalar sürebileceği ifade ediliyor.


