

DİLAN KUTLU / NEFES
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları gençlerdeki şiddete yönelimi bir kez daha gündeme getirdi. Yaşananları NEFES’e değerlendiren Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, saldırıları gerçekleştiren çocukların “psikiyatrik hastalığı olan bozuk bireyler” olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu belirtti. Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı da olan Candansayar şunları dile getirdi:
OLAĞAN GÖRÜNÜYORLAR
– Hem yetkililerin hem de kamunun ilk sorması gereken soru, ‘Bu olay neden oldu’ değil, ‘Böyle bir olay hangi toplumsal koşullarda ve nasıl oldu?’ sorusu olmalı. Okul saldırılarını ruh sağlığı krizi olarak değil ekonomi-politik koşulların ortaya çıkardığı bir şiddet türü olarak görmeliyiz.
– Okul saldırısını gerçekleştiren fail çocukları ‘psikiyatrik hastalığı olan bozuk bireyler’ olarak değerlendirmek son derece yanlış. Bizim tanımladığımız psikiyatrik hastalıklarda şiddet oranı sanılandan çok azdır. Şiddet olaylarının failleri arasında psikiyatrik hastalık yaygınlığı yüzde 2-4 arasındadır. Şiddeti ve okul saldırılarını dışarıdan çoğunlukla olağan görünen gençler gerçekleştiriyorlar.
– Araştırmalara göre şiddete yatkınlık aile içinde başlıyor. Aile dışında da en belirleyici etkenin ‘dışlanma’ olduğunu gösteriyor. İkinci önemli belirleyici grubu ise ‘ırkçılık’, ‘kadın düşmanlığı’ ve ‘ayrımcılığa eğilim’.
– Okul saldırılarının faillerinin sadece yoksullar arasından, eğitimsiz ailelerden geldiğini sanmak çok ama çok büyük yanılgı. Her tür toplumsal sınıf ve ekonomik düzeydeki çocuklar arasından çıkabiliyor. Çok büyük oranda saldırı öncesi eylem yapabileceğine dair açık ya da örtük mesajlar verebiliyorlar. Bu mesajları öngörmek her zaman mümkün değil.
Negatif kahraman yaratılmasın
– Çocuklar şiddeti televizyon dizilerinden ya da bilgisayar oyunlarından öğrenmiyorlar ki, bizatihi gündelik hayatlarında şiddete maruz kalıyorlar ve sorunların ancak şiddetle çözülebileceğine inandırılan bir toplumda yaşıyorlar. Okul şiddeti Türkiye’deki şiddetin hala en küçük bölümü.
– Şiddet ve cezasızlık kültürü içine doğan ve şiddete maruz kalarak büyüyen çocukların bilgisayar oyunu oynadıkları için şiddete yöneldiklerini iddia etmek, cahillik değilse liyakatsizliktir ve sorumluluktan kaçmaktır.
– İncel olgusu ile yükselen ve hükümetlerce desteklenen erkek egemenliği, kadına yönelik şiddetin cezalandırılmamasıyla bağı çok açık. Kadın erkek eşitliği değil ya da kadınların özgürleşmesi hiç değil tersine kadın aleyhine erkek şiddetinin cezasız bırakılmasıyla İncel hareketi arasında ilişki var.
– Çocukların suça ve çeteleşmeye yönelmesinde yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik ve şiddete maruz kalmak büyümek en önemli neden.
– Saldırıyı, neden olduğu acıları dramatize eden, saldırganı ‘yalnız kurt’, ‘psikopat’ gibi nitelemelerle bir tür ‘negatif kahraman’ kimliğine büründüren yayınlar ‘bulaştırmayı’ artırabiliyor.


