reklam
reklam
DOLAR 43,1388 % 0.21
EURO 50,2459 % -0.08
STERLIN 57,9216 % -0.16
FRANG 53,8831 % 0.06
ALTIN 6.251,35 % 0,91
BITCOIN 90.647,10 0.221
reklam

ABD Tarihini Geri Sardı

Yayınlanma Tarihi : Google News
ABD Tarihini Geri Sardı
reklam

ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Dr. Sinan Ülgen, ABD'nin Venezuela üzerindeki müdahalesini ve Grönland ile ilgili planlarını masaya yatırdı. Ülgen'in vurguladığı ana başlıklar ise şöyle:

➜ ABD'nin Venezuela Hamlesi Ne Anlama Geliyor?

ABD'nin müdahalesi yalnızca Maduro'yu devirmekle sınırlı kalmayıp, çok daha geniş bir vizyonun parçası. Trump yönetimi, yeni bir Monroe Doktrini'ni hayata geçirmeyi amaçlayarak Amerikan gücünü tüm kıtada görünür kılmak istiyor. Uzun vadede rakip olarak gördüğü Çin ve Rusya gibi ülkelerin bölgedeki nüfusunu sınırlamaya çalışıyor. ABD, orta ve uzun vadede Çin ile stratejik bir rekabet içinde ve bu duruma hazırlıklı olmayı hedefliyor; bunun yalnızca ekonomik ve siyasi değil, askeri boyutu da mevcut.

➜ Trump, Venezuela'nın Dışında Grönland ve Diğer Ülkeleri de Tehdit Etti

ABD, Çin'e karşı güvenliğinin zayıf kalabileceği bölgelerin Amerikan kontrolünde olmasını istiyor. Trump, “Çin, Grönland’ı kullanarak Amerika'yı tehdit edebilir” şeklinde bir yaklaşımda bulunuyor. Bu durum Panama için de geçerli. Yeni dünya, çatışmalarla dolu bir sürece doğru ilerliyor. ABD, tarihi bir dönüşüm gerçekleştirmekte.

➜ Tarihi Ne Anlamda Geri Sarıyor?

ABD'nin müdahalesi, 19. yüzyıl uluslararası ilişkiler düzenine geri dönüş anlamına geliyor. Bu düzen, büyük güçlere belirli nüfuz alanları tanıma anlayışını benimsiyordu ve bu yaklaşımın insanlığa ne denli büyük acılar yaşattığını iki dünya savaşında gördük. Hitler, Nazi Almanyası dönemiyle kendi sınırlarının dışındaki yaşam alanlarını genişletmek istemişti. Şimdi Trump da benzer bir yol izlemekte. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları da bu yapının bir parçasıdır. Nüfuz bölgesi kavramı günümüzde tekrar ön plana çıkarken, bu durum ulus devletlerle çatışmalara yol açabilir.

➜ Bir Devlet Başkanı Gece Evinden Alındı, Uluslararası Hukuk ise Görmezden Gelindi…

Uluslararası hukuk, böyle bir eyleme izin vermez fakat benzer olayları geçmişte yaşamıştık. Her ne kadar endişe verici olsa da, bu hareket tarzının gerekçelendirilmesi için bir uluslararası ilişki felsefesi mevcut. Nüfuz bölgeleri ve Monroe Doktrini gibi kavramlar üzerinden şekillenen bu felsefe, dünyayı, dolayısıyla Türkiye'yi artan güvenlik endişeleriyle karşı karşıya bırakıyor. Grönland, geleceğimiz açısından Venezuela'dan daha kritik bir hal alabilir.

İLİŞKİLERDE ONARILAMAZ YARALAR AÇABİLİR

➜ ABD'nin Venezuela Müdahalesine Avrupa'dan Neden Kınama Gelmedi?

Maduro'nun giderek artan otoriter tutumu üzerine Avrupa, Ukrayna savaşı sebebiyle meseleye eleştirel bir yaklaşımda bulunmak istemedi. Ancak Grönland, Avrupa için hayati bir nokta. Grönland meselesi gündeme gelirse, ABD'nin askeri seçenekleri de devreye girebilir. Grönland'ı zorla kendine bağlama girişimleri, Amerika-Avrupa ilişkilerinde onarılamaz yaralar açabilir.

Dönüm Noktasındayız

➜ Bu Süreç Yeni Bir Dünya Savaşına Yol Açabilir mi?

Yeni bir dünya savaşı ihtimali zayıf; fakat Avrupa'nın güvenliğinde ve caydırıcılığında belirgin bir azalma söz konusu. Ukrayna'da yaşananların başka bir Avrupa ülkesi için de geçerli olabileceği bir dönemle karşı karşıyayız.

➜ Daha Kaotik Bir Döneme mi Giriyoruz?
İyimser bir bakış açısıyla, ABD'de 2026 Kasım'da ara seçimler yapılacak, bu dengeleyici bir faktör olabilir. Trump'ın eylemleri, ABD halkı nezdinde karşılık bulmayabilir. Tarihsel dönüm noktaları; 1. ve 2. Dünya Savaşları, BM sistemi ve duvarın çöküşü gibi her bir dönüm noktası yeni bir dönem başlatmıştır. Şimdi de tüm bu süreçler, yeni bir döneme girdiğimizi göstermektedir.

ABD, Çin’i Kendine Rakip Görüyor

➜ ABD'nin Venezuela veya Diğer Ülke Saldırıları Uzun Süreli mi Olacak?

Uzun vadeli değişimler söz konusu. Amerika, rakip olarak Çin'i belirledi. Çin'in ticaret fazlası 1 trilyon doları geçince, bu durum ülkelerin karşılayabileceği bir yük olmaktan çıktı. Avrupa'da insanları radikal sağ partilerin peşine düşürüyor. Trump'ın iktidara gelmesi de bu sürecin bir yansıması. Güvenlik risklerinin arttığı bir dönemdesiniz; ABD-AB ilişkileri, ya Trump döneminde tam anlamıyla kopabilir ya da sonraki yönetim tarafından bir miktar onarılabilir, ancak asla eski haline dönemeyecektir.

➜ Sonuçları Ne Olacak?

AB, savunma ve güvenlik politikalarında Türkiye’yi dışlarsa büyük bir risk taşır. Ancak Türkiye'nin dahil edilmesi durumunda, özellikle Çin'den uzaklaşan bir Avrupa ile derin ekonomik ilişkiler kurulabilir. Avrupa'nın Türkiye'ye yeni bir bakış açısıyla yaklaşması gerekiyor. Bu, hukukun üstünlüğü ve temel haklar noktasında adım atmayı gerektirir.

Entegrasyonun Korunması Gerekiyor

➜ Türkiye'nin İlişkileri İlerleyen Dönemde Rusya ve Çin mi Olacak?

Rusya ve Çin ile de işbirliği zor görünüyor. Türkiye, Avrupa ekosistemi içinde yer almakta; ihracatının yüzde 60'ı Avrupa’ya giderken, yabancı yatırımların da yüzde 70'i buradan sağlanıyor. Çin ve Rusya ile iletişimimiz mevcut, ancak daha çatışmacı bir gelecek tüm bunları zorlaşabilir. “Güvenliğimi Rusya ve Çin üzerinden sağlamalıyım, ekonomimi Avrupa üzerinden yürütmeliyim” seçeneği Türkiye için geçerli olmayacak. Ülkeler tercihlere zorlanacak. Bu nedenle Avrupa ile entegrasyonumuzu korumalıyız.

reklam

YORUM YAP