reklam
reklam
DOLAR 44,9308 % 0.1
EURO 52,7943 % -0.02
STERLIN 60,7466 % 0.02
FRANG 57,5410 % 0.08
ALTIN 6.875,74 % 0,95
BITCOIN 78.280,00 2.086
reklam

Erken emekli olup dünyayı gezen çift: En büyük zorluk özgürlük

Yayınlanma Tarihi : Google News
Erken emekli olup dünyayı gezen çift: En büyük zorluk özgürlük
reklam

53 yaşında emekli olduktan sonra eşiyle birlikte dünyayı gezmeye başlayan Kelly Benthall, ilk başta en zor kısmın geride kaldığını düşündüğünü söyledi. Toplantıların, son teslim tarihlerinin ve başkaları tarafından belirlenen takvimlerin sona ermesiyle birlikte çift, uzun soluklu seyahatlere çıktı ve her durakta en az bir ay kalmayı tercih etti.

Benthall, gittikleri yerlerde eşyalarını yerleştirip günlük hayata karıştıklarını, bazı haftaları sakin ve yerel bir tempoda geçirdiklerini, bazı dönemlerde ise kısa geziler yapıp yeniden ana üslerine döndüklerini anlattı. Ağustos 2024’te işlerinden ayrıldıklarında hedeflerinin özgürlük olduğunu belirten Benthall, asıl şaşırtıcı olanın bu özgürlüğün beraberinde getirdiği karar yükü olduğunu ifade etti.

ÖZGÜRLÜK, BEKLENENDEN FAZLA KARAR GETİRDİ

Business Insider'ın aktardığına göre bir buçuk yılda 14 ülke gezen Benthall, özellikle son altı ayda çok şey öğrendiğini söyledi. Ona göre her gün, rota seçiminden hava durumuna, ne kadar yolun fazla olduğundan kısa bir kaçamağın ne zaman yorucu hâle geldiğine kadar onlarca küçük karar gerektiriyordu.

Benthall, zamanla dinlenmenin bile gerekçelendirilmesi gereken bir şeye dönüştüğünü söyledi. Kendisiyle ilgili olarak aslında ters giden somut bir şey olmadığını, eşiyle birlikte sağlıklı, maddi olarak güvende ve güzel yerlerde olduklarını belirtti. Buna rağmen ilk yılın sonunda bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettiğini anlattı.

Onu yoranın tek bir olumsuz deneyim değil, sürekli verilmesi gereken küçük kararların birikimi olduğunu ifade eden Benthall, geriye dönüp baktığında sorunun bir kısmının aşırı özgüvenden kaynaklandığını düşündüğünü söyledi.

PLAN YAPMADIKLARI YERDE AKIŞ BOZULDU

Seyahatin ilk dönemlerinde büyük planları önceden yaptıklarını anlatan Benthall; Matera’daki mağara oteli, İngiltere’de hızlı tempolu rota ve Mauritius’ta dalış sertifikasını yenileme gibi deneyimleri önceden planladıklarını söyledi. Ancak daha sonra Yeni Zelanda gibi yerlerde işleri akışına bırakabileceklerini düşündüklerini belirtti.

Bu yaklaşımın bir noktaya kadar işe yaradığını, ancak her zaman işlemediğini ifade eden Benthall, Lake Tekapo’da önceden rezervasyon yapmadıkları için sıcak havuzları ve yıldız gözlem etkinliğini kaçırdıklarını anlattı. Bunun yerine gece karanlığında araçla dolaştıklarını, teknik olarak orada bulunsalar da görmek için geldikleri deneyimi yaşayamadıklarını söyledi.

Benthall’a göre bu tür anlar, “mutlaka yapılmalı” denilen aktiviteleri birbirine daha yakın yerleştirmelerine yol açtı. Zamanla günlerin birbirleriyle yarışmaya başladığını ve bunun da deneyimlerin etkisini azalttığını belirtti.

HAYRANLIK UYANDIRMASI GEREKEN AN BİLE ETKİSİNİ KAYBETTİ

Benthall, bunu en güçlü şekilde Yeni Zelanda’daki Earnslaw Burn Buzulu’na helikopterle indiği gün fark ettiğini söyledi. Haftalardır heyecanla beklediği bu deneyimin, büyüleyici manzarasına rağmen beklediği duygusal karşılığı yaratmadığını anlattı.

Bunun nedeninin helikopter yolculuğu olmadığını vurgulayan Benthall, asıl sorunun öncesi ve sonrasında üst üste gelen yoğun deneyimler olduğunu ifade etti. Jet bot turu, Milford Sound gezisi ve TranzAlpine tren yolculuğu gibi anların her birinin tek başına unutulmaz olduğunu, ancak bir araya geldiklerinde birbirine karıştığını söyledi.

Ona göre lojistik, karar verme süreci ve “hayatta bir kez yaşanacak” anların aynı anda dikkat istemesi, deneyimlerin etkisini seyreltti.

LÜKS TANIMI DEĞİŞTİ

Kariyerinin büyük bölümünü petrol ve gaz sektöründe geçirdiğini belirten Benthall, iş hayatında gün boyunca çok sayıda karar aldığını ancak bunun farklı bir çerçeve içinde gerçekleştiğini anlattı. Çoğu küçük ve geri döndürülebilir olan bu kararların, toplantılar, zaman çizelgeleri ve beklentiler sayesinde belirli bir yapı içinde şekillendiğini söyledi.

İş hayatında acil görünen bir karar karşısında beklemeyi öğrendiğini ifade eden Benthall, bazen odadan çıkmanın, kararı ertelemenin ve günün geçmesini beklemenin daha net düşünmeyi sağladığını belirtti. Ona göre çoğu zaman bir şeyler değişiyor ve karar kendiliğinden daha açık hâle geliyordu.

Ancak bu koruyucu çerçeveler ortadan kalkınca kararların kaybolmadığını, aksine çoğaldığını söyledi.

DAHA FAZLA ÖZGÜRLÜK DEĞİL, DAHA FAZLA YAPIYA İHTİYAÇ DUYDU

Benthall, aslında ihtiyaç duyduğu şeyin daha fazla özgürlük değil, biraz daha yapı olduğunu fark ettiğini söyledi. Her şeyi kontrol etmek istemediğini, ancak düşünmek zorunda olduğu şeylerin sayısını azaltmak istediğini belirtti.

Yavaşladıklarında farkın hemen ortaya çıktığını söyleyen Benthall, daha uzun süre kaldıklarını, aynı kafeye yeniden gittiklerini, tempoyu havanın belirlemesine izin verdiklerini ve fazla planlama gerektiren yan gezilere hayır dediklerini anlattı.

Erken emekliliğin peşine zaman üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için düştüğünü belirten Benthall, sonunda kontrolün sonsuz seçeneklerden değil, hayatı kişiden daha az şey talep edecek şekilde tasarlamaktan geçtiğini öğrendiğini söyledi.

Benthall’a göre seyahatin kendisine sunduğu en büyük lüks macera değil, daha az karar vermek oldu.

reklam

YORUM YAP