reklam
reklam
DOLAR 45,3783 % 0.22
EURO 53,2606 % -0.02
STERLIN 61,6134 % -0.06
FRANG 58,1724 % 0.23
ALTIN 6.821,91 % 0,08
BITCOIN 79.703,40 -2.228
reklam

SAĞLIKTA BİR KARA LEKE: Sİ-SER İŞİTME MERKEZLERİ VE MODERN UMUT TACİRLİĞİ

Yayınlanma Tarihi : Google News
SAĞLIKTA BİR KARA LEKE: Sİ-SER İŞİTME MERKEZLERİ VE MODERN UMUT TACİRLİĞİ
reklam

Gazetecilik, sadece olanı biteni anlatmak değil; kurumsal zırhların arkasına saklanan, “sağlık” adı altında vatandaşın cebine ve umuduna el uzatan odakları ifşa etmektir. Bugün, Bursa sokaklarında elinde bir kâğıtla, beş aydır alamadığı cihazının ve gasp edilen parasının hesabını sormaya çalışan o yaşlı amcamızın sessiz ama onurlu çığlığını manşete taşıyoruz.

Bir Fotoğrafın Acı Anatomisi: Si-Ser İşitme Merkezleri Önünde Bir “Adalet” Nöbeti

Fotoğraflara dikkatli bakın yanda devasa bir tabela: “Si-Ser İşitme Merkezleri”. Diğer yanda, o tabelanın tam altında, hakkını aramak için bir kâğıt parçasına sığınmış, günlerce kapı önünde bekleyen yaşlı bir amca. Elindeki notta yazanlar aslında bir suç duyurusu niteliğinde:

“Bu firma sahtekâr ve dolandırıcıdır! 5 aydır parasını ödediğim cihazı alamadığım gibi paramı da vermediler!”

Bu kare, Türkiye’de denetimsiz bırakılan bazı sağlık işletmelerinin geldiği son noktadır. Bir insan, ömrünün son demlerinde dünyayı duyabilmek için biriktirdiği parasını bir kuruma teslim ediyor ve karşılığında sadece sessizlik, oyalama ve vurdumduymazlık buluyor. Bu sadece bir ticaret hatası değil, bu bir insanlık suçudur.

Kurumsal Dolandırıcılık mı, İşletme Hatası mı?

Piyasada onlarca şubesi olan, reklamlarında “sağlık” ve “teknoloji” vurgusu yapan Si-Ser İşitme Merkezleri’nin bu tutumu bir istisna mıdır? Kullanıcı geri bildirimlerine baktığımızda, durumun sistematik bir mağduriyete dönüştüğünü görüyoruz.

Süreç genellikle şu şekilde işliyor:

  1. Güven Aşaması: Vatandaş içeri davet edilir, cihazın hayati önemi anlatılır ve peşin ödeme (veya kredi kartı çekimi) tahsil edilir.
  2. Oyalama Safhası: Para kasaya girdikten sonra cihaz bir türlü gelmez. “Gümrükte sorun çıktı”, “Merkezden bekliyoruz”, “Parça eksik” gibi bahaneler aylar sürer.
  3. Psikolojik Yıldırma: Vatandaş hakkını aramaya başladığında, karşısında muhatap bulamaz. Şube çalışanı genel merkezi, genel merkez şubeyi suçlar. Yaşlı insanlar kapı önlerinde bekletilir, telefonlar açılmaz.
  4. Paranın Üzerine Çökme: Ürün teslim edilemediği halde, iade süreci başlatılmaz. Vatandaşın parası, kurumun sermayesi haline getirilir.

Si-Ser İşitme Merkezleri’nin “Sağır” Kalan Vicdanı

Bursa’daki bu olayda, amcamızın günlerce şube önünde oturma eylemi yapmasına, pankart açmasına rağmen kurum yetkililerinin kılını kıpırdatmaması, kan donduran bir ilgisizlik örneğidir. O yaşlı adamın sesini duymayan, duymak istemeyen bir “işitme merkezi”, kime, neye hizmet etmektedir?

Vatandaşın parasını alıp ürünü vermemek, “biz parayı aldık, gerisi sizin sorununuz” demektir. Bu zihniyet, kurumsal bir yapıdan ziyade, profesyonel bir mağduriyet şebekesini andırmaktadır.

Yetkililere Açık Mektup: Bu Vurdumduymazlığa Kim Dur Diyecek?

Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) bu “modern soygun” düzenine ne zaman müdahale edecek? Bir vatandaşın, en temel hakkı olan duyma yetisini geri kazanmak için ödediği paranın üzerine çökülmesi, üstelik bu sürecin aylarca sürmesi, denetim mekanizmalarının iflas ettiğinin en somut göstergesidir. Si-Ser İşitme Merkezleri gibi kurumların lisansları; müşteri memnuniyeti, tıbbi etik ve ticaret kanunları çerçevesinde acilen mercek altına alınmalıdır.

SGK Dolandırıcılığı ve Kamu Kaynaklarının Gaspı

Konunun en vahim boyutu ise Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) üzerinden dönen muhtemel usulsüzlüklerdir. Bu karede gördüğümüz mağdur amcamız üzerinden SGK’dan herhangi bir “cihaz ödemesi” tahsil edilmiş midir?

Süreçteki karanlık nokta şudur: Birçok mağduriyet vakasında, firmaların vatandaşa cihazı teslim etmemesine rağmen, sistem üzerinden cihazı teslim edilmiş gibi gösterip devletten ödeme aldığı iddia edilmektedir. Eğer durum buysa, ortada sadece şahsi bir dolandırıcılık değil, “Nitelikli Kamu Dolandırıcılığı” suçu vardır.

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu firmaların Medula sistemi üzerindeki kayıtlarını incelemelidir.
  • Vatandaşın cebinden çıkan paranın yanı sıra, devletin kasasından çıkan milyonlarca TL bu tip kurumlar tarafından “hayalet cihazlar” üzerinden gasp ediliyor olabilir.

Buzdağının Altı: Sadece Bu Amca Değil, Yüzlerce Mağdur Var!

İnternet üzerindeki güncel şikayet platformları ve tüketici forumları tarandığında, Si-Ser İşitme Merkezleri’nin Türkiye genelindeki birçok şubesinde benzer bir “oyalama ve iade etmeme” stratejisi izlendiği görülmektedir. İşte o vakalardan bazıları:

Mağduriyet Yeri Konu Durum
İstanbul – Ümraniye 140.000 TL kredi çekilerek yapılan ödeme. 3 aydır cihaz yok, iade yok.
İzmir – Torbalı 70.000 TL ödenen cihazın teslim edilmemesi. Firma “merkezden bekliyoruz” diyerek aylardır oyalıyor.
Ankara – Sincan Sürekli arıza yapan ve tamir edilmeyen cihaz. Garanti süreci içinde muhatap bulunamıyor.
Bakırköy Kapora olarak alınan yüksek meblağların iadesinin reddi. Faturasız ve sözleşmesiz işlem yapıldığı iddiaları.

 

“Hayat Ağacı” ve Diğer “Altın” Tuzaklar

Özellikle son dönemde bazı şubelerde, “Hayat Ağacı” gibi süslü isimler altında, yaşlı vatandaşlara banka kredisi kullandırılarak fahiş fiyatlara (140.000 TL ve üzeri) ürün satıldığı, ancak bu kredilerin taksitleri başlasa dahi cihazların ortada olmadığı görülmektedir. Bu, sağlığı ticari bir pusuya dönüştüren sistematik bir yöntemdir.

 

 

 

O amcamızın elindeki o buruşuk kâğıt, sadece bir protesto değil, bu bozuk sisteme atılmış bir tokattır. Si-Ser İşitme Merkezleri, gasp ettiği o parayı ve o insanın çalınan beş ayını geri verene kadar bu konunun takipçisi olacağız.

 

 

 

Unutmayın: Sessiz kalmak, bu dolandırıcılık çarkının dönmesine izin vermektir. Sessiz kalmayacağız!

 

reklam

YORUM YAP