

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sabit saat uygulaması ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın “şov” ifadelerine ilişkin TBMM'de bir basın toplantısı düzenledi.
Sabit saat uygulaması nedeniyle saat 20.00'den önce günün aydınlanmadığı için, öğrencilerin ve kadınların karanlıkta yolda olmanın getirdiği psikolojik etkilerden olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Gürer, şunları ifade etti:
– “Kış aylarında bu sabit saat uygulamasının oluşturduğu ciddi risklere ve tehlikelere dikkat çekmek istiyorum. Sabahın karanlığında gün doğmadığı için sabit saat uygulamasıyla don olayları yollarda daha sık görülmeye başlıyor.”
– “Gün ışığının gelişinden sonra, bu etkilerin bir kısmı çözülse de, bu durumdan mahrum kalındığı için birçok bölgede trafik kazalarının arttığını gözlemliyoruz. Bu uygulama, yalnızca enerji şirketlerinin kârlarını artırmak amacını taşımakta, öğrencilerin, kadınların ve genel olarak insanların ruhsal durumlarını dikkate almayan bir anlayış söz konusu. En azından kış aylarında yaşanabilecek sorunlara karşı duyarlı olunmasını bekliyorum.”
– “Don olayı genellikle bahar mevsiminde daha fazla görülüyor. Bugün sabah yola çıktığımda karanlıkta insanlar birbirlerini tanımakta zorlanarak işe gitmek zorunda kaldılar. Bu zulümden vazgeçilmesi ve sabit saat uygulamasının sona erdirilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, İTÜ işbirliğiyle rapor alındığını iddia ettikleri durumda, İTÜ'nün böyle bir biriminin olmadığını, muhalefetin ortaya koyduğu durumu daha iyi bir şekilde açıklamaları gerektiğini düşünüyorum.”
– “Bu işin yararlandığı yegâne kesim enerji şirketleri. 07.30 civarında Meclis'e gelirken hava hala karanlık oluyor, bu da beni odanın lambalarını açmaya zorlayarak enerji şirketlerine dolaylı bir destek sağlıyor. Ancak bu katkının vatandaşların yaşam kalitesini artıracak şekilde değerlendirilmesini umuyorum. Bu anlayıştan vazgeçilmeli.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın “Tüm vatandaşlarımız için uzun vadeli politikalar yürütürken bazı kesimler şovdan başka bir şey üretmiyor” sözlerine yanıt veren Gürer, “Sayın Bakan, 24 senedir Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda, sizin uzun vadeli politikalarınız sonucu bugün geldiğimiz nokta yoksulluk ve yokluktur. 2008 yılında emeklilerin kat sayısını yüzde 70'ten yüzde 30'a çekmeseydiniz, en düşük emekli maaşı bugün 40 bin lira olabilirdi. Neyin şovundan bahsediyorsunuz?” diye sordu.
“HODRİ MEYDAN, BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNİN TÜMÜNÜ BELEDİYE KADROLARINA ALIN”
Gürer, iktidarın işçinin, emeklinin, esnafın ve çiftçinin yaşamlarını daralttığını ve şu ifadeleri kullandı:
– “Uzun vadeli düşünüyoruz diyorsunuz ama insanların cebindeki parayı almak, yokluğa ve yoksulluğa sürüklemek midir? Bugün Türkiye'deki çalışma yasaları, eğer modern köleliğe dönüşmüşse, bunun tek sorumlusu siyasi iktidardır. 'Emekli derler, işçi derler ama kendi belediye işçilerinin hak ettiği ücreti ödemezler' demiş. ”
– “Sayın Bakan, yönettiği kurumdan haberdar değil herhalde çünkü belediyelerdeki şirket işçilerinin çalışma koşullarını belirleyen 696 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi var. Belediye şirket işçilerinin tayin ve terfi hakkı yok. Kendilerine dair maaş tespitindeki kısıtlamaları ve özlük haklarını daraltan da siyasi iktidardır.”
– “Hadi hodri meydan, belediye şirket işçilerinin tamamını belediye kadrolarına alın. Onların da diğer belediye çalışanları gibi hak ettikleri ücreti almaları sağlansın. Belediye şirket işçiliğini kim yarattı? Cumhuriyet Halk Partisi mi, yoksa Cumhuriyet Halk Partili belediyeler mi?”


