

ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES
Anadolu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Özer, hayat pahalılığı karşısında, vatandaşın başta gıda olmak üzere temel tüketim harcamalarını daha fazla kısmak zorunda kalacağını vurguladı. Prof. Dr. Mustafa Özer ile ekonomideki son gelişmeleri konuştuk.
* Orta Doğu’daki savaş bahane edilerek iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Gelir erimesini de düşününce vatandaşı nasıl günler bekliyor?
Her şeyden önce Türkiye net enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için enerji fiyatlarının artması maliyetleri doğrudan artırır. Bu etki sadece maliyet artışları ile sınırlı kalmaz. Ayrıca taşıma ve sigorta maliyetlerini de artırır. Enerji ithalatı arttıkça dövize olan talep de aratacağı için bu kur üzerinde artış yönünde baskı yaratır. Kur artınca ithal girdiler pahalı hale gelir.
Bu dış ticaret açığını, oradan da cari açığı artıracağı gibi enflasyon beklentileri de artmaya başlar. Enflasyon beklentilerinin artışı yeni fiyat artışlarını tetikler. İğneden ipliğe yapılan zamları sadece bu gelişmelerle açıklamak yeterli olmaz. Savaş bahane edilerek piyasa payları yüksek firmalar maliyet artışını aşan fiyat artışları yaptı. Kâr itilimli enflasyon dediğimiz süreç yine devreye girdi.
Bu yılın ilk üç aylık enflasyonu yüzde 10.04 oldu. Asgari ücretlinin alım gücü 25 bin 256 TL’ye düştü. SSK ve Bağ-Kur’un aldığı yüzde 12.19 zammın yaklaşık yüzde 82’si eridi. Bu tablo bize reel ücretlerle çalışanların açlığa, sefalete ve çaresizliğe mahkum olduğunu gösteriyor.
Artık Türkiye çalışan yoksulluğunun yaygın hale geldiği bir ülke oldu. Bir işinizin olması sizi artık yoksulluktan çıkarmadığı gibi daha da yoksullaşmanıza neden oluyor. En kötüsü de açlık sınırının artık bir sınır olmaktan çıkıp referansa dönüşmesi.

* Peki bundan sonrası daha mı zor günler olacak?
Bir kere gelecek günler çalışan yoksulluğunun daha artacağı, reel ücretlerin düşeceği ücretliler ve emekliler ise satın alma güçlerinin daha da düşeceği bir dönem olacak. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak vatandaşlar başta gıda olmak üzere temel tüketim harcamalarını bile kısmak zorunda kalacaklar.
Hanehalkı düşen satın alma gücü ve karşılaştığı hayat pahalılığı karşısında bazı temel gereksinimlerini karşılamak ve hatta kiralarını ödemek için bile daha fazla borçlanmaya ve kredi kartı kullanımına yönelecek. Emek gelirlerinden sermaye gelirine doğru örtük transferler artarak sürecek. Böyle giderse orta sınıf ortadan kalkacak, tasarruf yapamayan geniş bir kitle oluşacak ve hatta kiracı-ev sahibi, ücretli-sermaye sahibi gerilimi daha keskin hale gelecek.
RAFTAKİ FİYATA İNANIYORUZ
* 3 yıldır uygulanan sıkı mali politika ile enflasyon frenlenemedi. Burada hangi eksikler yapıldı?
Sorunun kaynağını doğru saptamak gerekir. Öncelikle bir istikrar programı açıklamak gerekir. Bir kere Bakan Şimşek ile bunların hiçbiri yapılmadı. Yurttaş uygulanan politikaların başarılı olacağına inanmıyor.
Dahası; adına menü maliyetleri dediğimiz ve enflasyon ortamında sık menü değiştirmenin maliyetinin fiyatlarda yapışkanlık, katlık yarattığını iddia eden teori işlemekte. Hizmet işletmeleri özellikle kafe ve restoranlar, oteller için menülerini sık değiştirmek oldukça maliyetli. Ama daha önemlisi yurttaş rafta gördüğü fiyata inanmakta.
HUKUK OLMADAN YATIRIM GELMEZ
* Türkiye ekonomisi için bir kurtuluş reçetesi var mı?
Mevcut ekonomi yönetimi anlayışıyla kalıcı istikrarı sağlamak hayal. Çünkü ekonomi, dar bir finansal bakış açısıyla ele alınmakta ve bu nedenle kısa vadeli finansal dengelere indirgenmiş durumda. Üretim yapısı, insan sermayesi ve kurumsal kalite ihmal ediliyor.
Kısa vadeli sermaye girişlerine dayalı, günü kurtaran politikalar uygulanmakta ve bu durum da enflasyonun kronikleşmesi, büyümede daralma, işsizlikte artış ve gelir dağılımında bozulmayı getiriyor. Öncelikle demokratik ve hukuki altyapının yeniden inşası gerekiyor. Bu olmadan ne yabancı yatırımların artması ne de iç tasarrufların yatırıma dönüşmesi mümkün.
KUR ŞOKU RİSKİ ARTIYOR
* Türkiye ekonomisi için önümüzdeki dönemde en büyük riskler neler?
Dış kaynak girişine dayalı büyümeye çalışan bir ekonomi, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda büyük riskler ile karşı karşıya kalabilir. İran savaşı, Ukrayna savaşı uzuyor. ABD ve İsrail’in saldırıları sürüyor. Bu sorunlar, ekonomide belirsizliği artırıyor. Böyle bir ortamda dış borçlanma risk primi (CDS) artar. Bu nedenle son zamanlarda olduğu gibi yabancı sermaye girişi azalacak ve çıkış artacak. Hem sermaye çıkışı hem de kış kaynak ihtiyacı artacak. Bu yıl için benim öngördüğüm dış kaynak gereksinimi 300 milyar dolar olacak.
Bu koşullar altında kur şoku riskinin artacaktır. Bunlar enflasyon beklentilerinin artmasına da neden olacak. AB’de işlerin kötü gitmesi dış kaynak gereksinimiz açısından önemli riskler barındırıyor. Ayrıca Türkiye ekonomisi ciddi iç siyasi risklerle de yüz yüze. Muhalefet partisine yapılan “siyasi müdahaleler” kurumlara olan güvensizliğin artıyor. Bu da doğrudan yabancı yatırımın gelmesi önünde engel oluşturuyor.
ENFLASYON YÜZDE 20’LERDE KALICI OLUR
* Enflasyonda bundan sonraki süreçte neler öngörüyorsunuz?
Bir kere Merkez Bankası’nın ve ekonomi yönetiminin söylemlerinin aksine enflasyonu öyle tek haneli rakamlara indirmek mevcut AKP iktidarın iktisat politikalarıyla pek olası gözükmemekte. Ayrıca iktidar kaynaklı iç siyasi gelişmeler de, enflasyonla mücadelede Orta Doğu’daki savaşla ortaya çıkan olumsuz koşullar kadar olumsuz etkiler yaratıyor.
Hizmet çekişli büyüme anlayışından tarım ve sanayi öncelikli büyüme stratejisine geçmedikçe enflasyon Türkiye’de en az yüzde 20’ler düzeyinde kalıcı hale gelecek ve en büyük iktisadi sosyal ve sınıfsal sorun olarak karşımızda olmaya devam edecek.
* Reel sektör de kötü bir dönemden geçiyor. İflaslar, büyüme ve işsizlik tarafında neler öngörüyorsunuz?
İmalat sanayi kapasite kullanım oranları tarihsel ortalamalarının çok altında. Reel kesim güven endeksi bile kötümser bölgeye geçmiş durumda. Bunlar bize eninde sonunda daha düşük büyüme, imalat sanayinde daralma ve sanayi istihdamında azalma yani işsizlikte artış olarak geri dönecek.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN