

Türkiye'nin dört bir yanında çiftçilerin sesi yükseliyor.
Karadeniz'de fındık üreticileri, İç Anadolu'da tahıl çiftçileri, Güneydoğu Anadolu'da pamuk üreticileri ve Ege Bölgesi'nde turunçgil yetiştiricileri, artan girdi maliyetleri ve düşen ürün fiyatları nedeniyle tepkilerini dile getiriyor.
Aydın'ın Nazilli ilçesindeki Pirlibey Mahallesi’nde çiftçiler, girdi maliyetlerinin artışı ve düşük satış fiyatları nedeniyle tarımda durma noktasına geldi. Üretim yapamayan pek çok çiftçi, portakal bahçelerini her geçen yıl sökme kararı aldı.
Eski Pirlibey Belediye Başkanı Hüseyin Orasan, “Portakal artık işçiliğini bile kurtaramıyor. Ürünü satıyoruz fakat işçi ücretini, mazot ve gübre masraflarını karşılayamıyoruz” diyerek yaşadıklarını anlattı.
Orasan şöyle devam etti: “Yaklaşık 20 dekara yakın portakal bahçemiz vardı. Her yıl portakalları sökerek en son kalan kısmını da söktük. Artık portakaldan gelir elde edemiyoruz. İşçiliği bile karşılayamaz hale geldik. Önceden 10 dekar arazide 3-4 çocukla bir aile geçinebilirken, şimdi karnımızı doyurmakta zorlanıyoruz. Bu aydınlık toprakların hali bu; kuraklık da durumu daha da zorlaştırdı. Bu arazilere su bir defa veriliyor ve bunu önleyemedik.”
'30 Yılımı Verdim'
Söktüğümüz bahçeyi görebiliyorsunuz. Hiçbir gelir getirmediği için sökülen ağaçları oduncuya bedava verdik. “Sökün, alın gidin, temizleyin” dedik. Böyle bir duruma geldik. Burada portakal para etmediği için herkes bahçesini söküyor. Geçen yıl bu arazileri ekerken gübre aldık, Tarım Kredi'den resmi bir kurumdan faiz dahil 240 bin lira harcadık. Bu yıl aynı gübre için kooperatife gittiğimde, “400 bin lira” dediler; bu faiz hariç. Biz nasıl ekeceğiz, ne yapacağız? Bu yüzden alternatif bir yol bulamadığımız için ağaçlarımızı söküyoruz, çiftçilikten vazgeçiyoruz. 10 dekar arazi ile geçinen bir aile, şimdi 100 dekarla geçinemez hale geldi.
Portakalı bu hale getirmek için tam 30 yılıma mal oldu. İki çocuğuma vermediğim emekle bunu yaptım. Ancak sonuçta hiçbir emeğin karşılığını alamadık ve şimdi bu duruma düşmek zorundayız. Bu bize reva mı? Bizi yok saymak ne kadar adil? Nereye doğru gidiyoruz böyle?”
'Mısır Ektik, Para Getirmedi; Yonca Ektik, Portakal Bitti'
Pirlibey Mahallesi’nden Neclat Yeşil de benzer dertlerini paylaşarak, “Biz de portakalcıyız. Gübre fiyatı bin 900 lira oldu. Evimizde biraz portakal var ama satamıyoruz; depolama imkanımız olsa bile 14-15 lira fiyat veriyorlar. Sürekli ilaç atıyoruz ama masraflarımızı karşılayamıyoruz. Toplama için bin 200 liraya, işçilik için de 2 bin 500 lira verdik. Kadın işçilere bin 250, erkek işçilere 2 bin lira yevmiye ödüyoruz. Böyle bir ortamda para kazanamıyoruz. Portakala 15 lira veriyorlar ama bizim burada bu fiyattan alıcı yok. Hükümet ne yapacak bilmiyoruz. Durum çok kötü. Mısır ektik ama para getirmedi, yonca ektik ama pamuk kalmadı.” dedi.
'Topraklarımızı Satıyoruz'
Üretici Yusuf Yelken de yaşanan duruma dair tepkisini dile getirdi: “Artık çiftçiler karnını doyuramaz hale geldi; şehirlere ürün yetiştirmekle meşgulüz. Elimize para girmeden bu işi neden yapalım? Karpuz yetiştiricileri tarladan ürün toplayamazken, portakal üreticileri ağaçlarını kesiyor, buğday üreticileri satamıyor. Biz, sadece var olmak istiyoruz, köle gibi çalışmak istemiyoruz. Büyük Menderes Vadisi dünyanın en verimli topraklarına sahip, ama tarım arazileri villa alanlarına dönüştürülüyor. Bu durum Türkiye’nin değil, dünyanın kaybıdır. Gelir olmayınca toprağımızı satıyoruz. Devlet fiyat düzenlemesi yapmalı ve çiftçiye milli gelirden pay vermelidir. Aksi takdirde topraklarımızı satacağız, ekmeyeceğiz.”
'Tane Tane Topladık, Talep Yok'
35 yıldır turunçgil işinde çalışan 66 yaşındaki Hüseyin Yeşil, “Bu yıl Şubat ayında satmamız gereken portakalın hala talibi yok. Bin 700 kasa ürünümüz depoda. Depoya koyma maliyeti yaklaşık 120 bin lira. Kilo başına 4-5 lira maliyet var. Depo ilaçlandı ama talep yok. Piyasada 15 lira deniyor ama alan yok. Satamazsak suluk gider, o da olmazsa çöpe döner. Tane tane topladık ama talep yok. Mısır’dan gelen portakalın etkisi büyük. Böyle devam ederse seneye bu işten vazgeçeriz; ağaçlarımız kesime gider, arazimiz boş kalır. Ne ekeceğimizi de bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.


