reklam
reklam
DOLAR 44,7137 % 0.21
EURO 52,3852 % -0.34
STERLIN 60,0410 % -0.19
FRANG 56,4710 % -0.15
ALTIN 6.789,18 % -0,35
BITCOIN 70.906,69 -0.762
reklam

Dünyada düşüş, Türkiye'de artış var: Türkiye’de sessiz HIV pandemisi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Dünyada düşüş, Türkiye'de artış var: Türkiye’de sessiz HIV pandemisi
reklam

Etlik Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Gönül Çiçek Şentürk, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla HIV enfeksiyonundaki artışa ve zamanında tanı koymanın önemine değindi.

Doç. Dr. Çiçek Şentürk, “AIDS, cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaşmaktadır. Öpmek, sarılmak, birlikte vakit geçirmek ya da aynı masada yemek yemek gibi durumlar kesinlikle bulaşıcı değildir. Cinsel ve kan yoluyla bulaşmaları tedavi ile neredeyse sıfıra indirebiliriz. Erken tanı ve tedavi ile HIV taşıyan bireyler AIDS evresine ilerlemiyorlar ve normal bir hayat sürdürebiliyorlar. Ayrıca, normal yollarla çocuk sahibi olabiliyorlar. HIV enfeksiyonu, alındıktan sonraki ilk 1 ay içinde, genel olarak halsizlik, yorgunluk, ateş, boğaz ağrısı, döküntü ve ishal gibi spesifik olmayan belirtilerle ortaya çıkabilir. Çoğu kişi bu belirtileri HIV enfeksiyonu ile ilişkilendirmez ve zamanla bu belirtiler kaybolur. Belirtiler yok olduktan sonra, kişiden kişiye değişmekle birlikte, genellikle 5-7 yıl içinde AIDS evresine ilerler. AIDS evresine geçildiğinde ise kilo kaybı, halsizlik, öksürük, balgam, gece terlemeleri ve nörolojik belirtiler gibi geniş bir yelpazede semptomlar gözlemlenebilir” şeklinde konuştu.

'ERKEN TANI İLE GELMELERİNİ İSTİYORUZ'

Doç. Dr. Şentürk, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak, “Amerika ve Avrupa'da HIV ile yaşayan kişi sayısında azalma gözlemlenirken, Türkiye'de son yıllarda ciddi bir artış yaşanmakta. Bu artışın nedenlerini araştırmak gerekir; ancak erken tanı, insanların yaşam konforunu artırmakta, normal bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olmakta ve bulaşmayı engellemektedir. Tanı geciktikçe hem bulaşma riski artmakta hem de tedaviye rağmen yaşam kalitesi azalmaktadır. Türkiye'de aslında sessiz bir pandeminin varlığından söz edebiliriz. Hastanemiz Kırım Kongo Kanamalı Ateşi sevk merkezi. AIDS nedeniyle kaybedilen hasta sayısı, Kırım Kongo'dan kaybedilenlerin sayısından 5 kat daha fazla. Ne yazık ki bazı hastalara ilk tanı yoğun bakımda konulmakta. Bazıları ise tüm çabalarımıza rağmen hayatlarını kaybediyor. Ancak erken tanı konulduğunda bireyler normal bir yaşam sürebiliyorlar. Türkiye'deki tedavi imkanları, birçok Avrupa ülkesine göre oldukça iyi; primer tedavi için çok sayıda ilaç geri ödeme kapsamındadır. Bugüne kadar tedavi isteyen ama alamayan hiç hastamız olmadı. Tek arzumuz, insanların erken test yaptırması ve zamanında tanı için başvuruda bulunmaları. HIV enfeksiyonu, günümüzde her yaş grubunu etkileyen bir hastalıktır” ifadelerine yer verdi.

Damgalanma korkusunun, test yaptırma önünde en büyük engel olduğunu dile getiren Doç. Dr. Şentürk, “Son 10 yıl içinde HIV açısından riskli davranışta bulunan kişiler lütfen test yaptırsın. Birçok şehirde belediyeler tarafından sağlanan anonim test merkezleri mevcut. Bu merkezlerde kimlik bilgisi vermeden test yaptırmak mümkün. Test sonucu pozitif çıkarsa, kişiye gerekli bilgiler sunulmakta ve yönlendirme yapılmaktadır. Gençlerde belirli bir yaş eğilimi var; ama günümüzde 7'den 70'e her yaştan bireyi etkileyen bir enfeksiyon. Erken tanı, hem bulaştırıcılığı azaltmakta hem de tedavi başarı oranını artırmakta ve konforlu bir yaşam sunmaktadır” açıklamasında bulundu.

reklam

YORUM YAP