reklam
reklam
DOLAR 43,5420 % 0.04
EURO 51,4777 % 0.07
STERLIN 59,4569 % -0.03
FRANG 55,9694 % -0.1
ALTIN 6.857,50 % -0,76
BITCOIN 70.790,11 -7.221
reklam

Sözümüz nettir ve arkasındayız

Yayınlanma Tarihi : Google News
Sözümüz nettir ve arkasındayız
reklam

MEMDUH BAYRAKTAROĞLU / NEFES

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile partinin Ankara’daki genel merkezinde gerçekleştirdiğimiz sohbetin detaylarını sizlerle paylaşıyorum. Sorularıma verdiği cevapları analiz etme gereği duymadım. Bu yüzden, değerli bulduğum bu söyleşiyi okuyup kendi yorumunuzu yapmanızı rica ediyorum.

SORU: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki partisinin grup toplantısında “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” ifadelerini kullandı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CEVAP: Ekim 2024 itibariyle MHP’nin çıkışları oldukça cesur bir nitelik taşımakta. Yıllardır özgürlük ve demokrasi özlemi çeken bu toplumun her bireyi huzura kavuşma arzusu taşıyor. Anadolu ve Mezopotamya’nın da huzura ihtiyacı var. Devlet bey haklı; birbirimizi anlamakta zorluk çekebiliriz ancak umuyorum ki karşılıklı anlayışla bu meseleleri çözmeyi başarırız. Zaman zaman zorluklarla karşılaşabiliriz, bu yüz yıllık bir yola çıktığımızın da bilincindeyiz. Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin liderinin bu konudaki yaklaşımı bir ilk olma niteliği taşıyor ve bunun ne kadar değerli olduğunu kelimelerle ifade edemem. Öcalan’ın 40 yıldır bulamadığı bir muhatap var artık. Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin alışılmışın dışında yaklaşımıyla mümkün oluyor. Sayın Bahçeli bu süreçte cesur adımlar attı. Şimdi bu yolu adalet, hukuk ve demokrasi ile inşa etmeliyiz. Biz de diyoruz ki ‘coğrafyamız barışa, hukuk rayına ve bu halk hak ettiği bahara kavuşuncaya kadar sözümüz nettir.’ Sayın Bahçeli’nin ‘dediğimizin arkasındayız’ ifadesine büyük bir anlam veriyoruz. Bu perspektifin hayata geçirilmesi ise iktidarın sorumluluğudur.

SORU: Öcalan’ın görüşmelerin başlangıcında tahliye veya af gibi bir talepte bulunmadığını belirtmesi, partinizin sürekli af istemesine dair gerçekçi bir yaklaşım değil mi? Yoksa yanlış mı anlaşıldı?

CEVAP: Bizim ifademiz şuydu: Sayın Öcalan, süreci yürütecek en yetkili kişidir fakat özgür yaşam ve müzakereleri sürdürebilmesi için koşullarının sağlanması gerekmektedir.

Türkiye bizim ülkemiz, onu kimseye vermeyiz

SORU: Türkiye'de özerk bir Kürt bölgesi kurmak gibi bir hedefiniz olduğu iddialarına ne yanıt vereceksiniz?

CEVAP: 21. Yüzyıldaki küresel ve ulusal düzende, Türkiye’nin yeni bir merkez-yerel ilişkisine ihtiyacı var. Bu, sadece Kürtlerin yaşadığı yerler için değil, tüm ülke için ve özellikle büyük şehirlerde oldukça önemlidir. Merkez ve yerel arasında yeni bir formül geliştirerek hem merkezdeki sorunlara çözüm bulabiliriz hem de yereli güçlendirebiliriz. Hedefimiz Türkiye’yi bölmek değil, demokrasiyi genişletmektir. “Özerk bölge” tartışması ise bulunmamaktadır. Talebimiz güçlü yerel demokrasi, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşam vurgusudur.

Cumhuriyetimizin 102. yılını geride bırakırken kendimize şunu sormalıyız: “Bu cumhuriyeti gerçekten hepimizin cumhuriyetine nasıl dönüştürebiliriz?” İşte bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Cumhuriyeti yeniden kurmaya gerek yok ancak onu demokratikleştirip, herkesi kucaklayan bir yaşam biçimi oluşturmalıyız.

SORU: Türkçülük ve üniter yapı hassasiyeti olan çevreler, söylediklerinizin partinizle örtüşmediğini düşünerek, yeni bir devlet kurmak istediğinizi öne sürüyorlar. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

CEVAP: Belki biz kendimizi yeterince iyi ifade edemedik, ve yıllar boyunca yanlış algılar oluşturuldu. Bu çevrelerin düşünceleri bizim asıl hedefimizi değiştirmiyor. Biz bu toprakların evlatlarıyız; Kürtler, yüzyıllardan beri burada yaşıyor. Türkiye’yi bölme hedefimiz yok. Bu ülkede onurlu ve özgür bir yaşam istiyoruz. Türkiye bizim ülkemiz ve bunu kimse bizden alamaz. Hukuk dışına itilmiş Kürtlerin haklarının korunması gerektiğine inanıyoruz; bu sadece onlara değil, hepimize lazım.

Anayasada etnik kimlik olmasın

SORU: Vatandaşlık konusunda anayasada bir değişiklik talebinizi öne süren haberler hakkında ne düşünüyorsunuz?

CEVAP: Yüzyıl önce ulus-devlet inşa edilirken, imparatorluktan devralınan kalanlarla hakim bir ulus oluşturulmaya çalışıldı. O zamandan beri Türkiye’de Türklük, bir kesim haricinde çoğunlukla etnik bir kavram olarak algılandı. Biz ‘Türk’ ve ‘Kürt’ ifadelerinin yan yana gelmesini önermiyoruz. TBMM Komisyon Raporumuzda bu konuyu ele aldık. Önerimiz, “Anayasal vatandaşlık tanımının etnik vurgusuz, kapsayıcı bir biçimde gözden geçirilmesi”dir. Biz ‘hiçbir etnik kimlik vurgusu olmasın’ diyoruz, Türkiye yurttaşlığı vurgusu olsun!

Devlet Bahçeli ile Tuncer Bakırhan tokalaşma

Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te Tuncer Bakırhan ile tokalaşmasından sonra Terörsüz Türkiye süreci başlamıştı.

Türkçe kendi dilimiz!

SORU: Son zamanlardaki açıklamalarınızda Türkiye’deki Kürtlerde artan duygusal kırılma ve ırkçılık konusunu açıklayabilir misiniz?

CEVAP: Türkiye’de son dönemlerde hem siyasi hem de iktisadi nedenlerden ötürü ciddi bir ırkçılığın geliştiğini ve Kürtlerin buna çok rahatsız olduğunu belirtmek isterim. Bu, Türkiye’nin genelinde görülmese de, ırkçı söylemler toplumu kışkırtmaktadır. Asıl ırkçılığı büyüten, bu söylemlere karşı yeterli tepki verilmemesi ve toplumun sessiz kalmasıdır. Bu nedenle ırkçılığa karşı durmalıyız.

SORU: Partinizin ve örgütün de bu meseleyi yalnızca Kürt hakları perspektifinden değerlendirmesi, ırkçılık olarak düşünülebilir mi? Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi ırkçılık sayılabilir mi?

CEVAP: Kürt halkının haklarını savunmak, bir eşit yurttaşlık mücadelesidir. Irkçılık, hakları gasp edip kimliğin inkâr edilmesidir. Kürtçe anadil hakkı, kimseye üstünlük değil, ayrımcılığın sona ermesi anlamına gelir. Türkçe bizim resmi dilimiz ve bu konunun tartışmaya açılması söz konusu bile olamaz. Türkiye'nin resmi ve ortak dili Türkçe'dir. Ancak Türkiye’nin vatandaşı olan Kürtlerin, kendi anadilinde eğitim alma hakkı gasp edilemez ve bu, kimse için bir tehdit değildir.

Suriye’deki istikrar Türkiye’yi güçlendirir

SORU: Suriye'de SDG ile merkezi yönetim arasında imzalanan anlaşmalar gündemin önemli maddesi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CEVAP: Suriye’deki Kürtler, “çözüm Şam’da” görüşünde. Üniter bir yapıdan yanalar. Suriye’nin demokratik bir karakter kazanması, Türkiye’yi güvenlik açısından olduğu kadar siyasi ve iktisadi olarak da güçlendirecektir. Türkiye, Suriye’de iç barışa yatırım yapmalı ve halkların haklarını savunmalıdır.

SORU: Yeni bir Orta Doğu mu kuruluyor? Kuruluyorsa nasıl bir Orta Doğu düşünülüyor?

CEVAP: Orta Doğu'daki gelişmeler, çoğunlukla devletlerin tutumları ve etnik kimliklerle konuşulmasına rağmen, önemli bir eksen yaşam biçimleriyle ilgilidir. Yeni Orta Doğu, seküler yaşam biçimlerinin korunmasına yönelik bir hedefle kurulmalıdır.

SORU: İsrail ile olan ilişkileriniz nasıl?

CEVAP: DEM Parti olarak, İsrail ile herhangi bir ilişki içinde değiliz.

Karara kim riayet etmezse 86 milyon ve tarih affetmez

Silah yakım eylemi

SORU: Temsili bir silah yakım eyleminin ardından, örgütün silahsızlanmadığı iddialarına ne diyeceksiniz?

CEVAP: Örgüt, Mayıs ayında sembolik olarak silahlarını yaktı. Türkiye’ye siyasi ve toplumsal hayata dahil olmak istediklerini ve silah bırakma kararlarının taktik değil stratejik olduğunu birkaç kez belirttiler. Ancak yasal düzenlemeler konusundaki gecikmeler, süreci zorlaştırmaktadır. Türkiye’nin gündemi artık şiddet değil, demokrasi ve hukuktur.

SORU: Alınan kararlara uyulmazsa ne olur?

CEVAP: Türkiye’nin barış ve huzuru için alınan kararlara uymayan 86 milyon insanı affetmez, tarih de affetmez.

Süreci başarıya ulaştırmalıyız

SORU: Son gelişmeler sonrasında sürece dair düşünceleriniz değişti mi?

CEVAP: Türkiye’nin barışa ihtiyacı var. Bu sürecin başarıyla sonuçlanması için çalışmalıyız. Süreçte inişler ve çıkışlar olabilir. Ayrılıkları bir kenara bırakıp ortak noktalarımızı çoğaltmalıyız. İktidarın zaman zaman süreci olumsuz etkileyen açıklamaları oluyor; tüm partilerin halkın geleceğini kendi siyasi çıkarlarının önünde tutması gerekir.

SORU: Bu tür eleştiriler, tavrınızı olumsuz etkiliyor mu?

CEVAP: Barışa olan inancımızı sarsmaz ancak partimizde bazı rahatsızlıklara yol açıyor. Ülkenin ve halkın en büyük ihtiyacı, bu süreçten başarıyla çıkmamızdır.

reklam

YORUM YAP