reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.990,27 0.31
reklam

İzmir'de Tüberküloz Alarmı: Her 100 Bin Kişide 11,5 Vaka

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmir'de Tüberküloz Alarmı: Her 100 Bin Kişide 11,5 Vaka
reklam

İzmir'de tüberküloz vakalarına dair güncel bilgiler kamuoyuyla paylaşıldı.

İl Sağlık Müdürü Ayhan Kul, 4-10 Ocak Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası kapsamında yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi vererek, verem konusunda vatandaşların duyarlılığını artırmayı amaçladıklarını ifade etti.

Son yıllarda dünya genelinde ve Türkiye'de tüberküloz hastalığında hafif bir artış gözlendiğini belirten Doç. Dr. Ayhan Kul, ilerleyen süreçte toplumda aşılamanın teşvik edilmesinin hedeflendiğine dikkat çekti. “Türkiye'de, tüm dünyada olduğu gibi tüberküloz insidansı son yıllarda hafif bir artış gösteriyor. İzmir'de de her 100 bin kişide 11,5 tüberküloz vakası tespit edildi. İzmir'de 9 verem savaş dispanseri ile bu hizmeti sunuyoruz. Bu dispanserlerde 2025 yılına kadar yaklaşık 25 bin muayene gerçekleştirildi. 7 bin 500 akciğer röntgeni çekildi. 3 bin 600 test yapıldı. 1400 kişiye hastalıkları önlemek amacıyla profilaksi uygulandı.” şeklinde konuştu.

'Tedavi Süresi En Az 6 Ay'

İzmir'de 2024 yılında 559, 2025 yılında ise 533 verem hastasının kayda alındığını ve tedaviye alındığını aktaran Doç. Dr. Kul, “324 kişinin tedavisi devam ediyor. Hastalığa tanı konulması için ilimiz laboratuvarlarında 27 bin örnek tüberküloz yönünden incelendi. Dr. Suat Seren Eğitim Araştırma Hastanesi erişkin tüberküloz referans hastanesi olup, çocuk tüberküloz tanı süreçleri Behçet Uz Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmektedir.” dedi.

Tüberkülozdan korunmada 'BCG' aşısının yapıldığını belirten Kul, “Doğumdan sonra 2. ayda çocuklara bu aşı uygulanmaktadır. İkinci ayda yaptıramayan çocuklara daha sonra aşı yapılmaktadır.” dedi.

Bu aşı yapılmadığında tüberkülozun vücutta yayılabileceğini ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Kul, “Topluma bulaşabilen bir hastalıktır. Ayrıca ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilir ve tedavi süresi en az 6 ay ikinci ilaç tedavisidir. Vatandaşlarımızın duyarlı olmalarını ve tedavilerini yarım bırakmamalarını öneriyoruz.” şeklinde ifade etti.

İzmir'de 334 Hastaya İlaç Takibi

İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzman Doktor Ali Emre Çetinkol, bazı dirençli durumlarda tedavi süresinin bir yıla kadar çıkabileceğini belirterek, tedavinin yarım bırakılmasının olumsuz sonuçlara yol açabileceğini dile getirdi. Doktor Çetinkol, “Verem savaş dispanserlerinde hastalarımızı doğrudan gözetim altında tutuyoruz. Şu anda tedavi altında olan 334 hastanın ilaçlarını ya birebir gözetimle ya da çevrimiçi sistem üzerinden takip ediyoruz. Tüberküloz hastası, sadece kendisi değil, toplum için de önemli bir risk faktörüdür.” şeklinde konuştu.

Son günlerde sosyal medya ve diğer platformlarda aşı hakkında yanlış bilgiler dolaştığını belirten doktor Çetinkol, tüberküloz aşısının hastalığı engellemediği ve bazı otoimmün hastalıklara neden olduğu iddialarının yayılmaya çalışıldığını vurguladı. Tüberküloz aşısının 1921 yılından bu yana dünya çapında milyarlarca doz yapıldığını hatırlatan doktor Çetinkol, “Bu aşının bilimsel olarak otoimmün hastalığa yol açtığına dair bir bulgu yoktur. Tüm aşılama yöntemleri güvenlidir ve aşılar sadece bireyleri değil, toplumu koruyan bir bağışıklama zinciri niteliği taşır.” açıklamasında bulundu.

'Aşıyı Çocuklarımızın Kaybını Önlemek İçin Yapıyoruz'

Uzman Doktor Çetinkol, aşı ile ilgili açıklamalarına şöyle devam etti:

“Tüberküloz aşısı, uzun yıllardır kullanılan ve yan etkisi az olan bir aşıdır. Cilt altına uygulanmaktadır. Aşının 60 ile 90 gün aralığında yapılmasını istemekteyiz; fakat, 6. aya kadar yapılabiliyor. Yara izi, cilt altındaki reaksiyon sebebiyle oluşur, bu konuda endişelenecek bir durum yoktur. Tüberküloz aşısı olan kişilerin ileriki yaşlarda akciğer tüberkülozu olma ihtimali vardır.”

“Tüberküloz aşısının temel amacı, erişkinleri değil, çocuklarımızı tüberkülozdan veya menenjit gibi ciddi enfeksiyonlardan korumaktır. Bu durum %90 oranında hayat kayıplarına neden olabiliyor. Aşıyı, çocuklarımızı kaybetmemek için yaptırmalıyız. Ayrıca bağışıklık sistemini düzenleme etkisi bulunmaktadır. Mesane kanserinde de mesane içerisine yapılarak bağışıklık hücrelerini aktive eder. Aşılama işlemlerini yaptırmayı ihmal etmemelisiniz.”

reklam

YORUM YAP